yaşamanın anlamsız hale gelmesi

nefretsoylemi nefretsoylemi



"farkında"lığın zirvesidir. fark etmektir... o yüzden ben genelde cahilliği bile savunurum insanın mutluluğu için. "insanlığı" evrenin ortasına koyan ve onları her şeyden üstün kılan dinleri yok saydığınızda ortaya çıkan halden birisidir. kendimden biliyorum. insan, dinlerin vaat ettiği hurileri, cenneti, şarapları ve sonsuz güzelliği yok saydığında, yaşaması ve ona kavuşması için bir amaç bulamıyor. bu ödülleri de aşırı ciddiye alanlar, dünya hayatından tamamen kopuyor. ikisine de hayır diyemeyenler, yine kendilerini avutabiliyor "benim kalbim temiz" diyerek.

kime sorsan, gerçekten yoldan geçen kime sorsan, eminim neredeyse hepsi "size sorsalar doğmak ister miydiniz?" sorusu karşısında "keşke var olmasaydım, keşke hiç doğmasaydım" diyecektir (özellikle pazartesi sabahları...) .ama özellikle genç kızların hayallerinde bir bebek dünyaya getirmek gibi iki yüzlülük ve bencillik bulunur. bilmezler ki, o bebek de büyüyünce bu sitemi kendine ve başkalarına edecek ama yine aynı bencilliği kendi de yapacak. ben hiçbir zaman bunu kabul edemedim işte.

antropoloji ile ilgili pek bilgim olmasa da biraz yararlandığınızda sizden önceki homo sapiensler gibi sizden sonrakilerin de gelip geçeceğini ve onlar ile sizin aranızda "nefes almak" dışında hiçbir farkın olmadığını görürsünüz.

bence insanların hayatına son verme özgürlüğü olmalıdır. mücadele etmeyi bırakma özgürlüğü olmalıdır. sonuçta o insana hiçbir söz hakkı verilmeden "bilinç" kazandırılmış, sorumluluklar yüklenmiştir. o insanı kimse düşünmemiştir.

hani ekşi sözlük'te motto haline gelen laf vardır: "vay anam vay neler dönmüş serhat ya" diye. bazen sabah sözlüğe girerim, gece girilen girileri okurum; mesela bir deprem olmuştur ya da bir olay olmuştur, gündeme oturmuştur. ben uyuduğum için o olayın farkına daha yeni varıyorumdur. sonra düşünürüm, eğer tam şu an ölsem, şu an... ani bir kalp krizi ya da beyinde bir anevrizma sonucu kanama... ve sonra ben "olmasam". bilincim kapansa... ben öte alemlere inanmadığım için benim varlığım da son bulacak. bu girim yine okunacak mı? okunacak. başka başlıklar açılacak mı? açılacak. hayat devam edecek mi? edecek. benim burada olmam ya da olmamam bir şeyi değiştirmeyecek. ve benim yokluğumda olacak hiçbir olay da benim için önemli olmayacak. hiçbir olayın farkında olmayacağım.

yani buradan bakınca, bütün uğraşlar, emekler, sorumluluklar, tamamen saçmalık ve gereksizdir. günün yarısını çalışarak, uğraşarak ve geri kalanının bir kısmını uyuyarak geçirmek falan hepsi gereksizdir. üzülmek de gereksiz midir? evet gereksizdir. peki mutlu olmak? o da gereksizdir. çünkü "geçicidir" "anlamsızdır".

intiharı, kötü bir şey olarak görmemek lazım bu yüzden. insanoğlunun tutsak bir fareden farkı yok. para, onun besini. dönüp durduğu tekerlek ise kendini özgür sandığı, vakit geçirdiği, haftasonları, iş çıkışları ve alışveriş merkezleri... insanların bu kadar, birileri ve bir şeyler için umut etmesi, çabalaması, kendini hırpalaması, vücudunu yorması, kısaca o çarkı döndürmesi kadar saçma bir şey yok. sonunda ölüm olan ve gerçekten geri dönüşü olmayan bu zaman diliminde insan neden "yaşamak için" kendini yorar anlamıyorum.

keşke 6 aylık ömrüm kalsa derim bazen, 6 ay yaşamak 70 yıl yaşamaktan daha kaliteli ve anlamlıdır emin olun. o altı ay sizin ömür boyu geçireceğinizden daha harika geçecektir. yapmak istediklerini yapmanız için yeterli bir süredir. bu anlamsız hayatta bir anlam yaratabilirsiniz bu sayede. "zaten kısa olan insan ömrünü neden daha da kısaltıyorsun" demeyin. bir insan ömrünün dünyanın yaşı ile karşılaştırıldığında sadece 15 dakikalık yer kapladığını ben de biliyorum. yani sadece 15 dakika var olduğunu biliyorum. ama hayatı daha iyi geçirmek için bir fırsattır ne zaman öleceğini bilmek. özellikle öleceğin vakit yakınsa ve buna sen karar vermemişsen bence üzülme, sevin. ben olsam sevinçten ağlardım.