yalnızlıklar

hayatberbat hayatberbat
müfrezelerin peşimde olduğu kaçmamdan belliydi çünkü;
koşmalıydım ben ve koşardım
ve bir süre sonra koşa koşa,
koşmak durmaya benzerdi.
durmanın dışında koşmak bulamazdım o anda;
dururdum ve bir uçurum dolanırdı ayak bileklerime.

yalnızlık, uçurumları giyinmektir biraz da."


kelime de bitiyor ve insan uçurumları giyiniyor biraz.... defalarca okuyup her defasında ahh ulan ahhh diye belli belirsiz bir serzeniş içerisinde rakımı diplediğim müthiş metin...

(kişisel not= bir de birisine ismi lazım değil bu oyunun afişini verecektim ben ama bir türlü görüşmek nasip olmadı ..anladın sen anladın...)
abıefsun abıefsun
...

silahlarla büyür yalnızlık.

silahlar ki, her biri bin yalnızlıktır
ve düşmanıdırlar dilin.
onların menzilinde kavramlar birer orospudur,
kelimeler tacir.
çıplaksalar giyinip peşimize düşerler
onca yıllık dostluktan sonra;
giyinikseler soyunup peşimize
onca yıllık düşmanlıktan.
kimi elimizden tutacaktır sözgelimi,
kiminden başkaları, bizi avlamak için.

...
hayatberbat hayatberbat
''babalar ki, yalnızlığın en uzun tarihidir

içlerinden gelip geçtiğimiz.

yalnızlık,

çocuk kılığında bir babadır

torunların büyüttüğü.

ve

her terekede bir yalnızlık vardır

sulh hakimlerinin göremediği.''

işte tam da bu yüzden yaşlandıkça babalarımıza benzeriz..
hayatberbat hayatberbat
kimileri düşer yalnızlığa,

kimileri yükselir.

düşenler için ufuk yoktur artık;

bütün renkler beyazdır,

sesler birdir

ve yarın belkidir,

dün şüphelidir,

bugün nerededir?

üstelik, sular kaskatıdır,

yönler düğümlenmiştir.

ve aynadır her şey;

tozludur anılarla,

kat kat kirdir.

düşenler için yalnızlık,

durup dinlenmeden kan susuz bir nehirdir.

yükselenlere eşsiz bir ülkedir yalnızlık;

orada içlerini kazarlar sürekli,

derialtı şehirlerine inerler

ve kendileriyle tanışırlar her gün,

her saat, her dakika, her an

sonra, kendileriyle

kendilerinde başlayan insanlığın arasına otururlar

hepsi düştükleri yalnızlıktan gelmiştir

yükseldikleri yalnızlığa.
aziz magnolia aziz magnolia
hasan ali toptaş'ın, okuduğum son kitabı. nedense önce romanları ve öykü kitabını okuyup, son sırayı bu kitaba verdim. bir nevi final gibi düşündüm denebilir.

mutlaka bir şiir kitabı yalnızlığı işler, ama zaman zaman başka sahalara iner, sonra tekrar ana merkeze döner, sonra oradan gider, biter. ama bu kitap, sadece ve sadece yalnızlık kitabı. ama, yalnızlığı cümleye dökerken, yine de topraktan, dededen, nineden, tarhana çorbasından vazgeçmiyor, bizzat yalnızlığı tarhana çorbasında karıştırıp önümüze getiriyor. galiba ben bu kitapta, en çok nineyi sevdim, sonra nine konuşurken o zeytin çekirdeği gözleriyle, arkadan gelen mavzer seslerine takılı kaldım. gün içerisinde çok defa okunabilecek bir kitap, ama ben çok yavaş okudum, biraz sindirmem zor oldu sanırım. olsun.
eptimist eptimist
bugün daha çok anladığım o berbat duygudur. çok arkadaşım var herkes beni sever falan ama aslında bu daha da kötüleştiriyor herşeyi. koca bir kalabalığın içinde yapayalnız olduğunu farketmek. okula gidemedim herkes nedenini duymuş ama tek bir kişi dışında ne arayan ne bir mesaj atan o benim "canım ciğerim en iyi arkadaşlarım" bile günde 5346841 mesaj atan insanlardan hiç ses seda çıkmadı ve kötü olduğumu bilmelerine rağmen.
tam uyumlu altyazı tam uyumlu altyazı
hayatı boyunca yalnızlıktan yakınmış insanların değil yalnızlığı evladı bilmiş insanların bağrına basacağı hatta ileri gidip kutsal kitabı ilan edeceği bir hasan ali toptaş kitabıdır.şiir kitabı değildir,sabahın dinginliğinde sakince taşları yıkayan bir köy deresidir.
bu nick benim tarafımdan kullanılıyor bu nick benim tarafımdan kullanılıyor
"yalnızlık, okyanusta damla avıdır,
kum tanesinde çöl.
çöller ki kupkuru heceleridir
yeryüzü yalnızlığının;
güneşi tuttular mı, birakmazlar bu yüzden,
insanı tuttular mı bırakmazlar;
ve iklimlerle büyürler,
büyürler
büyürler de
büyüklükleri taşar bizden.
.
.
yalnızlık hadi gidelim'dir çoğu kez,
hadi nolursun.
.
.
yalnızlık gidip gelmektir biraz da,
nereye olursa."
heima heima
"neresinden bakılırsa bakılsın,
her cümlede bir çift göz vardır
ve her noktada bir insan.
o insan ki, bakar bize ve ötemize;
ve o insan ki, giyindiği zamanın gerisinden sorar
hep
kaygılanır, duraksar ve sessizdir;
ve geldim demenin bir sessizliği varsa, öpüşelim
demenin, sen hala gitmiyor musun demenin ya da
ölmek istemenin bir sessizliği varsa,
kelimeleri de vardır sessizliğin
duruşun kelimeleri vardır;
bakışın, uzanışın,
gülüşün...

ama, yalnızlığın kelimeleri yoktur.
o, bütün kelimelerden oluşmuş bir kelimedir."

(bkz: hasal ali toptaş)