yasak sevişmek

nonscholasedvitadiscimus nonscholasedvitadiscimus
'yasak sevişmek' bölümünden...


yasak sevişmek


öteki kapımdan gel bunu açamazsın
eski gözlerinle gel öldürmek vakti gel
hem tetik bulun ardında biri olmasın
hanidir ben bu evde saklanıyorum
adımı değiştirdim başka bir adla yaşıyorum
gece gündüz siyah gözlük kullanıyorum
öteki kapımdan gel bunu açamazsın
sabaha karşı gel bütün gözlerinle gel


pancurların gerisinde kararıyorum
içime belalar doğuyor sonbahar doğuyor
telefonda sesini tanıyamıyorum
yüzün parmaklarımdan akıp kayboluyor
böyle hep bir şey kopuyor bir şey kırılıyor
sabaha karşı gel eski gözlerinle gel
öteki kapımdan gel bunu açamazsın
hem tetik bulun ardında biri olmasın


artık hiç kimse beni yaşamıyor
aşklarımı büyük kemanlarla çizdiler
korkularım oldum bittim kimsesizdiler
yalnız bir mısra mıyım ıslanıyorum
bir revolver romanımı tamamlıyor
oyun bitti ışıklarımı söndürdüler
yokmuşsun gibi gel öldürmek vakti gel
öteki kapımdan gel bunu açamazsın
üzerime kilitleyip mühürlediler
hem tetik bulun ardında biri olmasın
nonscholasedvitadiscimus nonscholasedvitadiscimus
'biraz paris' bölümünden...


biraz paris


- 1. place pigalle


telefonlarla geldi telaşlı ve ürkek
birdenbire geldi beklemiyordum
hayli dargın sesi kalın ve titrek
umutsuzluğuma geldi oysa yorgundum
üstelik incittim de istemeyerek


akşamdı samanyolu patlamıştı
bütün sacré coeur silme akordeon
mulhouse'lu muydu neydi işte unuttum
ilk yudumda ağlamaya başlamıştı
şakakları ter içinde gece saat on
kibrit aranıyor göğüs geçirerek
bütün sevgilerinde yanılmıştı


bir omzuna almış sanki gökyüzünü
dudakları masmavi alsace lorrain
yüzü cermenlerin en eski hüznü
hölderlin bakıyor sisli gözlerinden
ellerini şöyle okşayacak oldum
duydum nabzının gök gürültüsünü


adı yağmur mu akşamüstü mü
uzak bir panayırda ip atlayan çocuklar
dalgalar vurdukça sarsılan mendirek
gecesi kaydı mı nedense beni arar
dilinde özürler bilerek bilmeyerek
zenciler çaldı mı cazın hali başka
oturduğu yerde içtikçe eksilerek
barın camlarına orospular çiziliyor
özlem büyük korku epeyce şaka


telefonlarla geldi telaşlı ve ürkek
birdenbire geldi beklemiyordum
hanidir içimden bir başkası geçiyor
gözlerim hanidir ondan uzakta
hölderlin'i bırakmıştım artık sevmiyordum


'bir özge muammer bey' bölümünden...


-3. karantina'lı despina


bir gül takıp da sevdâlı her gece saçlarınav çıktı mı deprem sanırdın 'kara kız' kantosuna
titreşir kadehler camlar kırılır alkışlardan
muammer bey'in gözdesi karantina'lı despina


çapkın gülüşü şöyle faytona binişi kordelia'dan
ne kadar başkaydı her kadından her bakımdan
sınırsız bir mutlulukta uyuturdu muammer bey'i
ustalıkla damıttığı o tantanalı aşklarından


işgal altüst etti nasıl da izmir'de her şeyi
öğrendi kullanmasını despina bu yanlış geceyi
körfez'de parıldayan yunan zırhlılarına karşı
miralay zafiru'yla ispilandit palas'ta sevişmeyi


gemi sinyallerinin gece bahçelere yansıması
havuzda samanyolunun hisârbuselik şarkısı
demlendikçe yalnızlığı aydınlanıyor muammer bey
olmayacak şey bir insanın bir insanı anlaması
bismillahirahmanirahimof bismillahirahmanirahimof
toplumcu romantizmin en güzel örneklerini hemen her kitabında barındıran sevgili attila ilhan'ın (pek anlaşılmayan) daha doğrusu hissedilmeyen eleştirilere hedef olmuş kitabı.

aşk, tutku ve bağımlılık hali insanoğluna değil insanlığa ait değerlerdir. günümüz dünyasında artık aşk bireyselleşmiş ve insanlar bireysel gözlüklerden hayata bakıyor olması kitaba biraz eleştiri yöneltmiş. normal. kimseyi bu noktada suçlamamak gerek ama nazım ustanın dediği gibi, ''demeye dilim varmıyor ama hatanın çoğu senin canım kardeşim''

aşk bir toplum seviyorsa sevmektir. insan yalnız başına çevresindekilerinin niteliği kadardır. ve bu nitelik bu dünyada oldukça yerlerde.

şairin hissedilemiyor oluşu da işte buradan gelir.
şiirlerindeki kırılmaları bize kalsın şairimizin.
çünkü dediği gibi, çocukluğumuz vardı bizim.