william shakespeare

2 /
kerrigan kerrigan
"bütün dünya bir sahnedir." demiş kendisi. yeryüzünü baştan başa sahne olarak görmüş ve kendi sahnesine bütün yeryüzünü sığdırmaya çalışmıştır. sığdırmaya çalıştığı sadece verdiği eserlerin genel anlamda isimleri ve konuları değildir. eserlerindeki kişilerin ağzından çıkan sözlerle bunu gösterdi yetmedi soneler tamamladı yer yer.
drenchrome drenchrome
1564, stratford upon avon doğumludur. eğitim almamıştır. günümüze kadar süregelen en büyük muamma shakespeare gibi eğitimsiz bir adamın böyle kelime ve anlatım zengini eserleri nasıl çıkardığıdır.

dönemin diğer bir ünlü oyun yazarı olan christopher marlowe* ile çekişmiştir uzun bir süre.

oyunlarının sahnelendiği tiyatrosunun adı the globe'dur ve birçok londra turunda gezdirilen önemli bir tarihi eserdir (ama gezdirilen büyük londra yangınında* yanmış olan the globe'un sonradan yapılmış olan bir replikası).

how do i love thee let me count the ways ve shall i compare thee to a summer s day gibi soneleri oldukça ünlüdür. aslında shakespeare yazarken sonelerine başlık vermez. bunlar ölümünden sonra basılırken numaralandırılmış veya ilk dizeleri başlık haline getirilmiştir.

çoğu tiyatro eseri daha önce yazılmış eserlerin yeniden anlatımı ya da halk hikayelerinin kağıda dökülmüş halidir. shakespeare'i öne çıkaran kullandığı ağdalı dildir. benzetme yapmayı ve imalı dili çok sever. ayrıca bir dil dahisidir. ingilizce'ye kendi uydurduğu birçok yeni kelime katmıştır.

shakespeare ı elizabeth döneminde yaşamıştır. bu dönemdeki ingiletere'de güçlü bir din ve öteki dünya anlayışı vardır. şeytan ve yardımcıları olan cadılara, kötü ve iyi ruhlara, kaderin insan yaşamı üstündeki engellenemez etkisine gereğinden fazla inanır bu dönemin ingilizleri. bu nedenle shakespeare'in birçok oyununda kader temeası işlenmiş, cadı ve ruh gibi karakterlere önemli roller verilmiştir.

ayrıca elizabeth döneminde kadınların oyuncu olması yasak olduğu için tiyatro oyunlarında kadınlar ya çok küçük rollerde bulunurdu ya da hiç bulunmazdı. shakespeare ise oyunlarında kadınlara çok önemli, oyunun akışını değiştiren roller vermiştir (ör: juliet, lady macbeth, viola).

1589-1611 arasında yaklaşık olarak 38 tiyatro oyunu yazmıştır.

bunlardan birkaçını belirtmek gerekirse:
romeo amp juliet
macbeth
hamlet
bir yaz gecesi rüyası
onikinci gece
titus andronicus
julius sezar
fırtına
as you like it
veronalı iki centilmen
hırçın kız
vı henry
the comedy of errors
the merchant of venice
much ado about nothing
troilus ve cressida
othello
kral lear
anthony ve cleopatra

1610'da stratford-upon avon'a geri dönmüştür. 1616'da doğumgününde ölmüştür.

shakespeare'in eserlerinin en başarılı türkçe çevirilerini can yücel yapmıştır.
fakespeare fakespeare
bbc'nin yaptığı bin yılın dahileri oylamasında, winston churchill, ısaac newton gibi dahileri geride bıraktı. abd'de shakespeare'in bin yılın dahisi olma unvanını hak ettiği düşünülüyor. hatta, bazılarının bu konuda hiç kuşkuları yok. sözgelimi, the washington post gazetesi, "sorusu olan var mı?" diyerek karşı çıkanlara meydan okudu.

insan üstü bir yaratık.dünyada en çok hayran olduğum insan ayrıca.mükemmel soneleri,zeka dolu oyunlarıyla beni benden alan yazar.düşünün ki ölümünden 100 yıllar geçmesine rağmen hala aynı tadla okunabiliyor.hala tanınıyor.günümüzün kolpa yazarları gibi kampanyalara gerek duymuyor.işte sanatçı bu değil midir zaten?her eserinde ırk,dil,din,milliyet ayrımını aşmış yüce şahsiyet.söz gelimi romeo ve juliet'i bir afrikalı da bir japon da aynı tadı alarak okuyabilmektedir.kaç tane yazar var bunu sağlayabilen.yazılarıyla zamanı aşmış zeka küpüdür ayrıca.hiçbir eserinde lan hehe ne komikmiş ya şimdi kalmadı böyle şeyler denmez.anlattığı duygular hala günümüzde de yerini korur.tapılası bir insandır.ve ben taparım...
fakespeare fakespeare
insanlara mükemmel öğütleri vardır alın size mükemmel bir insanlık analizi.

kaybetmekden korktuğu için sevmekden korkuyor.

sevilmekden korkuyor.!
kendisini sevilmeye layık görmediği için

düşünmekden korkuyor!
sorumluluk getireceği için.

konuşmakdan korkuyor!
eleştirilmekden korktuğu için.

duygularını ifade etmekden korkuyor!
red edilmekden korktuğu için.

yaşlanmakdan korkuyor!
gençliğinin kıymetini bilmediği için.

unutulmakdan korkuyor!
dünyaya bir şey vermediğ için

ve ölmekden korkuyor!
aslında yaşamayı bilmediği için.
kharmian kharmian
üstadın romeo ve juliet'inden:

juliet:
ah romeo, romeo! neden romeo'sun sen?
inkar et babanı, adını yadsı!
yapamazsan, yemin et sevdiğine
vazgeçeyim capulet olmaktan ben.

romeo:
daha dinleyeyim mi, yoksa açılayım mı ona?

juliet:
benim düşmanım olan adındır yalnızca
sen sensin, montague olmasan da.
hem montague nedir ki? ne eli bir erkeğin
ne ayağı, ne kolu, ne yüzü ne de başka bir parçası.
n'olur başka bir ad bul kendine.
adın ne değeri var? şu gülün adı değişse bile
kokmaz mı aynı güzellikte?
romeo'nun da adı romeo olmasaydı,
kusursuzluğundan hiçbirşey kaybolmazdı.
romeo,bırak,at bu adı!
senin parçan olmayan
bu ada karşılık al bütün varlığımı..

romeo:
alıyorum öyleyse sözünü dinleyerek
"sevgilim" de ki, vaftiz olayım yeniden;
romeo değilim bundan böyle ben.
theone theone
kanımca türk olan insandır;

şöyle ki efendim ingilizcesinden okuduğunuz herhangi bir shakespeare eserinde normal ingilizce kalıpları içerisinde anlayamayacağınız herhangi bir dizeyi, mısrayı, cümleyi mota mot türkçe çeviri mantığı ile okursanız anlamlı gelmekte, size sır kapılarını açmaktadır.
chixculub chixculub
bu aralar ingiltere kraliçesi elizabeth 1'in gayrımeşru çocuğu olarak dünyaya geldiği ve kraliçenin kedisini 17. oxford kontu edward de vere olarak yetiştirdiğine dair komplo teorileri dönen yazar.
fakespeare fakespeare
şimdi efendim shakespeare hakkında kapsamlı bir yazı yazılmamış olmasından yola çıkarak bir yazı yazma gereği duydum..(bir nevi ustaya karşı görevim diyeyim)...yazının içeriği shakespeare'in hayatı, bazı eserleri hakkında kısa bilgiler,bir iki kişisel yorumum şeklinde olacaktır..ve oldukça uzun bir yazı olcağını da şimdiden belirtmek isterim..

shakespeare usta ünlü ingiliz oyun yazarı,şair bilmemnedir diye açıklama gereği duymadan direk hayatına geçiyorum...

efendi shakespeare 16. yüzyılda ingiltere'de stratford'da dünyaya gelmiştir.o zamanlar stratford ve çevresinde çok sayıda shakespeare soy isimli aile yaşamaktaydı..değişik türden yazılışlarla aynı şekilde okunuyorlardı(shagspere , chacsper gibi)...ama william shakespeare diye biriyle bağlantılı çok az isim bulunabiliyordu...gen bilimciler shakespeare'in ailesi olabileceğine inandıkları kişileri bulmayı başardılar..bu bulgulara göre shakespeare'in babası john shakespeare 1532'den önce stratford'a yerleşti..çiftlik ve ahşap işleriyle ilgileniyordu.1552'de bir ev satın aldı ve 1556 da daha da iyi bir ev buldu..john shakespeare 1556-1558 yılları arasında bir zamanda(tam olarak bilinmiyor) mary anden ile evlendi...shakespeare'in doğumuyla ilgili kesin bir bilgi ise elmizde mevcut değil.amma ve lakin 1564 yılında 26 nisanda stratfordda bir kilisenin kayıtlarında shakespear'in vaftizinin izleri vardır..fakat doğum günü olarak 23 nisan (aziz george günü) kabul edilir..doğum yeri de tam olarak bilinmemekte ama 1564'te babasının henley sokağındaki evde oturduğu düşünüldüğünde bu ev shakespeare'in doğum yeri olarak kabul edilebilir...shakespeare'in doğumuyla ilgili bilgiler şüphesiz ki sonsuza dek bir sır olarak kalacaktır...shakespeare 16.yy ingilteresinde gençliğini görebildiği için çok şanslıydı...bütün ülkeyi veba sarmıştı ve stratford'da da özellikle sıcak yaz aylarında veba salgını etkisini arttırmaktaydı...
shakespeare'in ailesini daha yakından incelemek gerekirse; mary ve john shakespeare çiftinin ilk çocukları 1558 yılında dünyaya geldi..bu kız çocuğuna joan ismini verdiler..doğduktan kısa bir süre sonra veba yüzünden hayatını kaybetti...1562'de 2. çocukları margeret dünyaya geldi...yine bir kız çocuk..margeret da 1 yaşını göremeden veba yüzünden hayata gözlerini kapadı...sonraki çocukları shakespeare'di zaten...4. çocukları bir erkekti..1566 yılında doğdu ve ona gilbert ismini taktılar(john'un henley sokağındaki bir dostunun ismiydi bu)...kayıtlar gilbert'ın uzun bir yaşamı olduğunu ve çok başarılı bir ticaret kariyerine sahip olduğunu göstermektedir...1569'da mary john çiftinin bir kız çocukları daha oldu ve bu çocuklarına ölen ilk kızlarının ismini yani joan ismini verdiler...1571 yılında anne isimli bir kız çocukları daha oldu john mary çiftinin...fakat aile için yine bir trajedi oldu ve 8 yaşında hayata gözlerini yumdu...1574'te mary-john çiftinin bir erkek çocuğu daha oldu ve bu çocuğa robert ismini verdiler...1580'de bir erkek çocukları daha oldu ve ona edmund ismini koydular...
edmund oyunculuk konusunda abisi william'a eşlik etti..daha sonraları londra'da william'a katıldı...
shakespeare'in okul hayatına 6-7 yaşlarında stratford grammar school'da başladığı düşünülmektedir...eğitimini latince ve ingilizce olarak sürdürdü...ama ana eğitim dili latinceydi..shakespeare eğitimi boyunca seneca , cicero ,ovid , virgil, horace gibi latin yazarlardan etkilendi...eserlerinde bu latin yazarlarının etkisi açıkça görülmektedir(özellikle betimleme ve anlatım tekniklerinde)...her nekadar burslu olarak okusa da babasının finansal sorunlarından dolayı yaklaşık 13 yaşında okuldan ayrılmak zorunda kaldı..shakespeare'in gençliği hakkında bildiğimiz tekşey o mükemmel oyunları yazmaya başladığı zaman henüz yaşı çok küçüktü ve yazmaya başladığı dönemde kendine model olarak aldığı eserlerin tamamı latinceydi(plautus'un menaechmi isimli eseri,ovid'in metamorphoses isimli eseri, plutarch'ın yaşamlar isimli eseri
başlıcalarıdır)...shakespeare'in okuldan ayrıldığı yıl ile tiyatroya başladığı yıllar arasındaki dönemde nelerle uğraştığı tam bir muammadır..kasaplık, ticaret, dericilik yapmış olabileceği şeyler arsında en olasılarıdır..hatta bu yıllarda shakespeare'in sir thomas lucy'nin geyiğini çaldığı iddiaları vardır...hapse girmek yerine stratford'dan kaçtığı söylenmektedir..fakat bunlar muhtemelen sadece kurgulardan ibarettir...
belgeler 1582 yılında shakespeare'in anne isimli bir bayanla evlendiğini göstermektedir...fakat william-anne düğünüyle ilgili 2 tane belge vardır ortada...bu a akıllara yoksa 2 tane mi anne vardı sorusunu getirir...acaba shakespeare birine aşıktı ve diğeriyle sadece birlikte mi oluyordu?eldeki iki kaynak incelendiğinde şu olasılıklar ortaya çıkıyordu:
1)1. belgede yer alan anne whateley ve anne hawtley aynı kişilerdi...bazı araştırmacılar whateley'in yanlışlıkla hawtley şeklinde yanlış yazmış olabileceğini düşünmektedir...çünkü kayıtı yazan kişi bir çok düzeltme yapmaya çalışmış hatta belgede birçok soyadını yanlış yazmıştır...
2)1. belgede bahsedilen william shaxpere - annam whateley , 2. belgede bahsedilen william shagspere anne hathwey çiftinden tamamen farklı bir çiftti..
3)shakespeare'in sevdiği kişi ile evlendiği anne tamamen farklı kadınlardı...bu düşüncede shakespeare anne whateley'e karşı bir aşk , anne hathway'e ve karnında taşıdığı çocuğa ise sorumluluk duymaktaydı..ve muhtemelen bebek shakespeare'in bebeğiydi...

bu olasılıklardan hangisi doğru olursa olsun elde olan tek gerçek shakespeare'in anne adında, 26 yaşında ve birkaç aylık hamile bir kadınla bir evlilik yaptığıdır...1583 yılında shakespeare'in ilk çocuğu susanna dünyaya geldi...ardından 1585 yılında shakespeare'in ikizleri dünyaya geldi...

shakespeare için 1578-82 ve 1585-92 yılları kayıp yıllar olarak bilinir...bu yıllara ait bir bilgi henüz bulunamamıştır...ama 85-92 yılları arasında bir yazar eserinde shakespeare'in oyunlarına değinmiş hatta onu başka yazarların oyunlarını çalmakla suçlamıştır...bu da bize shakespeare'in bu dönemlerde tiyatroyla ilgilendiğini göstermektedir...
yılda ortalama iki oyun yazan shakespeare kendi oyunlarında da küçük roller alıyordu. 1594e gelindiğinde chamberlain topluluğu'nun önde gelen bir oyuncusuydu. aynı yıl oyunları yayımlanmaya başladı. yazdığı oyunların başarısı üzerine kazancı gittikçe artan shakespeare'in kraliçe ı. elizabeth döneminin sonlarında varlıklı bir yaşam sürdüğü, kendi oyuncu topluluğu için 1599'da londra'da yaptırılan globe tiyatrosunun hisselerinin bir bölümünü satın aldığı bilinmektedir. londra'da birkaç yıl daha kalan shakespeare, daha sonra stratford'a dönerek burada yaşamaya başladı ve büyük bir olasılıkla son oyunlarını da burada yazdı. shakespeare'in, bir bölümü soylu bir genci öven, bir bölümü de bir kadına duyduğu sevgiyi dile getiren soneler'i son derece duyarlı ve zengin bir dille kaleme alınmış şiirlerdir.
shakespeare her biri birbirinden değişik komedi ve trajediler kaleme aldı. bir yaz gecesi rüyası adlı komedisinde, bazı kendi halinde kişilerin dükü eğlendirmek için bir oyun sahnelemeye kalktıktan sonra iki lafı bir araya getirememeleri shakespeare'in benzersiz güldürü yeteneğini ortaya koyar. trajedilerinde ise izleyicilerin tüylerini diken diken eden bir gerilim yaratabilmiştir. birçok başka yazar ince esprili komediler, romantik oyunlar, ürkütücü cinayet ve öç alma trajedileri, büyük öyküleri yazmakta ustaydı. ama hiçbiri bunların tümünde birden shakespeare kadar başarılı olamadı.
bu olağanüstü çeşitliliğin yanı sıra, izleyicilerin ve okuyucuların shakespeare'in oyunlarında en çok hayranlık duydukları şeylerden biri, onun yapıtlarındaki karakterlerin "kitap karakterleri" gibi gözükmemesiydi. tersine, bu karakterler bir oyunda değil de yaşamda karşılaşıldığında görünür görmez tanınacak kadar gerçek kişilerdir. aslında shakespeare'in kahramanlarından bazıları, o kahramanın yer aldığı oyunu görmeyen kişilerce bile bilinir. iriyarı, hoşsohbet, cana yakın bir adam olan, eğlenceyi ve şarabı seven sir john falstaff bunlardan biridir. yazarın henry ıv adlı oyununun birinci ve ikinci bölümlerinde geçen prens halin arkadaşlarıdır. shakespeare henry v'te falstaff'ın nasıl öldüğünü anlatan bir sahneye yer vermiş, ama kraliçe ı. elizabeth'in bu karakteri başka bir oyunda gene görmek istemesi üzerine de windsor'un şen kadınları adlı komedisinde falstaff yeniden ortaya çıkmıştır. shakespeare'in karakterleri arasında özellikle ünlü olanlardan biri de, tıpkı gerçek yaşamda olduğu gibi, hiçbir zaman tam olarak anlaşılamayan, her çağda yoruma açık bir kişiliği olan danimarka prensi hamlet'tir. acı çekmek ya da kendini öldürerek bu acıyı dindirmek arasında bocalayan hamlet'in ikilemini, shakespeare ünlü "olmak ya da olmamak! işte bütün sorun bu!" dizesiyle dile getirmiştir.
shakespeare'in hamlet, macbeth ve kral lear gibi trajedilerinde kahramanların asıl sorunu kendi kusurları ya da zayıflıklarıdır. bunlar çoğunlukla acımasızlık, hırs, kıskançlık, bencillik gibi hoş olmayan özelliklerdir. öte yandan shakespeare gene de öyle canlı karakterler yaratır, onların iç dünyasını ve acılarını öylesine sevecenlikle sergiler ki, izleyiciler onlara yakınlık duyar, başlarına gelenlere üzülür. shakespeare'in böyle canlı karakterler yaratması, oyunun öyküsü gerçek dışı bile olsa, kişilerin inandırıcı olduğu anlamına gelir. karakterlerin şiir diliyle konuşmaları bile onların inandırıcılığını zedelemez.
komedileri:
bir yaz gecesi rüyası bir büyü ve yanlışlıklar komedisidir. atina yakınlarındaki bir koruda yollarını şaşıran dört sevgili, periler kralı oberon ile kavgacı hizmetkârı puck'ın büyüsüne kapılırlar. kentten bir grup işçi de, gözden uzak bir yerde oyunlarını prova etmek için koruya gelir. onlar da perilere katılırlar ve ortaya bir sürü karışıklık ve komik durum çıkar. sonunda her şey düzelirse de, en komik sahne işçilerin dük theseus'un düğün şöleninde oyunlarını oynadıkları sahnedir.
on ikinci gece de bir yanlışlıklar komedisidir. kadın kahraman viola'nın gemisi yabancı bir ülkenin açıklarında batar. erkek kılığına giren ve "cesario" adını alan viola, ülkenin yöneticisi dük orsinonun hizmetine girer. erkek kılığındayken dük'e aşık olur. orsino'nun aşık olduğu zengin kontes olivia da "cesario"ya tutulunca durum karışır. gene en komik sahneler, neşeli sir tobby belch ve arkadaşlarının olivia'nın kendini beğenmiş ve süslü uşağı malvolio'yu kandırmak için oyun oynadıkları sahnedir.
venedik taciri de bir komedi olmakla birlikte ciddi bölümler de içerir. oyundaki kötü adam yahudi tefeci shylock'tur. borç aldığı parayı ödeyemeyen tüccar antonio'dan, kendi vücudundan kesilecek yarım kilogram et ister. shylock'un açgözlülükle bıçağını bilediği gerilimli bir duruşmadan sonra antonio kendisini savunan genç bir avukatın zekâsı sayesinde kurtulur.
trajedileri
shakespeare'in tüm oyunları arasında en çok sahnelenen romeo ile juliet' tir. italya'nın verona kentinde yaşayan birbirlerine düşman ailelerin çocukları olan romeo ile juliet'in, aileleri arasındaki nefret yüzünden son bulan aşkları anlatılır.
hamlet'te, babası öldükten sonra annesiyle evlenen amcasının aslında babasının katili olduğunu öğrenen danimarka prensi hamlet derin bir acıya kapılarak öç almaya karar verirse de, bunu bir türlü gerçekleştiremez. oyun, yalnızca amcası claudius'un değil, kraliçe ve hamlet'in de öldükleri bir sahneyle biter.
kral lear shakespeare trajedilerinin en korkuncu, ama belki de en önemlisidir. gururlu ve bencil olan yaşlı kral lear, sadık ve sevgili kızı cordelia'nın kendisini ne kadar sevdiğini ablaları gibi abartmalı bir dille açıklamaması üzerine, öfkeye kapılarak onu sürgüne gönderir ve tüm servetini öbür kızları goneril ve regan arasında paylaştırır. oysa iltifat dolu sözlerine karşın bu iki kardeş zalim ve haindir. çok geçmeden lear onların gerçek yüzlerini görür. fırtınalı bir gecede sokağa atılan lear, cordelia'ya yaptığı haksızlığın acısıyla çıldırmaya başlar. sonunda onu kurtarmak için geri dönen cordelia da düşmanları tarafından öldürülür. üzüntüden perişan olan kral kızının ölüsüne sarılarak son nefesini verir.

tarihsel oyunları
shakespeare konuların ingiliz tarihindeki olaylardan alan birkaç oyun da yazdı. bunlardan ilki, rakiplerine ve düşmanlarına acımasız davranan kötü ruhlu ve kambur kral ııı. rıchard'ı anlatan kral üçüncü rıchard'ın tragedyası'dır. kurbanları arasında londra kulesi'nde öldürülen iki genç prens de vardır. yaşamını yitirdiği bosworth field çarpışmasından bir gece önce prenslerin ve öteki kurbanlarının hayaletleri uykusunda richard'a görünür.
tarihsel oyunlarından bazıları bir dizi oluşturur: the tragedy of king richard ıı, henry ıvün iki bölümü ile henry v. the tragedy of richard ı'ı da güçsüz kral tahtından vazgeçerek tacını ıv. henry adını alan henry bolingbroke'a bırakır. öbür iki oyunda, yeni kralın yönetimi sırasında sorunlar ve ayaklanmalar baş gösterir; bu sırada kralın öz oğlu prens hal avare ve savurgan bir yaşam sürer. ama babasının ölümüyle tahta geçerek v. henry adını alan prens halin döneminde düzen yeniden kurulur. v. henry'nin orduları fransa'da büyük zafer kazanır. henry'nin fransız prensesiyle evlenmesi her iki ülkeye de barış getirir.
shakespeare'in, konularını eski yunan ve roma tarihinden alan oyunlarından en ünlüsü ise julius caesar'dır. bu oyunda dürüst ve erdemli bir kişiliği olan brutus, jül sezar'ın kendisini roma imparatoru ilan etmesini önlemek amacıyla, arkadaşlarıyla birlik olup çok sevdiği jül sezar'ı özgürlük adına öldürür. ama bunun cumhuriyetin yok olmasını önleyememesi üzerine de kendi canına kıyar.

"mutlu son"la biten oyunları
shakespeare yaşamının sonlarına doğru kötülük ve acıyı içerdikleri için tam olarak birer komedi sayılmayan, ama ölümle değil de bağışlama ve mutlu sonla bittikleri için trajedi de sayılmayan birkaç oyun yazdı. bu oyunlardan biri olan kış masalı'nda, leontes adlı bir kral hiçbir neden yokken karısı hermione'yi kıskanır, karısıyla tüm ilişkisini keser ve bebek yaşındaki perdita adlı kızının yabani hayvanlara yem olsun diye ıssız bir yere bırakılmasını emreder. perditayı bir çoban kurtarır ve büyütür. sonunda kız, babasına geri döner. kralın uzun yıllar boyunca pişmanlıkla andığı ve öldü diye yas tuttuğu hermione de geri döner, böylece sonunda geçmişin hataları bağışlanır.
fırtına'da ise olay, düklüğü elinden alınan prospero'nun yönetimindeki bir adada geçer. büyü gücüne sahip prospero, hava perisi ariel'i ve yarı insan yarı canavar caliban'ı yönetmektedir. yıllar önce hileyle düklüğü ele geçiren prospero'nun kardeşi antonio, adanın yakınında bir deniz kazası geçirir. prospero büyü gücüyle kendisine haksızlık edenleri cezalandırır. ama daha sonra onları bağışlar ve kızı miranda'nın antonio'nun oğlu prens ferdinand ile evlenmesine izin verir. oyun prospero'nun büyülü değneğini kırması, büyü kitabını denize atması ve tüm grubun düşmanlıkları geride bırakıp büyüyle onarılmış gemiyle italya'ya yelken açmasıyla sona erer.

shakespeare'den alıntılar:

"var olmak mı, yok olmak mı, bütün sorun bu!
düşüncemizin katlanması mı güzel,
zalim kaderin yumruklarına,oklarına

yoksa diretip bela denizlerine karşı
dur,yeter! demesi mi?
.....................
sıyrıldığımız zaman yaşamak kaygısından,
ne düşler görebilir insan,düşünmeli bunu.
bu düşüncedir uzun yaşamayı cehennem eden.
kim dayanabilir zamanın kırbacına?..."

acı çeken bir insanın ikilemini mükemmel bir şekilde ortaya koymuştur shakespeare yukarıdaki alıntıda...daha ayrıntılı bilgi için hamlet 3. perde sahne 1)

"what a piece of work is man! how noble in reason! how infinite in faculties! in form and moving, how express and admirable! in action how like an angel! in apprehension, how like a god! the beauty of the world! the paragon of animals! and yet, to me, what is this quintessence of dust? man delights not me; no, nor woman neither, though by your smiling you seem to say so."

hamlet (ıı, ii,)

"sen de mi brütüs?"

julius caesar(ııı,ii)

en çok bilinen sözlerinden birisi;
"doubt thou, the starres are fire,
doubt, that the sunne doth moue:
doubt truth to be a lier,
but neuer doubt, ı loue."

hamlet (ıı,ii)

"ıt is the east, and juliet is the sun"

romeo ve juliet (ıı,ii)

"ı must be cruel only to be kind;
thus bad begins, and worse remains behind."

hamlet(ııı,iv)

ve sanırım daha da uzatmaya gerek yok...en güzel alıntıyı da sona sakladım...bunu her okuyuşumda "vööööeeeehhhhh" artık bunları bir insan oğlu nasıl düşünebilir ki sorusunu kendime sorarım...

"but, soft! what light through yonder window breaks?
ıt is the east, and juliet is the sun.
arise, fair sun, and kill the envious moon,
who is already sick and pale with grief,
that thou her maid art far more fair than she:
be not her maid, since she is envious;
her vestal livery is but sick and green
and none but fools do wear it; cast it off.
ıt is my lady, o, it is my love!
o, that she knew she were!
she speaks yet she says nothing: what of that?
her eye discourses; ı will answer it.
ı am too bold, 'tis not to me she speaks:
two of the fairest stars in all the heaven,
having some business, do entreat her eyes
to twinkle in their spheres till they return.
what if her eyes were there, they in her head?
the brightness of her cheek would shame those stars,
as daylight doth a lamp; her eyes in heaven
would through the airy region stream so bright
that birds would sing and think it were not night.
see, how she leans her cheek upon her hand!
o, that ı were a glove upon that hand,
that ı might touch that cheek!"

insanın alıp başka yerlere götüren sözlerdir bunlar...bütün bunları tekrar okuyarak neden shakespeare'i taparcasına sevdiğimi birkez daha anlıyorum...neden shakespeare'in yüzyıllardır ölmediğini anlıyorum...düşünün shakespeare'in romeo ve juliet'i zamanları aşmıştır,dillerin,dinlerin,ırkların üstündedir...zimbabweli biri de ingiliz biri de romeo ve juliet'ten aynı tadı almayı başarabilir...herkes shakespeare'in eserlerinde kendinden birşeyler bulabilir..işte shakespeare bunun için shakespeare'dir
cupid cupid
sanıldığının aksine kafatası elinde olmak ya da olmamak işte bütün mesele bu diyen adamı kazandırmamıştır edebiyatımıza, zaten hamlet i okuyanlar bilirler, bu iki olay ayrı sahnelerde geçer. ömründe hiç shakespeare okumamışların atıp tutmasının aksine eski moda değildir. kendisi zaten ilktir ve en eskidir. kadınları oyunlarında eleştirir sadece ve çok haklıdır tespitlerinde, kin kusmaz. muhterem sözlük eleştirmenlerimize duyrulur: i̇lktir ve başarısı derin gözlem yeteneğine dayanır. ayrıca çok iyi bir oyuncu ve tiyatrodan servet yapmış ender insanlardandır.

hamletini oynamak da yürek ister
2 /