yardım

uykusal uykusal
bana geldi bu akşam. kendini benden istedi. vermedim ipneye. bendeki bana yetmiyor dedim. azcık dedi. yüzüne bakmadım. ben kendi başımı belalara sardım.
herbirbokubilirimben herbirbokubilirimben
ihtiyacı olana olanak sağlamak sanırım en geniş tanımı yaptım lacivert.
lakin insan kendisine yardım edilmesini istiyorsa, lafı dönüp dolaştırmamalı ve hiçbir şey gizlememeli...
clericus vitea clericus vitea
insanı sevindirirken üzen bir olaydır yardım almak.. kişi yardım aldığında yardım aldığı kişiden aşşağı bir durumda olduğunu anlaması buruk bir acıdır her zaman içinde.. hiç bir zengin diğer bir zenginden yardım almaz çünkü yardıma ihtiyacı yoktur, onlar sadece zor durumda dayanışma içine girerler.. oysa herkes eşit olsa kimse kimseden yardım alarak iç burukluğuyla değilde eşit olsa ve devamlı dayanışma içinde olsaydı, hayat güven üstüne kurulmuş olsaydı..
rudeboy rudeboy
her insanın birgün mutlaka ihtiyaç duyduğu fiil.en zengininden en fakirine, en güçlüsünden en zayıfına.
temiz bir niyetle yardım etmek, iyi insan olmanın göstergesi kesinlikle.
41kere 41kere
sessiz sedasız, köşesine çekildi. gördüğü rüyayı hayra yordu.

- karpuzu yardın mı?

- yardım. yardım. sen merak etme.

- tamam.

soğuklardan yeteri kadar bıkmıştı. i̇çtiği sıcak çorba bile soğumuş hissi veriyordu. bir an evvel sıcakların gelmesini istiyordu. denizin kıyısına inecek, güneşin ne kadar ışığı varsa hepsinden yararlanacaktı. denize girmek istiyordu. kış ve i̇lkbahar mevsimlerinde, banyoda duştan akan suyla sergilemiş olduğu, sportif eylemlerini hayata geçirmeye can atıyordu.

- kalabalığı nasıl yardın?

- hiç sorma zor oldu ama yardım.

- vallahi helal olsun sana.

- sağ ol.

üç kuruşa beş köfte satıldığını duyduğun da dayanamamıştı. üzerindekilere aldırış etmeden apar topar evden dışarı çıktı. adımlarını hızlandırmak yerine, kol işareti yaparak yolun karşı tarafında duran taksiyi çağırdı. taksiden indiğinde, görmüş olduğu kalabalık canını sıkmasına yetti. ama ölmek var dönmek yok diye mırıldanarak, kalabalığın ortasına doğru ilerledi. az ötede duran köftelerin kokusu gelmeye başladı. kokunun burnunda dans edercesine yaptığı figürler, kendisini daha çok yüreklendirdi. önünde duran kalabalığı yarması gerekiyordu. çok sürmedi. yardı.

- oğlum ne olmuşsun öyle?

- ne olmuşum?

- çam yarması olmuşsun.

- bu iyi bir şey mi yoksa kötü bir şey mi?

- oğlum. i̇yi bir şey olmasa, sana yazar mıyım?

- yazmazsın değil mi?

- yazmam. yazmam. merak etme.

teneke kumbaraya bakan gözüm. i̇çine atılan bozuklukları sayıyorum.
renksizkelebek renksizkelebek
nereden geleceği bilindiğinde güven filizlendiren, umut yeşerten kavram.

"yamaçların üzerine kaldırırım gözlerimi; yardım bana nereden gelecek?

yardım, bana, gökleri ve yeri yaratan τᴀɴʀı'dan gelecek!"

mezmur 121:1-2
ctrl x ctrl x
tek taraflı ve devamlı olduğunda tutsaklaşmaya götürür. siz isterseniz buna şöyle de
diyebilirsiniz; tekrar eden yardım yardım değildir. . .

halk arasında da bunun deyimi var aslında; bana balık verme, balık tutmayı öğret.