yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var

1 /
sid meier sid meier
yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

insan saatlerce bakabilir gökyüzüne
denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
kopmaz kökler salmaktır oraya

kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin

insan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına

insan balıklama dalmalı içine hayatın
bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın

ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı

yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara,göğe,bütün evrene karışırcasına
çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana

ataol behramoğlu
sinefilolog sinefilolog
güzel sözdür de, söylenmesi ciddi bir zamanlama ister; zira "bunca yıl yaşadın yalnız bir şey mi öğrendin?" diye sorarlar adama. açıkçası ayıptır, yaşadıklarından öğrendiğin bir şey varsa, bundan sonrakilerde kalanını mutlaka öğrenmen gereklidir. öğrendin öğrendin, öğrenmedin işin zor. yaşam öyle kolay bir iş değildir. yaşamayı ciddiye alacaksın; bir sincap gibi mesela, yani için dışın sadece yaşamak olacak. daldan dala zıplayacaksın bazen, burnunu sokacaksın ve sürteceksin ve acıyacak ayrıca, bak burada söylüyorum. yaşam şakaya gelmez, ameliyat masasında ya da ellerin bağlı arkadan ülkün idealin uğruna yaşamın uğruna ölümü bile göze alabileceksin. (bu son cümle abartılı oldu, farkındayım; ama yaşam denince akla ölüm de gelmez mi? )

(bkz: yaşamaya dair)
(bkz: nazım hikmet)
fahriyeabla fahriyeabla
bu şiiri bir kere okudun mu hayatta zihninden silemezsin. tam unuttum sanırsın 16 yaşında bir velet, yaşamanın anlamını çözdüm sevinci ile okur karşında; ... olmadı sözlükte karşına çıkar. unutumazsın. bir türkiye gerçeği ve bir kitch şiir örneğidir...
fahriyeabla fahriyeabla
yazara ait "beyaz ipek gibi yağdı kar" adlı eser de aynı mahiyettedir, yani okundu mu gitmez zihinden. nereye yağdı, yağdı da ne oldu, bilen yok. yağar öyle... kabus gibi..
neyapmali neetmeli neyapmali neetmeli
şiirin kendisinden daha anlamlı olan başlıktır.

not: bu girideki başlıktan kasıt girinin başlığı değildir. şiirin başlığıdır. anlamayanlar var da o nedenle açıklama gereği hissettim.
poussin poussin
'' yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara,göğe,bütün evrene karışırcasına
çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana ''

her bir dizesinde insana ayrı bir hayat dersi saklı olan müthiş şiirdir.
önemli olan onu ordan çekip hayatının içinde uygulayabilmek..
deli degilim deli degilim
her dizesine hayran olduğum ataol behramoğlu şiiri.
ben çocukken, şairi bu şiirle tanımıştım.

hayat felsefesi olası kısmını ;
"sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği" olarak değerlendirmekle birlikte, şu bilgiyi vermeden geçemeyeceğim:

şairin
"insan balıklama dalmalı içine hayatın
bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına" dizelerinde bahsettiği kaya, antalya- kemer yolundaki sıçan adası, deniz de gerçek bir zümrüt olan akdeniz'dir. kendisi söylemişti.



them them
tartıya vurduğunda insan çok şey öğrenir hayatında, önemli olan öğrenilen değil olaylar karşısında gösterilen davranış şeklidir. milyonlarca seçenek vardır tepki vermek için, bazen anlaşılmaz gelir başka birinin yaptığı insana ama bilemezsin ki hangi güneşte kavrulmuş fikri ve bedeni, hangi ayazlarda ıslak bir kedi yavrusu olmuş sahip çıkılmayan. hoş görmek gerekir kendi bacağından asılacak koyunu, hoş görmek gerekir siyaha beyaz diyeni; gel bir de buradan bak, ahkam kesme derse ne diyeceksin? her dağa farklı yağarmış kar, gerisi hikaye...
1 /