yaran olaylar

1 /
troke troke
çevresi tarafından insan seven biri olarak tanınan teyzem birgün kapısının çalmasıyla gidip kapıyı açar. karşısında komşularından birisi vardır ve çok telaşlıdır. ne oldu diye soran teyze mahallede oturan ve çok fakir olduğu herkesce bilinen bir kadının doğurmak üzere olduğunu öğrenip hemen evinden fırlar yardım etmek için. kadının yanına gittiklerinde artık kadının karnının neredeyse patlamak üzere olduğunu görürler ve apar topar yoldan tanımadıkları bir adamın arabasını çevirip hastaneye giderler. kadınla birlikte içeri giren teyzem hemşirelere doğurmak üzere olan bir hasta getiridiğini söyler, hemşireler şu odaya girin geliyoruz hemen der. aradan kısa bir süre geçer ve bir hemşire gelir ancak hemşirenin gelmesi ve bağırması bir olur. 'yine mi bu kadın, alın bu kadını burdan gözüm görmesin, getirmeyin bunu bir daha ' der. ne olduğunu şaşıran teyze kadının koluna girer ve hala dışarda beklemekte olan adamın arabasına biner. ne olduğunu anlamaya çalışırken bir gürültü ardından da tabiri mümkün olmayan bir koku sarar arabayı.

işin aslı şudur; kadının hamileliği yalancı hamileliktir, yani karında biriken fazla gazdır. belki de yaşanan koşuşturmadan dolayı rahatlayan kapakların açılması ile hamilelik sona erer, çocuk gaz şeklinde dışarıya çıkar, geriye teyzeme yoldan çevirdiği adama karşı büyük bir utanç, adama da acil araba havalandırma görevi kalır.
togisama togisama
4 levent metro durağında otobüs beklenilmektedir. sonra neden metro durağında otobüs beklendiği sorgulanıp yukarı çıkılır 4. levent otobüs durağında otobüs beklenmeye başlanır. itü'de inileceğinden kelli sarıyer yeniköy istikameti gözetmeksizin gelen otobüse binilecektir.
favori hat olan 40b yolda görülünce iç pır pır eder. bu heyecanla otobüse binerken bir adam gayet masum bir şekilde
- pardon bilader yeniköyden geçer mi?
diye sorar ve evet cevabını alır. otobüs hareket eder.
boyner karşısındaki durakta inildikten 10 dk sonra yenilen bokun farkına varılır. (tahminen) adam tarfından bolca yarılınır.

ek: bu arada 40b neden oradan gitti hala anlamış değilim. sanırım ben o terelellilikle yanlış otobüse bindim. hayatım yalan yahu öleyim ben.
galadriel86950 galadriel86950
iki karadenizli bir uçak yolculuğunda yan yana oturmuşlardır ve cam kenarında olandan şöyle bir ses gelirrr:
a- leyyyynnnn amanın.
b-noldu lan.
a-kanatları sallanıyor lan bu uçağın!!!
b-salak mısın nesin sen yaaa sallanmasa nasıl gitcez olm.


(olay devlet tiyatrolarının yurt dışı turnelerinden birinde geçmiş ve ön koltukta oturanlar tarafından şahit olunmuştur.)
togisama togisama
arkadaşlarla okey oynanmaktadır. anın getirmiş olduğu gazla bitilir. ama bitiş de kallavi bir bitiştir hani okey atıp 4-2 den 0-2 yapmak gibi bir durum söz konusudur. neyse efendim o gazla okey taşı yerdeki taşlardan birinin üzerine çaaat efekti ile vurulur. yerdeki taş havalanır, masadan takribi yarım metre dönerek yukarıya doğru uçuşa geçer. o esnada herkes "mnskm" yüz ifadesiyle havadaki okey taşını izlemektedir. taşın düştüğü yer yanıbaşımda duran yarıya kadar dolmuş incebelli minik çay bardağının içidir. bardak kırılır çay serpilir el haşlanır. ama olsundur.
welcome home welcome home
tarabya merkez karakolu'nun oradan geçmekte olan bir kadına köpeğin teki musallat olur ve bir an kadının üstüne atlayacakmış gibi bir hamle yapar.bunun üzerine kadın "imdat polis" şeklinde çığlık atar.çığlığı duyan bir polis kadının yanına gelir.(welcome home bu sırada karakolun karşısındaki postahane dışında sıradadır)

köpeğin ismini hatırlamıyorum k-9 diyelim.
kadın k
polis p

k:az kalsın ısırıyordu bu şey beni çok teşekkür ederim.
p:hanımefendi bu köpek ısırmaz çünkü o bizim eğitimli köpeğimiz.
k:hım öyle mi peki neden üstünde k-9 yazan yelek yok?hadi diyelim yeleği görev sırasında giydiriliyor neden serbestçe dolaşıyor bu köpek ya ısırsaydı beni?
p:(polis köpeğe bakaraj) k-9 ısırır mıydın?
k-9:(hiç havlamaz bile arkasını dönüp başka bir yere yönelir)
p:bakın hanımefendi akıllıdır o.
k:kamera şakası mı?
senseofdarkhumor senseofdarkhumor
eve girip odama girdiğimde karşılaştığım durum. şöyle ki;

annemin masamın üstünde günlerdir duran bir adet boş nutella kavonozunun, bir adet boş kutu içeceğin, bir adet boş bardağın ve iki adet boş cips paketinin üzerine 'son kazıda bulunmuş fosilleşmiş atıklar. m.ö 201' yazılı etiket yapıştırmış olması beni gece gece ziyadesiyle yarmıştır.
rafael rafael
bilindiği gibi günümüzde eldiven sadece elleri soğuktan korumak için kullanılan bir aksesuar olmaktan çıkmış, değişik modelleri ve kesimleriyle adeta kendi içinde bir moda yaratmıştır ve bu modanın en gözde ürünlerinden biri de parmak uçları kesik olan eldivenlerdir..nitekim aralarında en kullanışlı olanlarından biridir..

bu didaktik ve resmi girizgahtan sonra olaya geçmek isterim..olay benimle babaannem arasında geçer..

tatil sebebiyle babaannemleri ziyarete gittim oturdukları yere..o gün de hava soğuk olduğundan dolayı parmak uçları kesik eldivenimi taktım..babaannemlere vardığımda eldivenimi gören babaannemin tepkisi :

-yavrum n'olmuş eldivenine öyle paramparça?

şimdi bu esnada aslında benim ideal torun olarak "yok babaannem onun modeli öyle" demem gerekir..lakin o gün ne alakaysa piçliğim tavan yapmış olacak ki bir anda "eldiven, parmağı kesik, model, babaanne, eski, para, cep boş" yedilisinden bir anda kafamda şimşekler çaktı, gözlerimde bir ateş belirdi ve :

+n'apayım babaannem yenisini alacak paramız yok..

deyiverdim..eh tabi babaannemin tepkisi de planladığım üzere :

-aman yavrum al şu parayı git yenisini al, havalar soğuk..

olmadı..

bir sinirle :

-o canına sıçtığımın oğlu* sana para göndermiyor mu yeterince? dur şimdi ben ona sorarım..

dedi ve telefona sarıldı..ben ilk şoku atlattıktan sonra bunun bir aile faciasına dönüşeceğini anladım ve babaannemi durdurmaya çalıştım ama nafile..babaannem kalaylamaya başlamıştı bile babama..tabi ev ahalisi olarak yarıldık hepimiz ve babannemin elinden zor aldık telefonu..babaannem biraz agresiftir..

sonra durumu izah ettim babaanneme ve sopayı yedim delikanlı gibi..parayı da aldım ama..
yako yako
eskiden doğuda öğretmenlik yapmış bir hocam tarafından aktarılmıştı bu olaylardan biri
köyün önde gelen iki ailesi bir gün bir yemekte bir araya gelirler ve muhabbete başlarlar.ailelerden biri bir olay anlatmaktadır ve örnek vermek ister
-şimdi komşu farz et bizim sığırlar sizin tarlaya girdi (burda hemen diğer aileden tepkiler yağmaya başlamış ve adamın sözü kesilmiş
+yok öle bişi, kesinlikle sizin sığırlar bizim tarlaya giremez
-ya komşu farzet ki girdi
+olmaz hepsini vururuz o sığırların (bu sefer karşı aileden tepkiler başlamış)
-nasıl vurursunuz siz bizim sığırları vuramazsınız
+sizin sığırlar girerse bizde vururuz
-bizim sığırlar girer,sizde vuramazsınız

olay biraz daha bu şekilde devam ettikten sonra iki aile birbirine girmişler ve sonucu yaralanma ve ölümle sonuçlanan bir kavga çıkmış

not:bunu lisede bir öğretmenimiz anlatmıştı başımdan geçti diye biryerden okuyup bize anlattıysa ve başka bir hikayeyse şimdiden özür dilerim
togisama togisama
istiklalde dilenmekte olan kadın bir dilencinin ynaından koşarak seyirten adam, dilencinin içinde paralarının bulunduğu ve elinde tuttuğu kart dor kutusuna çarparak bozuk paralarıu etrafa saçar. bunun neticesinde 10 saniye öncesinde "allah razı olsun" "allah ne muradınız varsa versin" sözleriyle dilenen dilenci hemen context switch yapar ve şöyle seslenir karanlıkta kaybolan adamın ardından
"götüne kocamın yarraaaaa girsin"
arch angel arch angel
eve gitme maksatlı otobüse binilir. otobüse yolda, darülaceze'de yaşadığı anlaşılan über yaşlı bir amca biner. bölgedeki otobüs şoförlerini tanıdığı anlaşılan amca, şoförle konuşmaya başlar. ama amca ayrı telden şoför ayrı telden çalmaktadır.
ş:şoför
a:amca

ş:osman amcaaa, bi uzun hava söyle bize
a:nee?? dün de sevgililer günüydü(bu sırada yanında oturmakta olan bana bakar)
ş:var mı senin sevgilin osman amca?
a:yok da, yani dün sevgililer günüydü hohaahohh (bakarak güler yine)
ş:osman amcaa bi uzun hava söyle(hay başlatcan uzun havana)
a: nee türkü mü? tamam bunu yanımda oturan cici hanıma söyleyeyim hohhaahhoh. ayağındaaaağğğ kunduraaağğ.... (allahım kurtar beni)
quarterback quarterback
lise 1-2 falan video dersi gibi bişey yapılıyo böle sözde film falan izletcekler akılları sıra.. tam da öğle arasından sonraki ders.. bi arkadaşla çıkıp öğle tenefüsü iyidir içmek için diyip çıkıp 3 er tane birayı boğazımıza dizip okula geri döncez. sanki kıtlıktan çıkmış gibiyiz ama ne kadar çok içersek bu kısa zamanda o kadar iyidir modundayız. içip geri geldik.. sınıfa döndük kimse yok. ulan ne iş derken okulu dolaşmaya başladık sonra diğer sınıftan bi eleman sizinkiler video odasına gitti falan dedi biz de oraya doğru yollandık. video odası da zemin katta.. tabi kafalar da güzel olmuş durmadan geyiren 2 tane tip ulan napsak derken içeri dalalım dedik sonra olay şöyle gelişti..

sınıfın kapısını çalıp içeri daldıktan sonra tam karşıda olan camı açıp dışarıya atlayan iki tipi gören hoca mavi ekran verdi..
los lunes al sol los lunes al sol
9.derste sınıfta mevcut 10 kişidir.artık herkes baygın şekilde ingilizce dersini atlatmaya çalışmaktadir.
ancak en arkada oturan arkadaş dersin başından beri söylenmektedir:'abi atkım yok ya.nerde mna koyiim.kim aldı abi atkımı?' şeklinde...neyse bir süre sonra diğer öğrencilerden biri şöyle der:'lan şu ayağının altında duran şey atkın diil mi?'
işte bunun sonucunda bir an kendinden geçen ve sınıfta olduğunu unutan öğrenci uzun zamandır aradığı atkısının ayaklar altında olduğunu görünce yüksek sesle şöyle der:'ananın s.kimmmm!!'
ee tabi sınıfta çıt çıkmadığından hoca duyar ve olaylar gelişir...
1 /