yaran fıkralar

1 /
yaşam meleği yaşam meleği
bush iktidara gelir ve 'ne yapsamda iktidarımı kuvvetlendirsem'diye düşünür ve üzerinde resmi bulunan pul bastırmaya karar verir.pullar basılır, piyasaya sürülür ama bi sorun vardır:pullar zarfların üstünden patır patır düşmektedir.bush adamını çağırır:
+oğlum bu pulların arkasına yapıştırıcı sürmediniz mi,niye düşüyolar' der.
-efendim sürdük de insan lar pulun arkası yerine önüne tükürüyorlar..!!
hansvoralberg hansvoralberg
ilk duyduğumda bayağı gülmüştüm. bu arada karadeniz şivesiyle yazmaktan tiksinirim siz o şiveyle okuyun lütfen.

temel yolda giderken karnının çok aç olduğunu hisseder. köşenin bitiminde gördüğü bir dükkandan içeri girer.

- selamın aleyküm uşağım.
+ aleyküm selam buyur abi.
- ben bir karadeniz pidesi alacaktım da. yalnız burada yemiycem mümkünse sarıver.

adam bir an durup sorar:
+ afedersin abi sen karadenizli misin?

temel bu soruya sinirlenir:
- niyeki kardeşim? karadeniz pidesi yemek için illa karadenizli mi olmak gerekir? misal ben japon olmasam sushi yiyemeyecek miyim? ya da italyan olmazsam pizza vermeyecek misin?

adam cevabı yapıştırır:
+ yok abi o yüzden söylemedim. burası nalbur.
the acme the acme
gülmekten alta sıçırtan fıkralardır.. (oooh tanımımı da yaptım)

sıcak bir ramazan günü nasreddin hoca göl kenarında bir ağacın altına oturmuş yoğurtyemektedir.. iki köylü de yoldan geçerken nasreddin hocayı görürler ve "allah allah hoca'ya bak ramazan günü oruç tutmuyo mu" diye merakla hoca'ya doğru giderler.
- hocaaa hocaaa.. sen oruç tutmuyo musun?

nasreddin hoca durur ve cevabı yapıştırır:
-ya tutarsam?!

(bkz: cenk ve erdem)
centrocampista centrocampista
öğretmeni ali'yi matematik sözlüsüne kaldırmıştır. tahtaya mı kaldırmıştır sadece ayağa mı yoksa amuda mı bilemiyorum. sorar: "ali, ağaçta beş kuş var, birine taşı fırlattın kaç kuş kalır geriye?" ali düşünür ve doğal olarak hepimizin vereceği cevabı yapıştırır: "hiç kalmaz öğretmenim, hepsi korkup kaçarlar" "hayır" der öğretmeni, "matematiksel yaklaş olaya." "ha o zaman 4 kuş kalır" der ali. öğretmeni "şimdi doğru" der, "ama yaklaşımını beğendim". burasını diyalog yapiim, öbür türlü aç tırnak kapa tırnak zor oluyo.

-öğretmenim! ben bi soru sorabilir miyim?
-buyur yavrum.
-karşınızda 3 tane bayan, ellerinde dondurma var. biri dondurmayı yalayarak, biri emerek, diğeri ısırarak yiyor. sizce hangisi evlidir?
(öğretmen gözler parlayarak):
-emerek yiyen!
-hayır öğretmenim, parmağında alyans olan. ama yaklaşımınızı beğendim.

buraya kadar gözünü yorup fıkrayı okuyan arkadaşlara sonsuz teşekkürler. "fıkra okunmaz anlatılır" diyenlere de saygılar. demek ki neymiş, fıkra uzadıkça boka sararmış. (this is the özeleştiri part, please proceed...)
rook rook
aha ben de yazayım bi dene
adamın birinin çiftliği ve kümesi varmış, kümesin horozu ölünce adam yeni bi horoz almış fakat horoz cok sevisgen çıkmış. kümesteki tavukların alayını becerdikten sonra çiftlikte bulduğu her hayvanı, attır, eşşektir, köpektir demeden sıradan geçiriyomuş. horozun bu halini gören adam içinden "pompa uğruna genç öleceksin" falan diyomuş. sonra bigün bi bakmıs bizim horoz ayaklarini dikmis, dili bi karis disarda hareketsiz yatiyor, basında da bi tane akbaba dolaniyo, adam horoza bakıp senin sonunun böyle olacagi belliydi demis, horoz da adama "sessiz ol, akbabayı kacirtcaksin" demiş.
hem kaleci hem oyuncu hem kaleci hem oyuncu
nasreddin hoca göle maya çalarken temel bunu görmüş hayırdır hocam napıyorsun demiş.
nh:göle maya çalıyorum.
temel: yaa hocam ne yapacaksın o kadar yoğurdu...
esdora esdora
bir gün bir adam karısına sordu:
"aynı zamanda nasıl hem bu kadar salak hem de bu kadar güzel olabildiğini anlamıyorum."
karısı yanıtladı:
"açıklamama izin ver. allah beni sen çekici bul diye çok güzel yarattı ve beni de, ben seni çekici bulayım diye çok salak yarattı!"
eden eden
bir boğaza euro tunnel misali bir tunel yapılacaktır, ihale açılır. ihaleye giren firmalar ise japon, fransız ve türk şirketleridir, ancak üç firmadan da aynı fiyat alınır. sonucu görüşmeler belirleyecektir. ilk olarak japon firma çağrılır.
japonlar:"biz iki yakadan başalarız oratada en fazla bir metre hata ile buluşuruz, o da hemen yapılır, bir şey değil" demişler. yetkililer "güzel, ancak diğer firmalarla da görüşmek lazım" der.
fransızlar:"biz de iki yakadan başlarız ortada en fazla on santim hata ile buluşuruz, nerdeyse kusursuz olur." demişler. yetkililer sevinmiş, sıra ise türk firmaya gelmiş.
türkler:" valla biz de iki yakadan başlarız fakat ortada buluşur muyuz o bilinmez, buluşursak bir tane buluşamazsak iki tane tuneliniz olur" demişler.
hypnotica hypnotica
2 tane yaşı küçük çocuk geneleve gitmişler. genelevin bekçisi çocukların içeri girmesine izin vermemiş. daha sonra çocuklar bi şekilde bekçiyi ikna etmişler. bekçi de çocuklara bayram günü gelmelerini söylemiş...
sonunda bayram günü gelmiş çatmış... çocuklar geneleve gitmişler, genelevin önü çok kalabalıkmış. tabii ki bekçi adam çocukları hemen içeri almış. dışarıda bekleyenler bu torpil karşısında isyan etmişler..bekçi adam bekleyenlere şöyle cevap vermiş:

-onlar .rospu çocuğu, analarının elini öpmeye geldiler...
twinkle twinkle
suudi arabistanlı vatandaş vize almak için abd konsolosluğuna başvurmuş. görevli sormuş suudi yanıtlamış:

+name?
-abdul rauf bin selam
+sex?
-5 times per week...
+no no! male or female?
-male, female, sometimes camel...
ubiquitous ubiquitous
matematik profesörü, karısına bir faks göndermiş:

sevgili karıcığım;
54 yaşına geldin, bildiğin gibi bazı ihtiyaçlarımı artık karşılayamıyorsun. eşim olarak seninle mutluyum ve sana hiç yalan söylemedim. bunu da sana anlatınca anlayışla karşılayacağından eminim. bu gece 18 yaşındaki asistanımla büyük otel'de kalacağım. gece yarısından evvel gelirim.
kocan

adam eve dönünce, yemek masasının üzerinde bir not bulmuş:

sevgili kocacığım; sen de 54 yaşındasın. bu notu aldığında ben de deniz otel'de 18 yaşında bir delikanlıyla birlikte olacağım. sen, ki matematikçisin, bu işi çok iyi bilirsin. 18, 54'ün içinde üç kere ama; 54, 18'in içinde kaç kere??? bilmem anlatabildim mi? onun için sen bu gece beni bekleme, yarın gelirim.
karın
1 /