yamyamlık

easy company easy company
kendi türünden bir canlının etini yeme eylemi.
2 dünya savaşında leningrad kuşatması sırasında rus askerler ve japonya'da japon askerler tarafından yiyecek kıtlığı nedeni ile yapıldığı ortaya çıkarılmış. özellikle japon askerler tarafından çokça yapıldığı, düşman sivil bulamadıkları zaman birbirlerini öldürüp yedikleri görgü tanıkları ve cesetler üzerinde yapılan incelemelerle ispatlanmış.
bulanti bulanti
bu akşam history channel'da çok çarpıcı bir biçimde işlenen olaydır.

19.yüzyılda avrupalı denizciler arasında bile bir denizcilik geleneği olan bir eylemdir. şöyle olur ki efendim; o zamanlar eğer geminiz batarsa ve birkaç kişiyle birlikte sağ kurtulursanız, etrafta yiyecek yoksa mürettebatın çoğunun kurtulması için bir kişi kurban seçilir ve kesilip yenirmiş. bunun için genellikle klasik kısa çöpü seçme çekilişi kullanılırmış.

daha sonraları mürettebatından birini kesip yediklerini karaya döndüğünde söyleyen ingiliz bir kaptan ve yanındaki diğer kişiler ibret-i aleme tutuklanıp idama mahkum edilmişler. lakin 6 ay ceza evinde yatıp çıkmışlar. onlara gelinceye kadar yıllardır süren bu geleneğin dönemin ingiliz hükümeti tarafından bu denizcilerin başına patlatılmasının sebebi ise anglosakson denizcilerin barbarca olan yamyamlık eylemini yapmalarının onursuz bir davranış olduğu imiş.

tabi mesele hayatta kalmak olduğu zaman insanlar diğer insanların hayatları üzerinde kolayca söz söyleme hakkına sahip olabiliyorlar. hükümetler, insanların kanunun geçerli olmadığı yerde kendi "orman kanunlarını" koymaya mecbur olduklarını gözden kaçırabiliyorlar. lakin günümüzde kanunun geçerli olduğu ve uygulanması için çeşitli yaptırımların, yürütücülerin bulunduğu yerlerde bile ne yazık ki insanların kendi kanunlarını yazıp, onlara göre hareket etmek zorunda kaldıklarını görüyoruz. işin tam da bu noktasında asıl yamyamlığın açlık ve umutsuzluktan değil de açgözülükten kaynaklandığı aşikar.

ne yazık ki...
sorun bende sorun bende
zamanında içimizde kalanları, yapamadıklarımızı günü geldiğinde yaparken aşırıya kaçma hali.

birtakım sebeplerden çok okuyamamışızdır, fırsatı bulunca yamyamca okuruz.
çok gezememişizdir, tatilimiz yoktur, fırsatını bulunca yamyamca her yere gitmek isteriz.
çok sevmemişizdir, sevememişizdir, sevilmemişizdir. fırsatını bulunca bunaltıncaya kadar yamyamca severiz.

seni o kadar sevmiştim ki, artık facia olmuştu, yamyamlık yapmıştım! oysa herkes öldürür sevdiğini, bunu sen de biliyosun
dushekimi dushekimi
iş arkadaşımın; "n'olmuş şimdi sonuç olarak birbirlerinin götünü mü yemişler?" şeklinde karşıladığı, hollanda'da vuku bulan hadise. güldüm, yalan yok.
adım zebercet adım zebercet
" uygarlık tarihi " adlı bir kitabı okurken karşılaştığım bir hikayeyi paylaşmak isterim. bu hikaye bize, uygarlık-barbarlık-yamyamlık gibi kavramları anlaşılabilir hale getirecektir.

" kral charles çağında fransa'nın rouen kentine gelen üç yamyam, kralın önüne çıkarılır. ' kral uzun uzun konuştu onlarla. yaşayışımız, zenginliğimiz, güzel şehir örneğimiz gösterildi. sonra bizimkilerden birine ne düşündüklerini, en çok neyi beğendiklerini sordu. yamyamlar üç şey söylediler; üçüncüsünü ne yazık ki unutmuştum. en başta şaştıkları şey sakallı, güçlü kuvvetli, silahlı bir sürü adamın çocuk yaşındaki bir krala bekçilik, uşaklık ettikleri, niçin bunlardan birinin kral seçilmediği olmuş. ikincisi, kendi dillerinde bir tek bedenin, eli, kolu, parçaları birbirinin yarısı olarak anlatılan insanlardan kimilerinin neden bolluk, rahatlık içinde keyif sürüp de birçoklarının dilenciler gibi kapılarda açlık ve perişanlık içinde yaşadıkları olmuş.'

yamyam aklı işte, ne olacak! "


"hangimiz daha yamyam acaba?" diye sormadan edemiyor insan.
vliegende nederlander vliegende nederlander
hayvanlarda da görülür. diaea ergandros adlı örümcek, yengeç örümceği olarak geçmekte ismi, yavruladıktan sonra yavrularını döllenmemiş yumurta ile besler. bu yamyamlık değil elbette. asıl yamyamlık, vereceği yumurta kalmadığında, yavrularına kendisini feda etmesidir. yavruları, ilk avlanmalarını anneleri üzerinde dener. annelerini bitirdiklerinde ise, yeterli gelişime ulaşmış olurlar.

tatlısu levrekleri de birbirini yer. öyle yerler ki, birisi diğerini yerken, başkası da yiyeni yer. görülmüştür bunlar. eşlerini yiyenler de ayrı elbette.
tsikitishvili tsikitishvili
pek eskidir.

odysseus eve dönerken sürüklendiği adalardan birinde et yiyen tiplere rastlar ve tayfasına 'olm gidin bi bakın ekmek yiyen adam yok mu la bu adada' diye seslenir. herkesin cayır cayır insan yediklerini görünce de gemiye zar zor toplaşıp kaçarlar ve olaylar gelişir.
dumrul dumrul
wikideki açıklamaya göre bulaşıcı hastalığa neden olduğu falan söylenmiş. bilimin tabuya alet edilmesine çok güzel bir örnek.

fakat bahsedilen durumun leşçilikle ilgili olduğu gayet açık.

burada elbette yamyamlığı savunmuyorum. sadece bize verilen "bilgilerin" hangi verileri içerdiği ve bu verilerin nasıl yorumlanması gerektiği üstüne her zaman düşünmek gerekir.

elimizdeki veriler:

1- bazı yamyam kabileler incelenmiş.
2- salgın hastalıklara rastlanmış.
3- bu kabileler ölmüş kişilerin iç organlarını yiyorlarmış.
4- bu geleneklerin temeli de nesiller öncesine dayanıyormuş.

eksik olan veriler:

1- et ne zaman ve nasıl yeniyor. hangi koşullarda saklanıyor?
2- kontrol grubunuz var mı? yani et tazeyken iyi pişirilerek yendiğinde aynı sonuçla karşılaşılıyor mu?

bilim adamları gerek etik sebeplerle gerekse de yasaların zorlamasıyla böyle bir kontrol grubu kuramazlar. böyle bir kontrol grubu kuramazsan bilimsel açıdan da ahkam kesemezsin.

yani bu kabileler nesillerdir insan eti yiyor ama yok olmuyorlar. pekii bu durumda salgın hastalık konusunda ciddi miyiz? salgın hastalığın nedeni insan eti yiyor olmak mı yoksa leş yiyor olmak mı? etin sağlıksız koşullarda tutulması mı? iyi pişirilmemesi mi?

şehir efsanesi üretmekle bilim yapmak arasındaki sınır hiç de ince değildir. tespiti çok kolaydır.

öyle kabile filan aramaya gerek yok. savaş dönemlerinde yamyamlık çok yaygın şekilde görülmüştür. mesela japonlar çinli, koreli vs savaş esirlerini taze tutmak için henüz canlıyken ekstremiteleri kesip yiyorlardı. bu çeşit salgın hastalıklara rastlanmış mı?

hikayeleri ilginçleştirmek adına kendi mantığımızı yememek lazım, bu da yamyamlığın başka bir türü olur sonuçta. ve fiziki yamyamlığın aksine ağır zihin hasarına yol açacağı da kesindir.