yaşlandığının farkına varmak

4 /
anabacı vokke anabacı vokke
eski bir arkadaşın "ben çekmiştim" diye sözlükten ilk manituyla olan fotoğrafını göndermesi. oha bu resimdekiler kim demek... şimdi sakallı, aldığı kilolar ve yüz hatlarının giderek sertleşmesiyle artık ürkütücü sınıfına giren şahsımın zayıf ve ortadan ayrık saçlı 2000'ler yakışıklısı olduğunu, şimdilerde akıllı uslu bir anne olan ex'in de simsiyah elbisesi, çizmesi ve derin dekolteleriyle tam bir gotik olduğunu görmek ve "doktor bu ne" demek... velhasıl sıraya dizdin bizi zaman:


ophelias ophelias
30 yaşıma girdiğimden beri içinde olduğum durum. yaş kompleksim var ve 30 (otuz) oldum artık. artık genç sayılmam. öyleki; ünili gençlere bakıp "ah keşke sizin yaşınızda olsaydım" derken buluyorum kendimi. resmen geri dönüşü olmayan bir yol bu yaş işi. düşünsene bir daha 22 olamayacaksın. çok acı. çok üzücü bir durum.
benim gibi makineler benim gibi makineler
benim için üzücü olmayan durum. hatta ders alıp büyümek ayrı bir keyifli bence (ne kadar ders aldığım tartışılır).
annemin yaşlandığını, huysuzlaştığını görmek esas üzücü olan.
oley oley
yıllanmış şarap gibiyim, ne kadar yaşlandığımı tadıma her bakanın yüzündeki zevkten anlıyorum, her biri bir öncekinden daha fazla keyif alıyor.
dale nunes dale nunes
eh gençliğin yani 20li yaşların enerjisi farklı ve yüksek oluyor doğru. her şeyi yapabilmeye muktedir olduğunuzu sanıyorsunuz ve kanınız kaynıyor. duygular yüksek perdeden kendini gösterirken, kolayca risk alınabiliyor. sevinçler de, üzüntüler de yoğun yaşanıyor. hayata dair büyük ümitler besliyorsunuz ve beklentilerinizin sayısı her geçen gün artıyor.

ama ben şahsen gençlik günlerini aramıyorum. ki geçmiş saplantısı olan biri olarak bunu söylüyorum. fazla belirsiz ve freni olmayan bir evre olarak görüyorum o dönemleri. fazla yüksek perdeden gidiyor her şey ve gelgitler çok aşırı uçlarda oluyor. o aşırı uç hali de beni epey yıpratırdı.

bu açıdan gençlik bira içmek gibi. lıkır lıkır ve çok gidiyor her şey. 30larsa biraz viski içmeye benziyor. evet sürekli değil az içiyorsunuz bir şeyleri, yudum yudum, az az, ama tadı ve zevki çok farklı oluyor.
chemical reaction chemical reaction
günün sonunda tek amacının evine dönmek olduğunu fark ettiğinde yüzüne çarpan
önceleri tüm günün yorgunluğuna rağmen gönül en güzel giysileri giyip, yorgunluğunu şahane bir makyajın altına saklayarak kendini dışarı atmak isterken şimdi geceliğini giyip çayını içerken uyuyakalmak istiyor
zaman geçiyor...
4 /