yaşamak istemem artık aranızda

serv i azad serv i azad
'
sunulan seçenekler sınırlı sayıda ve sisteme doğru yönlendirilmiş ise, mutlu olacağımı düşündüğüm hayata ulaşma şansım var mıdır?

- yaşamak istediğiniz hayat nedir?
a) okur, adam olursun.
b) okumazsan, tamirci olursun.

hayat adına sunulan seçenekler bu mudur?

bir çoğumuzun önüne konan seçenekler sadece bu ikisi değil mi/miydi?

daha bu sabah dolmuşta kulak misafiri oldum, beş yaşındaki oğluna nasihat eden annenin dediklerine. “okur adam olursan, çok para kazanır, her istediğini alırsın.” adam olmak nedir?
kime göre “adam”ız?
adam mısın?
tamirci olmak kötü ve istenmeyen bir durum mu?
mutluluk çok para kazanmak ve her istediğini almak mı?
her istediğini alabilen kaç okumuş kişi tanıyorsunuz?

sunulan tüm seçenekler bu ikisi ise yaşamakta olduğumuz hayat bir dayatma değil midir?

çoktan seçmeli bir sisteme göre yetiştirilmedik mi? nerede “çoktan seçenekler”?

a) okur, adam olursun.

sistemi besleyen en güzel kaynak. dayatma yaşantıya zemin hazırlığı. ders kodu 101: modern köleliğe giriş i.
erken yaşlardan itibaren bu seçenek üzerinde çalışılmaya başlanır. i̇lkokul seviyesi için benim dönemimde eğitimi iyi ve temiz bir devlet okuluna kayıt yaptırılmaya çalışılırdı. şimdi altı yaşında çocukları garip zeka testlerine sokup, başarılı olmasını dileyip, üstüne de bir dünya para vererek, kolejlere kaydettirmeye çalışıyorlar. sistem bu hale gelmiş, kimse çıkıp “sen kimsin ki altı yaşındaki çocukları seçiyorsun” diyemiyor.
i̇lkokuldan itibaren lise sona kadar paralı bir kolejde okumak, okuyan öğrenciye üniversite sınavında belirgin bir avantaj sağlar. peki kolejde okumak ile yetinilir mi? hayır. üstüne lise öncesi sınavlar için gidilen dershane ve üniversite sınavı öncesi gidilen dershane ile özel dersler ilave edilir. hatta eşeğin kulağı bölümü olarak “sınav koçu” tutanlar bulunmakta.
üniversiteyi kazanırsın. okursun ve bir şekilde mezun olursun. muhtemelen kültür, sanat, hayat, müzik, tarih, din, felsefe ve hatta diplomasını aldığı konu da bile üstün körü bilgi sahibisindir. sistem bunları öğrenmeni istemez, işine de gelmez zaten. yeteri kadar yalaka ve hırslı görünürsen, iş dışında hayatın güzelliklerini ne kadar askıya alırsan, her üç beş senede bir “belki” terfi edersin.
tüm bu süreçten sonra elde ettiğin gelir geldiğin yerine göre 10 birim ile 55 birim arasındadır. bu gelir temel ihtiyaçlarını anca karşılar bir düzeyden (ki bunlar çoğunluktadır ve modern köleleri oluştururlar) , iki-üç yılda bir orta sınıf arabanı bir üst modeli ile yenileyebileceğin, uzun vadeli borçlanarak karınca kolonisine benzeyen ama nedense çok popüler olan yirmi katlı birçok bloktan oluşan sitede, balkonu bile olmayan, doksan beş metrekare bir ev almaya kadar uzanan farklı hayatlar yaşamanı sağlayacaktır.
kültür, sanat merakın, okuma-yazma alışkanlığın, müzisyenliğin ve hobin olmadığı için iş dışındaki vaktini nasıl dolduracağı bilemez, spor programları, ağa-köy-etnik dizileri ve televoleler arasında zapping yaparsın.
haftasonları şehirden uzaklaşmak adına kıra, bayıra gidersin. çocukların inekleri mor/beyaz zannettikleri için, otlayan siyah/beyaz ineklere bu hayvanlar ne diye bakarlar.
emekli yaşın gelmesine rağmen emekli olmazsın. evin seni boğacağını bilirsin.

b) okur, tamirci olursun.

i̇lkokul, lise çağlarında koleje gitmesen de olur. okumaktan kasıt sadece üniversite diplomalı biri olmak değil. okuyan, araştıran, sorgulayan, aydın, bir birey olmak. üniversite mezunu olursun yada olmazsın ama okur olursun.
okur bir adam olarak kendine, zamanında işini teslim eden, disiplinli ve dürüst işletilen, temiz bir motorsiklet tamirhanesi açarsın.
i̇şini iyi yaptığın için ve benzerlerinden farklı olduğun için 10 birim ile 40 birim arası para kazanırsın. yaşadığın hayat orta düzey bir hayattır.
zamanını kontrol etme lüksüne sahipsindir. tamirhanede iş olmadığı zamanlar küçük odanda kitap okuyup, müzik dinlersin. hatta biraz daha süslersem tamirhanede caz bile dinlesin. haftasonlarında motorsikletine atlayıp, doğayı keşfe çıkarsın.

c) okur, marangoz olursun.

(b) şıkkında “okur”dan kastımı anlatmıştım. erken yaşta marangoz olmaya karar verirsen, dershanelere, özel derslere ve üniversiteye vereceğin para ile kendine eli yüzü düzgün bir atölye açabilirsin.
normal bir marangoz atölyesi olarak gelirin 15 birim ile 40 birim arasında değişir. i̇lle de para hırsın var ise atölyeyi büyütür, ihracat işine girer, mobilya fabrikatörü olursun. gelirin bu durumda ciddi oranda artar. sadece masif işler yaparak koleksiyonlar oluşturup, iyi gelir elde etmeyi ve özel eserler yapmayı da seçebilirsin. i̇şi daha sanat boyutuna taşıyıp, ağaç oyma işler, heykeller yaparak, marangozluktan elde ettiğin gelire sanattan elde ettiğin geliri eklerken, sanatçı olabilirsin.
her durumda zamanın kontrolü büyük ölçüde sendedir ve yukarıda belirttiğim gelir sınırları çerçevesinde tercih ettiğin kadar kazanırsın.
mutfak yaptırmak üzere bir marangoz atölyesine gittiğinizi düşünün, içeri giriyorsunuz, pink floyd çalmakta. atölyede cam ile ayrılmış bölümdeki koltuğunda biri (muhtemelen marangoz) kara kalem heykel taslakları çizmekte. etkileyici değil mi?
zamanı boş geçirmek mi istersin, atölye komşunla sabah yarış bülteni alır, altılı kuponu yapmaya başlarsın, öğleden sonra yarışlar başlar, birinci ayak, eküri, beşinci koşu derken bakarsın gün bitmiş.

d okur çiftçi olursun

artık “okur” kavramı bizim için malum ama bu şık için tercihen ziraat fakültesinden veya veterinerlik fakültesinden mezun olmak işini kolaylaştıracaktır. veterinerlik fakülteleri ve ağırlıklı olarak ziraat fakülteleri tercih listelerinin ilk sıralarında yer almadığından, herhangi bir üniversitenin belirtilen bölümlerini kazanma ihtimalin hayli kuvvetlidir.
çiftçi olarak yaşamayı seçeceğin yere bağlı yapabileceğin çok fazla alternatif var. yerine göre zeytin, kavak, üzüm, ceviz, narenciye, elma yetiştirebilirsin. küçükbaş ve/veya büyükbaş hayvancılık yapabilir, mandıra kurabilirsin.
doğanın saatine göre yaşarsın, mevsimler yapacağın işleri ve hayat düzenini belirler. seçenekler içerisinde kendine ait zamanı en çok çiftçilikte bulabilirsin. yıl içerisinde öyle zamanlar vardır ki günlerce evden çıkmasan birşey değişmez. kış günleri ve geceleri okumak için, yazmak için, müzik yapmak için, hiçbir şey yapmadan oturmak için, senindir. ve yıllar geçip, düzen oturdukça daha az çalışıp, daha çok ürün alırsın.
çiftçilik, çiftlik hayatı kendi kendine yetebilen bir hayat oluşturmak için seçebileceğin en iyi alternatif olacaktır. öyle bir hayat kurabilirsin ki yeri geldiğinde aylarca dışarıdan malzeme almadan yaşayabilirsin. bakınız, kardan yolları kapanan köylerde aylarca yaşayabilen insanlar. giderek kaotik hale gelen dünyada, olası felaket senaryolarının gerçekleşmesi durumunda, kendi kendine yetebilen, dışa kapalı bir yaşam biçimine maddi ne değer biçebilirsiniz?
çiftçilikten elde edeceğin gelir, sahip olduğun toprağın büyüklüğüne, hayvan adedine, hasadını yapacağın ürüne bağlı olsa da kötü ihtimalle bile 7 birim kazanabilirsin. çiftlik hayatında asıl belirleyici olan ne kadar harcadığındır. temel ihtiyaçlarının bir çoğunu kendin karşılayabildiğin için diğer insanlar için masraf sayılan birçok kaleme para vermezsin.
tek katlı veya iki katlı bir evin ve geniş bir bahçen olur. doğa, kır, bayır özlemi çekmezsin, içinde yaşarsın. çocukların ineklerin mor/beyaz olmadığını bilir, süt sağabilir ve tezek kokusunu “iğrenç” bulmazlar.
emeklilik gibi bir beklentin yoktur, elden ayaktan düşmediğin sürece doğanın akışında yaşarsın.

e) okur, müzisyen olursun.
okur, müzisyen olursun. konservatuara gidebilirsin ancak türkiye’de modern müzik eğitimi veren devlet konservatuarları henüz yok. yeni açılan üniversitelerde paralı modern müzik eğitimi alabilirsin. eğer müzik konusunda yolu erken çizmişsen, dershaneye, özel derse para vermez, bu paralar ile ister yurtdışı, ister yurtiçinde müzik eğitimi alabilirsin.
i̇dealist bir müzisyen olup, müzik için müzik yaparsan muhtemelen güç bela karnını doyurursun. tribüne oynarsan ve ne olsa çalarım dersen orta karar bir hayatın olur. doğru bağlantıların ve yeterince şansın var ise şöhret bile olabilirsin. tabii şöhret olmayı istiyorsan.
gelirin 8 birim ile 35 birim arası değişir. (şöhret değilsen.)
gündüz zamanının nerede ise tamamı sana aittir. i̇stediğin gibi değerlendirirsin, ister ek gelir olsun der, ders verirsin, ister beste çalışırsın, istersen saatlerce bilgisayarda oyun oynarsın. gece çalışır müzisyen insan.
i̇yi bir müzisyen isen ve müzik için müzik yapıyorsan (bu durumda türkiye’de muhtemelen şöhret olamıyorsun) hak ettiğinden çok azını kazanırsın. “çalgıcı” konumundan daha fazla bir konuma sahip olamazsın toplum önünde.

e) okur/okumaz, ticaret yaparsın.

bu bizim ilgi alanımıza uzak. kar amacı, daha çok para hırsı, kazanmak, kaybetmek, insanların sırtlarına basmak, dolandırmak, her yıl artan bütçe hedefleri oyunun kuralları içinde.
sıfırı da tüketebilirsiniz, çok para da kazanabilirsiniz.
paradan başka bir ilgin olmadığı için zamansızlık diye sorun hissetmezsin.
tatminsiz bir tüketme ise hedefin, bu tercih sana göre.

f) okur, modern prens olursun.

bu sınıfın aslında pek seçim şansı yok. doğumlarından itibaren gelecekleri yer bellidir: milyar/milyon dolarlık aile şirketlerinde üst düzey yönetici. zaman ve eğitim, geçilmesi gereken süreç olarak görünür.
zamanı gelip işin başına geçtiklerinde, sahip oldukları modern kölelerden çok daha kötü durumda olduklarını fark etmezler.
bu konu ile ilgili başlı başına bir makale yazmak gerekecek. bu seçenek için önerebileceğim en doğru kitap emre yılmaz’ın genç bir i̇şadamına kitabı olacak.

alternatifler uzayıp gidebilir, mesela altı aylık bir sertifika programı sonunda köpek eğitmeni olabilirsiniz. i̇şte size meslek. dayatma seçeneklerin dışında alternatif çok. mesele, hayata atılmadan önümüze konmalarında. henüz lise seviyesinde olmasa bile üniversitelerde en azından seçmeli ders olarak alternatif yaşam seçenekleri dersi olmalı.

kaliteli, yetişmiş beyinler doğru seçimler ile hayatlarını yönlendirebilse ve istedikleri hayatı yaşayabilseler, sistem bu kadar ucuza satın alabilir mi zamanımızı? dövüş kulübü, tarzı saldırı sisteme...

ne kadar tüketmek istiyorum?

nasıl bir hayat yaşayacağımı, ne kadar kazanmak istediğimi, nasıl bir kariyerimin olacağını belirleyecek soru bu.


tüketmek istediklerimi elde etmeye çalışırken asıl tüketmekte olduğum,

zamanım, enerjim, sağlığım ve hayatım mı?
'


kaynağını bilmediğim,

bir alıntı
bu başlıktaki 12 giriyi daha gör