yalnız insan güçlü insandır

19 /
arthurdentintr arthurdentintr
bence hepimizin gücü hemen hemen aynı, yüklerimizde sağda solda. yükü yerden omzuna alırsan güçlü oluyorsun hepsi bu. paylaşacak kimse olmaması güçsüzlük olarak da değerlendirilmeye açık diye düşünüyorum. o kadar insanı organize etmek daha güç gerektiren bir şey. güçsüz olan kısım yalnız ya da değil, o yükü yerden alacak cesareti kendinde bulamayan insanlardır.
*asıl güçlü insan, çevresi sayesinde sırtına alabilecek yük bulamayan insandır.
tıhmınlı tıhmınlı
ne kadar doğru bir önerme !...

güçlüdür yalnız insan ...kendisine bile söyleyemediği sırları vardır, o yüzden sır tutar...
çığlıklar atar en sessiz yerlerde, susar kalır kalabalık yüksek seslerin içerisinde...
empatisi kuvvetlidir... yalnız ya hep o zamanlarda kendi muhasebesini çoktan yapmıştır çünkü...aynadır yaşadıkları karşısındakilere....
özgür ruhludur örneğin....bu yüzden gem vuramazsın düşüncelerine...
gülmek gibi yapıcı bir eylemi vardır...çünkü kimse yokken çok ağlamıştır...

yalnız insan güçlüdür ....karşısındakinin gelişinden anlar niyetini...hayat ağacında kişileri vardır karşısına onun gibi çıkan niceleri...

yalnız insan güçsüzdür bir tek an olduğu zaman....
o da vazgeçemeyeceği sevgisinden olan vücutların yanından gittiği zaman...
bir sokak köşesinde köpekler, kediler veya hayatına ara sıra uğrayan tanıdık kişiler..
812 superfast 812 superfast
another fakir avuntusu. insan yalniz kalamaz. kalınca önce ruhen sonra fiziken biter.

ruhen gidenleri duyurularda görebilirsiniz. ama fındık fıstık atmayın.
ambarda darı yok evde karı yok ambarda darı yok evde karı yok
'yalnız kalabilen insan güçlü insandır' olarak değiştirmeyi teklif ettiğim sav. arada bir yalnız kalıp kafa dinleyebilmeliyiz bence. kendimizle bir iç hesaplaşma yapmalı, nefes almalıyız.

i̇nsan sosyal bir varlıktır kabul, o yüzden toplum içinde yaşamak bizim için bir gerekliliktir ancak arada bir yalnız kalıp biraz vitesi düşürmeli ve rölantide takılmalıyız.

her ne kadar, "ben kimseden etkilenmem, benim kendi aklım fikrim var, kafama göre yaşarım, umursamazım" desek de etkileniyoruz, şekilleniyoruz ve değişiyoruz. her zaman için kötü yönde değil tabiki ama bazen kötü yönde de etkileniyoruz. çok fazla kafamıza takıp çok fazla kendimize dert ediniyoruz. bazen sudaki balık misali içinde bulunduğumuz kıskaçtan haberimiz bile olmuyor.

ne zaman ki kendi isteğimizle ya da bi vesile ile yalnız kalıp o ortamdan çıkıyoruz, bi anda bir ferahlama gelebiliyor. o an, "ulan ben kafesteki kuş gibiymişim, kanat çırpıyor, yiyor, içiyor, şakıyordum ama uçamıyordum. meğer uçmak hepsine bedelmiş" diyebiliyoruz.

tabi şimdi bunu "ulan arkadaş sen cehennem gibi ortamda yaşıyormuşsun da farkında değilmişsin" gibi algılayabilirsiniz ama ben onu kastetmiyorum. şunu kastediyorum, bazen toplumun içinde farkında olmadan kendimizi psikolojik olarak kısıtlarız, taktir görme, beğenilme, onaylanma, göze girme, arzulanma ya da gurur için yapmak istemediğimiz şeyleri yapıp içine sığamayacağımız kalıplara girebiliriz. haliyle bu da ruhumuza bi kafesteymiş gibi hissettirebilir.

hani fight club'da bi' replik vardı ya, "nefret ettiğimiz işlerde çalışıp gereksiz şeyler alıyoruz" diye, onun gibi bazen şartlar böyle gerektirdiği için bazen de kendi kendimize bok yediğimiz için aptal triplere giriyoruz. bunun farkındalığı, bazen yalnız kaldığınızda bazen de bi anda kafanızda yanan bi ampulle olur.

o yüzden diyorum ki arada bir yalnız kalabilmek önemli. geçenlerde köye gittim izin günümde, ulan o kadar iyi geldi ki, gece balkona çıktım ışık kirliliği çok az olduğu için samanyolu'nun kolu çok net görülüyordu. bilenler vardır köyde işler çok erken başladığı için herkes erken yatar.

saat 00:10 civarı hiç ses yok. derin bi sessizlik var. bi tek arada bir kuş sesi geliyor. ulan çok ilginç geldi bana gece gece kuş mu öter amk dedim ama ötüyordu. baykuş değil bu arada onun da sesi geliyordu ama bu bahsettiğim başka kuş. o kadar güzel bi sesi var ki böyle bülbülün daha uzun hava öten cinsini düşünün. tepede yıldızlar, kulakta bu kuşun sesi, sabah kalkınca keyfe keder hazırlanan kahvaltı, radyoda çalan şarkılar filan... yahu sadece ortam değişti ama resmen her şey değişiyor amk. renkler bile değişiyor daha canlı görünmeye başlıyor.

hani bazen gece vakti canınızı çok sıkan, midenize kramplar sokan bi sıkıntınız stresiniz olur ama sabah olunca o kadar da kafaya takmamaya başlarsınız. ulan ben de abartmışım dersiniz ya işte arada yalnız kalmak da böyle farkındalık yaratıp zihinsel bir dinlenmeyle toparlanmanıza güçlü olmanıza yardımcı olur.

son olarak, "dobarlan bıragma gendingi".
çokayıpediyonuz çokayıpediyonuz
gene başladık etiketlere, kategorize etmelere dedirten bir söylemdir.
bir insanın güçlü olması gerektiği ayrı bir tartıma konusu olup, her insanın güçlü hissettiği, güç aldığı dayanak farklıdır. kimisi yalnız tek başına ayağa kalkar, kendi iradesi ve benliği ile başbaşa kalarak yeniden doğar, kimisi de sevdiği bir şarkıdan, sevdiği insanlardan, bir çiçekten belki sokakta görüdüğü bir gülümseyen yüz sayesinde bulur bu gücü.
buradaki güç manevi olarak hayatta kalabilme becerisi diye düşünüyorum.
insanlar güçlü olmak zorunda da değildir lakin ne olursa olsun bir şekilde tutunmanın yolunu bulmak da gerekmektedir. bunu güç olarak adlandırıyorsak ayrı konuşabiliriz. kendimden örnek vermek istiyorum. çevremdeki herkes ne kadar güçlü olduğumdan bahsediyor yıllardır, yaşadıklarımın birazını duyduklarında. inanın ben kendimi hiçbir zaman güçlü hissetmedim. tek düşündüğüm devam etmek istediğimdi.
yalnız kalmak, ne iyidir ne kötüdür. benim bakış açımdan orada önemli olan şu, bir insan yalnız kalabilmeyi bilmeli ve belli sürelerde yalnız vakit geçirmelidir.
bir buçuk seneden fazla oldu yalnız yaşıyorum. into the wild filmi çekmeye gerek yok çünkü sonunu hepimiz biliyoruz.
bırakın insanları nasıl hayata tutunuyorlarsa öyle tutunsunlar. sen böylesin, o nedenle böyle değilsin... tam bir zırvalıktan başka bir şey değil azizim.
bırakın insanlar bir şekilde yaşasın, yetmez mi? hı?
ropte ropte
yalnız insan bi sikim değildir af edersiniz. kendine yetebilen, kendi ayakları üzerinde durabilen insan güçlü insandır. yalnızlık bilinçli bir tercih ise ve istediğinizde sonlandırabiliyorsanız güzel ve anlamlıdır. ama yalnızlığınızı sizin elinizde değilse o zaman böyle kutsiyet atfetmeler, güzellemeler vs. bir savunma mekanizması olarak ortaya çıkıyor.

bizim mahallede bi lavuk vardı. şöyle söyleyeyim msn iletisi şeydi: kalbimdeki piçliği seviyorum. e kalbi piç olan insan zamanla ne olur yalnızlaşır, sevilmez. artık çevresinde kimse kalmayınca çoluk çocukla takılmaya başlamıştı. onlara da şey diyormuş: ne kadar sevilmezsen, ne kadar yalnızsan o kadar güçlüsündür. ne kadar güçlü olursan da o kadar sevilmezsin.

yoo, biz onu güçlü olduğu için değil orospu çocuğu olduğu için sevmiyorduk.
faurbourg faurbourg
yalnız olmayı seçen insan güçlüdür.
yalnızlık ve saplık'ı birbirine karıştırmamak lazım. birisi tercihken diğeri mecburiyettir.
19 /