yanlış anlamak

1 /
sanki cazorla sanki cazorla
siz beni yanlış anladınız, ben sizi. daha ilk günden “her şey karşılıklı.” demiştiniz, işte oluyordu her şey karşılıklı. yanlış anlaşıyorduk bir güzel. o kadar bardağın dolu yanını görmeye şartlanmıştık ki, “anlaşamıyoruz” diyemiyorduk bir türlü, varmıyordu dilimiz. bunun yerine, sesi daha ılık olanı seçiyor, “yanlış anlaşıyoruz” diyorduk; bir de sahte gülücük iliştirip sonuna…

zamanlar geçti, sahte gülücüklerimizden dolayı yargılanmaya başladık biz kendi mahkemelerimizde. dem karar demiydi, vakit gelmişti. ya müebbede mahkum olacaktık sahte gülüşlerimizden sebep ya da beraat edecektik. suni kahkahalarla ve gözyaşlarıyla kutlayacaktık kararı.

ve nedense, nedense değil aslında, sanırım korkudan, kararı açıklamayı reddetti kendi mahkemelerimizin daimi yargıçları.

mahkemenin ardından biz yine girdik kol kola. gülücüklerimiz, ne ilginçtir ki(!), yine sahteydi.

ve yine yanlış anlaşıyorduk biz. yanlış manlış anlaşıyorduk biz, kör topal gidiyorduk. yanlışlar içinde yüzüyorduk.

siz beni yanlış anlamıştınız, ben sizi.
her şey karşılıklıydı…
ali kamber ali kamber
#1418047 numaralı giriyi okuyup, "işler durumda olan bir ordunun haklı sebepler geçerli olduğu zaman darbe yapabilme gücüne sahip olması gerektiğini[n] iddia" edildiği sonucuna varmaktır (bkz: #2463570). insanların olayları pozitif olarak ele alıp (bkz: pozitivizm) ahlaki yargılara varmadan inceleyebileceğinin farkında olmamaktır. iyiye yoruyorsanız böyledir tabii. kötüye yoruyorsanız tanımlanan şey bildiğiniz denyoluktur.
piyanogörünümündekiçellodançıkanbağlamasesi piyanogörünümündekiçellodançıkanbağlamasesi
tavana vurmuş hali ancak andromeda kişisiyle konuşurken olur:

andro: iyi misin
ben: fena diil sen
andro:rejimdeyim, kırmızıyım.
.
.
.
.(aradan büssürü konuşma geçer gün içinde)
.
.
andro:yüzümü görmen lazım, kıpkırmızı,öf dısarı cıkcam bi de,nası cıkcam bilmiom.
ben:yandın mı ? (daha yeni dank etmiş)
andro:evet
ben:öküz ben yeni anladım
andro: kzm normalde hic kzarmam bilio musun
ben: acaba diorum kırmızı meyve dıyetimi yapıo da kıpkırmızı dedi nasılsın diye sorunca ilk ahahahahahahaahahahahahahahaahahahahaha
andro:ahahahalhkjhaskjhsd
ben:işte biz kız milleti bu yüzden bu kadar üzülüyoruz, kıpkırmızı dediyse karşıdaki, kelimenin ilk anlamını düşün demi, ne diye altında kırmızı meyve arıyosun.
andoro:arada bi tane galeta yedim olar mı...(andro hala rejim kısmında)


işte böyle bir şey*
neva neva
en kötüsü hayatı yanlış anlamaktır. size sunduklarını çok farklı anlarsınız ve kabul edersiniz sonra bir bakarsınız ki aslında sunulanlar başka başka şeylermiş ve siz bir yanlış anlama sonucu kabul etmişsiniz hepsini.
lijepa djevojkaa lijepa djevojkaa
düşündüğünüz,

söylemek istediğiniz,

söylediğinizi sandığınız,

söylediğiniz,

karşınızdakinin duymak istediği,

duyduğu,

anlamak istediği,

anladığını sandığı

ve anladığı

arasında farklar vardır. dolayısıyla insanların birbirini yanlış anlaması için en az 9 ihtimal var.

sylviane herpin
tipta vurulan muhendis tipta vurulan muhendis
yanlış anlaşılmaktan daha iyidir en azında, bilmem, diğerindeki his yok bunda.
sen nasıl anlatırsan ben öyle anlarım diyince de yanlış anlıyorlar mesela, ne demek o ben olması gerekenden ziyade kendime göre mi anlatıyorum???
of.
kes tamam.
marjinal hokkabaz marjinal hokkabaz
yıl 1988. olayın mantığını kavramak için yılı bilmekte fayda var. daha duruyor yani sscb.
fonda zülfü livaneli, atlının türküsü'nü seslendiriyor:

"yola baktım yol uzun
canım atım yaman atım
etme eyleme ölüm
varmadan kordoba'ya"

baba, bir hışım odaya dalıyor:
- azdın sen, azdın! şu dinlediğin rezalete bak, komünist mi olacaksın okulu bırakıp? (mantık hataları tamamen sözlerin sahibine aittir.)
+ ne yaptım yine baba?
- ne diyor bu terbiyesiz?
+ ne diyor?
- varmadan moskova'ya canımı alma diyor işte...
+ ...
- demiyor muydu öyle?
1 /