wag the dog

1 /
heidi heidi
köpeğin kuyruğu değil kuyruğun köpeği sallaması durumu. ismi bile süper anlamlı bir barry levinson filmi. günümüz işleyen sistemlerine göndermeli eğlenceli film.
halilto halilto
insanın hayal gücünü zorlayan ve abartı bir şekilde de olsa politik olayların aslında göründüğü gibi olmayabileceği konusunda ufkumuza level atlatmış filmdir.
mavi erkan mavi erkan
(bkz: başkanın adamları)

propaganda'nın önemini anlatan film. kesinlikle izlenmeli. geçmişi daha iyi anlamak, bugünkü ve gelecekteki olaylara da bakış açısını değiştirmek için gerekli.

her zaman düşünmüşümdür zaten. hollywood sadece hollywood olamaz.
ctrl x ctrl x
film propagandanın nasıl işlediğini ve seçimlerde nasıl iş
gördüğünü gösteriyor bize. siyaseti bir kenara koyarak bu
propaganda işini, göz boyama mevzusunu şumüllendire biliriz.
___________________________________________

göz boyama doktorlari- wag the dog


on yıl kadar önce, ilk kez amerika’da yeni bir doktorluk türü ortaya çıktı:

göz boyama doktorluğu!

i̇ngilizce, “spin-doctor” denilen göz boyama doktorla­rının uzmanlık alanı, olmayan bir şeyi varmış gibi gösterip geniş halk kitlelerini yanıltmak, aldat­maktır. göz boyama doktoru olabilmek için bitirilme­si gereken herhangi özel bir üniversite yoktur! göz bo­yama doktoru olacak kişinin çok kurnaz olması, üstün konuşma ve yazı yazma yeteneklerine sahip bulunma­sı, insanları hangi yollardan nasıl kandırıp uyutacağı­nı çok iyi bilmesi, müthiş korkusuz, saygısız ve çok ah­laksız olması gerekmektedir!

günümüzde göz boyama doktorları amerika ve batı avrupa’da devlet başkanlarına, başbakanlara ve siyasi parti genel başkanlarına hizmet ediyor ve kor­kunç paralar kazanıyorlar. üstün yetenekli bir göz bo­yama doktorunun neleri başarabileceğini göstermek için, bir süre önce londra’da izlediğim bir filmi çok kı­sa olarak sizlere özetleyeceğim. filmin adı, “kuyruk köpeği sallıyor”. (türkiye’de “başkanın adamları” adıyla oynamıştı. 1997) daha ilk adımda kafanız karışma­sın, bu söylem i̇ngilizcede bir deyimdir. doğal olanı, köpeğin kuyruğunu sallamasıdır. ama ne zaman ki çoğunluğun değil de azınlığın sözü geçer, işte o zaman, kuyruk köpeği sallıyor denilir. filme neden böyle bir ad verilmiş, biraz sonra anlayacaksınız.

filmin ana konusu şu:

amerika’da başkanlık se­çimlerine iki hafta kalmıştır. mevcut başkan, bir dö­nem daha seçilmek istemekte ve kamuoyu yoklamala­rı da başkanın yeniden seçileceğini göstermektedir. i̇ş­te tam bu sırada bir skandal patlar. amerika devlet başkanının beyaz saray’ın oval ofisi’nde bir kadına cinsel tacizde bulunduğu haberi duyulur! eğer bu ha­berin yayılması önlenemezse, başkanın seçimleri kay­betmesi kaçınılmazdır. i̇şte bu koşullarda çare bulmak, ortalığı temizlemek, başkanın danışmanlarından göz boyama doktoru roni‘nin omuzlarına yüklenir. film­de, göz boyama doktoru roni’nin rolünü ünlü aktör robert de niro oynamaktadır. göz boyama doktoru roni, hemen kafasında bir senaryo hazırlar. amerikan halkının dikkatini cinsel taciz olayından başka bir yö­ne çekmek için, bir savaş gereklidir! ama o sırada amerika’nın savaş içinde olduğu bir ülke yoktur. göz boyama doktoru roni, sanal yani uydurma bir savaş yaratır: arnavutluk, elindeki nükleer bombalarla amerika’ya savaş açmıştır!

roni’nin bu sanal savaş se­naryosunu duyan diğer danışmanlar sorarlar, neden arnavutluk?

çünkü amerikalılar, arnavutluk’un nere­de olduğunu bile bilmezler, diye cevap verir göz boya­ma doktoru roni! amerikan halkını aldatacak senar­yo artık hazırdır, şimdi sıra bunu sahneye koyacak bir yönetmenin bulunmasına gelmiştir.

göz boyama dok­toru roni, o kişiyi de hemen bulur. hollywood’un yete­nekli ama doyumsuz sinema yönetmeni stan moss, bu çılgın senaryoyu sahneye koyacaktır, karşılığında da amerika birleşik devletleri büyük elçisi unvanına ka­vuşacaktır.

filmde stan moss rolünü, çok ünlü oyuncu dustin hoffman oynamaktadır. anlaşma sağlanır ve vaşington’daki bir film stüdyosunda uydurma savaşın sahneleri çekilir, arnavutluk’un amerika’ya savaş ilan ettiğini duyuran tüm televizyon kanallarına dağıtılır.

amerika devlet başkanı, cesur ve kararlı mesajlar yavınlayarak halkın desteğini kazanır, popüleritesini ar­tırır. amerikan halkı zokayı yutmuş, arnavutluk’la bir ş savaş olduğuna inanmıştır ama, başkanın seçimlerde rakibi olan amerikalı senatör oyunu çakar, cia’yı dev­reye sokar. seçime sekiz gün kala, cia savaşın bitmiş olduğunu duyurur, işler yine sarpa sarmıştır, başkanın danışmanları bu kalan sekiz gün amerikan halkını nasıl uyutacaklarını bilemezlerken göz boyama dok­toru roni yine imdatlarına yetişir. senaryosunun ikin­ci perdesini anlatır: savaş bitmiştir ama, wilyam şuman adlı bir amerikan çavuşu arnavut gerillalarının elinde tutsak kalmıştır! şimdi başkan, bu tutsağın kur­tarılması için devreye girecektir! yine aynı film stüdyo­sunda, gerillaların elinde işkence görmüş çavuş vil­yam şuman’ı görüntüleyen sahneler çekilir ve ameri­kan televizyon kanallarına dağıtılır! milliyetçilik duy­guları çok güçlü olan amerikan halkı galeyana gelir. göğüs kısmında, “fuck albenia” yani “arnavutluk’u si..m” yazlı gömlekler su gibi satılır. rok müziği ya­pımcılarına, vatanseverlik duygularına coşturan öz­gürlük şarkıları besteletilir ve bunlar çeşitli radyo ka­nallarında sabahtan akşama kadar sürekli çaldırtılır. göz boyama doktoru roni, hedefine ulaşmıştır. başka­nın cinsel taciz olayını çoktan unutan amerikan hal­kı, arnavut gerillalarının elindeki sözde tutsak ameri­kalı çavuşu her ne pahasına olursa olsun kurtaracağı­na söz veren başkanları etrafında birleşir. seçimi mev­cut başkan büyük farkla kazanıp beyaz saray’daki ye­rini korur…

göz boyama doktorları, “ne yaparsan yap, para kap” ilkesine dayalı küreselleşme’nin ürünleridir. en ünlü, en yetenekli göz boyama doktorları günümüzde amerika ve batı avrupa’da akıl almaz başarılar ka­zanmaktadırlar!

türkiye’de de göz boyama doktorları bulunmak­tadır. …………..bizim yerli göz boyama doktorlarımız daha çok med­yada yuvalanmışlardır. bunlar her ne kadar amerika­lı meslektaşları kadar başarılı değilseler de, olmayan şeyleri var, var olan şeyleri de yok göstermek için yırtı­nıp durmaktadırlar.

amerikan halkını bilemem ama, türk ulusunun sürgit gözünü boyamak mümkün değildir.

kaynakça

yılmaz di̇kbaş – amerika’nın irak yalanları eylül 2002,
ctrl x ctrl x
filmde savaş açılan devlet ve tanımlamalarını arnavutluk
değilde türkiye olarak da alabilirsiniz.

izlemeyenleriniz var ise izlemesini de tavsiye ederim.

_________________________________________


3 mayıs 2012


kanat atkaya katkaya@hurriyet.com.tr

acaba köpek mi kuyruğu kuyruk mu köpeği sallar

hari̇kulade bir politik taşlama filmidir yönetmen barry levinson'un 1997'de çektiği “wag the dog”.

türkiye'de “başkanın adamları” adıyla oynamıştı.
orijinal adını dilimize “köpeği salla” diye çevrilebilir.
ne demek bu?
“köpek kuyruğunu niye sallar? çünkü kuyruk köpeği sallayamaz” lafından türetilmiştir.
“kuyruk köpeği sallıyor” deyimi, dünya tersine dönüyor anlamında kullanılıyor.
filmde anlatılan hikayeye bakıldığında “i̇nsanları olmayanlara inandırmak, gerçek olmayanla oyalamak ve hedef şaşırtmak, gerçeği saklamak mümkündür” sonucuna varırız.

***

filmde robert de niro, seçimlerden hemen önce adı bir seks skandalına karışan abd başkanı'nın işleri düzeltmekle görevli adamıdır.
de niro, insanların sadece gördüklerine inandığını savunan, zeki ve başarılı bir film yapımcısı olan dustin hoffman'ın kapısını çalar.
bir senaryo uydurmak zorundadırlar “başım belada/ koltuğu bırakabilirim helada” pozisyonundaki “the başkan” için.
akla ilk gelen “çakma” bir savaş çıkartmak olur.
malum, milliyetçi hislerin dalgalanması, kahraman şerif pozları...
hep çalışır seçim dönemlerinde.
bakınız sarkozy'nin libya'yı ilk vuran başkan olma telaşı, bakınız bush'un her acil durumda camı kırıp alarma basarak attığı şahin taklaları veya bakınız erdoğan'ın açılım öncülüğünden sert başkomutanlığa geçiş yaptığı süreç.

***

savaş.
fakat kiminle?
arnavutluk olur mu?
“niye olsun?” yanlış soru.
doğrusu “niye olmasın?”
peki nasıl savaş çıkaracağız?
arnavutluk'un elinde tehlikeli bir silah olsun.
ama yoook. ama olsun!
kamuoyu.
o basit.
bir stüdyoya girilir. hiçbir şeyden habersiz bir oyuncu kız arnavut folkloruna uygun giydirilir.
eline bir beyaz kedicik montajlanır.
arka plana dumanları tüten bir arnavutluk köyü yerleştirilir.
amerikan toplumu bu acıya sessiz mi kalacaktır.
“çakma” savaş, tek kurşun atılmayan savaş başlar.
medyanın ilgisi olduğu gibi savaşa döner, seks skandalı unutulur, başkan oylarını şahane şekilde toplarlar.

***

muhalefet bu senaryoyu zorladıkça, senaryoyu yazanlar el yükseltir.
başkan, yağmur altında kendisini bekleyen (yine oyuncu) bir arnavut anneyi üstünden çıkardığı paltoyla sarmalar...
yazarlar, aslında akli dengesini yitirmiş, tükenmiş bir askeri cephede kalmış ve kurtarılması gereken bir kahraman olarak pompalar...
çakma kahraman tacize kalkıştığı kızın babası tarafından vurulunca devasa bir törenle “kahraman asker” olarak defnedilir...
sürekli kasa kazanır yani.
sürekli kuyruk köpeği sallar.

***

obama'nın tam da bin ladin'in öldürülmesinin yıldönümünde afganistan'a sürpriz ziyaret gerçekleştirip hamasi nutuklar atması “büyük hamle, büyük taktik olarak” gösterildi.
muhalefet “ama... ama kuyruk köpeği sallıyor!” diye feryat etse de, obama amerikan halkına gazı vermiş oldu bile.
siz siz olun...
her operasyonda, her sansasyonda çaktırmadan zam yediğinizi veya başka bir rezilliğin üstünün kapatılabileceğini hesaba katın.
bakın bakalım köpek mi kuyruğu sallıyor, kuyruk mu köpeği?
allahın tutuğu takım allahın tutuğu takım
i̇nsanların dikkatini dağıtma ve onları manupüle etme o kadar sakin ve talkshow havasında veriliyor ki yapay bir savaş çıkarma olayına bile biz beyaz perde arkasıdaki 'masumlar'inanacak noktaya geliyoruz.yine bu film bize ikna dersiyle alakalı tonlarca not çıkarmamıza neden oluyor.burda biz 'içi neşe ve masumluk dolu olan insanlar' farklı framelerle karşı karşıya kalıyoruz...bardağın dolu ve boş tarafının aslında hiç önemli olmadığını, durumların ve anlık olayların yine başka manipule etme araçlarıyla her an değiştirilebileceğini de yüzümüze bir 'teksas tokadı' yiyerek algılıyoruz.toplumun bütün bileşenleri; vatan sevgisi, tanrı kutsallığı, duygu, çocuk masumluğu, medyanın ve onun arkasındakilerin insanlar üzerindeki sarsılmaz güçleri, kurumlar arası iç hasaplaşmalar yine bu filmden çıkarılacak spesifik ayrıntılardır.
pencere önü kaktüsü pencere önü kaktüsü
manipülasyon, retorik, algı yönetimi, toplumsal hafıza kavramlarına dair güzel örnekleri barındıran hızlı bir film. gördüklerimizin izlediklerimizin ne kadarına inanmalıyız sorularından komplo teorilerine savuran film.
1 /