yalnız seyahat etmek

moon prism power moon prism power
söz konusu uzun bir otobüs yolculuğu ise çekilmez olandır. uyursun uyanırsıni kitap okursun, sağından solundan kırıpılmış dublajlı ve sıradan amerikan filmlerini izlemeye çalışırsın, tam bi kanal bulursun çekmemeye başlar, telefon çekmez. kısacası serseme çevirir insanı
toshiro toshiro
acayip sevdiğim olaylardan bir tanesidir. hele ki gece ve uzun yol yolculuğu ise değmeyin keyfime. ama akıllanmadığım bir nokta vardır yıllardır bununla ilgili. ne zaman yolculuğa çıkacak olsam, yolda okurum diye kitaplarımı alırım, telefonuma izlemek için filmlerimi yüklerim ama otobüsün hareketinden itibaren, elimi de çeneme dayayıp boş gözlerle yolları izleyip, düşüncelere dalışım var ki...ara sıra gözüm yanıma aldığım kitaplara çarptığında da "amaaan salla ya, kim uğraşacak şimdi onunla" deyip yeniden bön bön yolu izlemeye koyuluyorum ki galiba bir denizi izlemek bir de bu yolculuklar, bana müthiş huzur veriyor.

eğer yol üzerinde deniz falan da oluyorsa direkt transa geçip titremeye başlıyorum!
abbey road abbey road
hep çok istediğim ama bir türlü cesaret edemediğim şeydi. sonunda cesaretimi toplayıp bu sefer peşime kimseyi takmadan seyahate çıktım ve şimdi seyahatin en güzel tarafı oldu benim için tek başına yola çıkmak.

tek başıma çıktığım hallstatt seyahatim için de ulaşım ve fiyat detayları ile birlikte bir yazı yazdım ve tek başına seyahat için bence çok uygun bir yer olan bu muhteşem köye ait yazımı buraya da bırakmak isterim:

hallstatt’a gi̇tti̇m. ama bi̇’ sorun nasıl gi̇tti̇m… beyaz tavşanın i̇zi̇nde