william blake

1 /
iao iao
algı kapılarını sonuna kadar açabilmiş, bambaşka bir dünya yaratıp okuyucuyu da kendinden geçiren ingiliz deha. resimleri ile şiirleri birleşip hala pek çok insana ilham vermektedir. bruce dickinson'un chemical wedding albümünde etkileri görülür,pek cok müzisyen yapitlarindan ilham almistir. bir tek cennet ve cehennemin evliligi bile dehasini anlatmak icin yeterlidir. ulver bu eseri 2 bölümden oluşan bir albüm olarak yorumlamıştır.
murasala murasala
"acı evi" tablosunun mutlaka görülmesi gereken ressam aynı zamanda

cennetle cehennemin evliliğinden

cehennemden aldığım habere göre dünyanın altı bin yılın sonunda
alevler içinde yanacağına ilişkin eski bilgi doğru.
çünkü bu nedenle kızgın kılıçlı keruba yaşam ağacının başında tuttuğu nöbeti
bırakması emredilecek: ve bunu yaptığında tüm yaratılış yanacak
ve sonsuz ve kutsal görünecek, ki şimdi sonlu ve düşkün görünüyor.
bu, duyumsal hazzın gelişmesi sonucu meydana gelecek.
ancak ilk önce insanın ruhundan ayrı bir bedeni olduğu kanısının silinmesi gerekiyor;
bunu cehennemi yöntemle, cehennem'de son derece sağlığa yaralı ve şifa verici olan,
görünen yüzeyleri eriterek saklı olan sonsuzu ortaya
çıkaran aşındırıcılarlarla baskılar yapmak yoluyla ben yapacağım.
eğer algının kapıları temizlenseydi herşey insana olduğu gibi görünürdü, sonsuz.
çünkü insan kendisini kapattı, ta ki tüm şeyleri mağarasındaki dar çatlaklardan görene dek.
magicpie magicpie
i was angry with my friend
i told my wrath, my wrath did end...

ortaokulda ingiliz edebiyatı dersinde bu dizelerle tanışmıştım kendisiyle, ve hala,yıllar sonra, beni bu inanılmaz şairle tanıştıran hocama sık sık teşekkür ederim.
gudu bet gudu bet
“orta halli bir esnaf ailesinin beş çocuğunun ikincisiydi. babası çorapçıydı ve okula gitmedi. öğretmeni annesiydi ve o da okuma yazma bilmeyen karısı catherine’in eğitimini –cenneti canlandırmak için bahçede çıplak bir biçimde paradise lost’u okutabilecek kadar– üstlenecekti.
on yaşında çizim okuluna gönderildi ve on dördünde james basire adlı bir oymabaskı ustasının yanına çırak verildi. 1779’da kraliyet akademisi’ne girdi ama ortamdan hoşlanmadı. dinsel görüşlerinde kiliseye bağlı olmayan bazı aydınlarla birlikte swedenborg tarikatına girdi. 1780’de newgate hapisanesi’ni yakarak otoriteye karşı olan nefretini gösteren asilerin arasındaydı. kiliseye olduğu kadar devlete de karşıydı.
1784’te babasının ölümü üzerine çocukluğunu geçirdiği evin bitişiğindeki eve taşındı ve bir basımevi açtı. kardeşi robert’ı da yanına aldı. 1787’de ölen robert’ı sık sık düşlerinde görecekti.
aklının görsel yanı hep ağır basmıştı ve tasarladıklarını canlandırabilme yeteneğine sahipti. blake, imgeleri, sanki kafasının içinde değil, gözünün önündeymişçesine çok canlı bir biçimde aktarırdı. şiirleri, elle tutulabilecek kadar canlı imgelerle doludur. şiirlerini, yaptığı süslemelerle birlikte kendi bulduğu bir teknikle küçük bakır levhalar üzerine kazıyarak bastı ve elle boyadı. 20. yüzyıl edebiyatı üzerine muhteşem bir etkisi olan songs of innocence ve songs of experience, dönemi için çok önemli yapıtlar olmasına rağmen hiçbir yankı uyandırmadı. ölümünden 50 yıl sonraya değin bu iki kitabı hiç bilinmiyordu.
keskin gözlemleri olan, dürüst, dil ve çizim alanındaki büyük yeteneğini doğallıkla kabullenen olağanüstü bir kişiydi. safra taşları yüzünden sağlığı kötüleşti. 70 yaşında strand yakınlarında bir odada öldüğünde hala kitaplarını renklendiriyordu ve isimsiz bir mezara gömüldü. r.i.p.”

alıntı: 6 45 yayınevi / masumiyet şarkıları*
1 /