yakın

van den budenmayer van den budenmayer
bir özdemir asaf* şiiri:

bir ışık düşerse üstüne basma.
daha yakınlaşır, korkarsın.
bir leke silmeye gör
leke kalır, sen çıkarsın.

bir gölge, nereye gider.
gözlerince gider, bakarsın.
bakarsın girer gözlerinden.
leke onun peşinden, bakarsın.

bir ışık düşerse üstüne basma,
gözlerine basarsın.
kurutulmus kelebek kurutulmus kelebek
oruç aruoba'nın 1997 yılında yayımlanan iki bölümden oluşan kitabı. bu kitap uzak kitabının devamı olarak yazılmışyır ayrı ayrı okumak keyifli olmasına rağmen peşpeşe okumak daha keyifli ve anlamlı olacaktır.
iki bölümden oluşur;
ateş yakana kılavuz: kitabın ilk bölümüdür. ateş aramam genel olarak ilişkilerimizde aradığımız dinamikler ve durağanlık karşıtı duygular olarak yorumlanabilir.

ateş, bir kez yanmağa başlayınca, senin denetiminden
çıkar gibi olur - ama, unutmamalısın ki, kendi haline
bırakılan ateş, gerçi, koşullar uygunsa, harlar; ama,
kısa zamanda, yakabileceklerini yakarak, tükenme sürecine
girer: ateşin ilk niteliği yayılmaksa, son niteliği de, tükenmektir.
bu yüzden, ateşini 'beslemen' gerekir : tam zamanında, tam yerine,
yeni yanacak odunlar koyman; belirli bir yanı tükenmeğe
yüztutmuş odunları biribirlerine göre çevirmen; yanamayarak
tütmeğe başlamış odunları yanabilecekleri bir konuma getirmen
-bir sürü düzenleme, ayarlama-
ateşini kendi haline bırakamazsın-bırakırsan, tükenip söner-
ateşinden sorumlusun.

kut arayana kılavuz: kitabın ikinci bölümüdür.kut, kutsal olan anlamındadır, kutsalı arayan ve sorgulayan düz yazı ve şiirlerden oluşmaktadır.

isteyerek ölen kişi ile istemeden ölen insan
arasında,temelden,kökten bir fark vardır:-

ilki, herşeyin ötesine geçmiş olmakla, huzurludur;-
ötekiyse, hiçbirşeyi çözememiş olmakla, huzursuz...

"bitmeyen sükunlu gece" ile "kabir azabı"
arasındaki fark da bu farkta yatsa gerek.

ayrıca bu dizeler nilgün marmara'nın anısına yazılmıştır.
kurutulmus kelebek kurutulmus kelebek
"unutma ki,yaktığın ateşin tek bir 'kalorisi' bile boşa gitmez:bir karşılık vardır, bulursun, hep,en küçük ateşin için bile
bu, herzaman seni 'ısıtacak' birşey olmasa da...
ateşinin hep tütmesinden
şimdiye dek tütmeyen hiçbir ateş yakamamış olmandan
nasıl bir sonuç çıkarabilirsin ki:
sen,ateş yakmayı beceremiyorsun;
zaten,kimse,tütmeyen bir ateş yakamazhangisi?!...
tütmeyen ateş yakılamaz mı?!...
ateş tütmeden edemez
- mi?!...
-yoksa,sen mi beceremiyorsun?!...
ne dersin?..."
ateş yakana kılavuz bölümünden - oruç aruoba
zinkafnun zinkafnun
yakın, sıcaktır. ancak resmin tamamını gösteren uzaktır.

bir şeye/birine ne kadar yaklaşırsam, görme yeteneğim o kadar azalıyor. ve sanırım; yakından bakma şansım olanları, aslında görmüyorum.
tekil kişilik tekil kişilik
yan türkçe kelimesi ile köklü bir ilişkisi var.
uygurca yak kelimesi ile bağlantılı olduğu iddiası var.
neyse, dil bilimi açısından fiilen kullanılarak belli amaca hizmet ediyor sonuçta.
yani uzak olmayan anlamını en kısa yoldan anlatıyor.
kaktus ve papatya kaktus ve papatya
''dikkatsizlik ederek düşürüp kırdığın, sevdiğin kişinin izlerini taşıyan, senin için değerli bir nesneyi, parçalarını tek tek toplayıp dikkatle ve saatlerce uğraşarak özel olarak aldığın bir tutkalla yapıştırıp onardığında, ortaya orası burası eksik, gedik, yamru yumru bir şey çıkar. ama bu, eskisinden daha değerlidir artık; çünkü, şimdi senin de izlerini taşıyordur.''

(bkz: oruç aruoba)