yabancı

3 /
açlık çoğunluktadır açlık çoğunluktadır
nilgün marmara şiidir...

en yakın yabancı sendin,
daha sürülmemişken ışığın biberi
yaramıza,
yaslanırken boşlukta duran bir merdiveni
henüz.
güzdü sonsuz bir çöle takılan bakışımız,
ilkyaz derken -kışı gözden kaçıran
yüzlerce eller yukarı, saygı duruşlarımız
en güçsüz kollarla-
çözüldü aşkın zarif ilmeği
bulandı aynalar duruluğu.
çok gizli bir doğru gecenin toyluğunda
bilmedik çekenin yanlış bir uzaklık
olduğunu..
yabancıların en yakınıydın sen!
fikir yüce fikir yüce
bugün yabancı uyruklu bir öğrenciyle konuşuyordum, bana dert yanmaya başladı: "abe, turkıye'de yabanci olmak çok zor ya"

ben de ona dedim ki, "yabancı olmak her yerde zordur. sen burada olduğun için sanıyorsun ki, sadece burada zor."

"bak sana daha kötüsünü söyleyeyim; yabancı olduğun yerden, ülkene, memleketine gidersin ve yabancılık biter. peki ya, dünyaya yabancı olanların yabancılığı nasıl bitecek? bunu hiç düşündün mü?"
hunharca vuvuzela çalan insan hunharca vuvuzela çalan insan
"... bir sen yoksun, bir de umutlarım.
sevgi yoksun, korkuyorum."

çok kalabalık bir limandan ayrılmalıydı mesela bindiği gemi. sen ağlaya ağlaya mendil sallamalıydın arkasından.
ah! ya da kayıp listesinde olmalıydı ismi ihtilal günlerinde. sen kapı kapı onu aramalıydın, bir ömür.
mesela havlu da tutabilirdin ona, o yüzünü yıkarken. sigarasının külünü halıya düşürdüğünde kızmazdın da zaten.
gömleğinin kopuk düğmesini bulamasan da; renkleri tutturabilirdin. çorba taşardı belki en fazla.
o sana ağır gelmeseydi
ve sen ona acı vermeseydin eğer,
hepsi olabilirdi.

şimdi,
"başka bir yer burası, odaları yabancı.
daha önce hiç sevişmedik..."
vakti.

onun parmak uçlarından kalan imzalar sahte çıktı sonra ve kimse kimseyi "o kadar da çok" sevmedi aslında.
belli ki geçirdin aklından; "düğünlerde, kapıya koyulan o anı defteri, hastanelerde de olmalı!" diye. en gerçeği oralarda yazdın belli ki.
şimdi kaç. kaç git ki, siyahın bile tonları olduğunu öğrenme bu vakitten sonra; yazık sana.

yabancı...
el olmuş, hiç sen olamamış olan.
kaç git sen en iyisi.
bismillahirahmanirahimof bismillahirahmanirahimof
''yine de bütün mesele vakit geçirebilmekte idi. fakat hafızamı işletmesini öğrendiğim andan itibaren artık hiç canım sıkılmaz oldu. bazen odamı düşünmeye başlıyor ve hayalimde bir köşeden kalkıp yine o köşeye dönüyor, yolumun üstündeki herşeyi bir bir zihnimden geçiriyordum. başlangıçta bunu çabucak yapmaktaydım. ama yeniden başladığım her sefer, bu biraz daha çok vakit alıyordu. çünkü her mobilyayı hatırlıyordum, bunların herbirinin içinde, üstünde neler olduğunu, bu şeylerin bütün teferruatlarını ve teferruatların da bir kakmayı, bir çatlağı, kırık bir kenarı, bunların renklerini ve pürüzlerini hatırlıyordum. aynı zamanda da bu sayım işinin ucunu kaçırmamaya, herşeyi bir bir hatırlamaya çalışıyordum. öyle ki bir kaç hafta sonra sadece odamda bulunan şeyleri zihnimden saymakla saatler geçirebilecek hale gelmiştim. böylelikle ne kadar çok düşünürsem hafızamdan yanlış bellemiş veya unutmuş olduğum o kadar çok şey çıkarıyordum. o zaman şunu anladım ki bir tek gün dışarıda yaşamış olan bir kimse, hiç zahmetsiz yüz sene hapiste kalabilir. çünkü canının sıkılmaması için yeterli derecede hatıraya sahip olmuştur artık. bir bakıma faydalı birşeydi bu.''

(bkz: albert camus)
road and trip road and trip
nilgün marmara'nın 85 haziran'ında kaleme aldığı şiiridir.

ne demiş 128;

en yakın yabancı sendin,
..
...

..
çözüldü aşkın zarif ilmeği
bulandı aynalar duruluğu.
çok gizli bir doğru gecenin toyluğunda
bilmedik çekenin yanlış bir uzaklık
olduğunu...

yabancıların en yakınıydın sen!
sezenehir sezenehir
sıla şarkısı.

dar kafes hayat cancazım
söz kor ateş yanarsın
zaman merhem ama hercai
nafile yol, iz yalan dolan
ve maalesef gönül talan
acıyla hemhal hadi sağ salim

yine de yeni güne uyanmaya sebebim çok
gülümseye ilelebet
sıkı, sıkı hayata sarılmaya direterek

göre, göre hata da yaptım
pişmanlığım çok
bile, bile aldattım da aldandığım çok

durumlar böyle yabancı
sendeki dertse al benden de aynı!
3 /