yaşlılara neden saygı duyuyoruz sorunsalı

kalemistik kalemistik
bir insan benden önce doğdu diye niye ona saygı duymam gerekiyor? düşünüyorum ve mantıklı bir açıklama gelmiyor aklıma doğrusu. velakin saygı duymaya da devam ediyorum.

vesselam...
madafakamanki madafakamanki
kafamızın bir köşesinde yaşayan ve bizim de kişisel gelişim ya da felsefe kitapları okuyarak yönetebileceğimizi sandığımız küçük garantici sosyal piç saygısızlığın getireceği faydalı bir şeyin olmayacağını aksine tepki çekeceğini düşünüyor olabilir. hatta bununla da yetinmeyip sinsi sinsi bu yaşlılara saygı ve sevgi gösterilen düzenin işimize geldiğini çünkü bir yanımızın her türlü kendi yaşlılığımızda da aynı saygıyı görmeyi garanti altına almak istediğini düşünüyor da olabilir.

okuduğumuz şeyleri sırf fotoğrafını çekmek için ya da başkalarına anlatmak için okumazsak; hatta sırf başkaları gerekli ve cool buluyor diye değil anlayabileceğimiz şeylerden seçersek en azından bakınız en azından diyorum yanlış da olsa, saçmalık da olsa bu tarz sebep- sonuç ilişkilerine dayandırabiliriz bazı şeyleri. içini dahi dolduramadığımız kavramlardan bahsetmek yerine herkes bu şekilde salak saçma da olsa sebep - sonuç ilişkisi kurabilse kim bilir belki bir gün biri doğru bir şey söyleyip bizde de bir aydınlanma yaşatabilir. kim bilir.
gozer gozer
bu bir kültürdür. amerika'daki ergen jorç 70 yaşındaki komşusu maykılı gördüğünde götüne maytap sokup "hey maykıl şu lanet olası kıçına bak içinde maytap var" diyebilir ve bu eğlence olarak adlandırılabilir. ama türkiye, kore, japonya, kafkasya gibi ülke ve bölgelerde durum çok farklıdır. biz insana ve yaşanmışlıklara saygı gösteririz. biz çerkes/abazalarda yaşlı gelince ayağa kalkılır, odada yaşlı varsa götünü dönüp çıkamazsın geri geri çıkarsın. jorç öyle yapar biz böyle yaparız. kültürdür bu. kültüründen utanmak da eziklik ve yozlaşmışlık alametidir.

sizi de bir olaya ayıltayım; türkiye in 10% u gibi bir kesim yaşlı. neden akpnin yönetimde oluşunun faturası yaşlılara kesiliyor anlamıyorum. bu insanlar kara çaşambalar, ekmek kuyrukları, hastane sıralarında ölenlere şahitlik etmiş insanlar. az yakın tarihi araştırın, bu insanlar için akp, size ifade ettiği şeylerden çok farklı şeyler ifade ediyor. o yüzden ota boka klavye başında ağlayacağınıza ülkeniz için ne yaptınız ne yapabilirsiniz onlara yoğunlaşın.

kurt kocayınca köpeklerin maskarası olurmuş.
loss loss
bilmem belki bir gün biz de yaşlanırız. belki psikolojik, biyolojik, fizyolojik ve pek tabi birçok jik bakımından gittikçe çocuklaşırız. ya da dünyaya nasıl ki bundan beş sene öncesinden farklı bakıyorsak, o yaşlarda da şu anımızdan farklı bakar farklı yorumlarız. bizler aslında yaşlıların yaşlarına ve yaşadıklarına saygı duyarız. sen yoruldun senelerdir otur biraz dinlen saygısı. kişilik, karakter, mizaç, fıtrat vb saygıyı hak eder, tecrübe saygıyı gerektirir. özetle biz kuşa değil de uçuşuna saygı duyarız.
hayaletin garip huyları hayaletin garip huyları
ilkokulda andımız okuyarak yetişmediniz mi ?
" yasam küçükleri sevmek, büyükleri saymak "
neden böyle bir yasa var diye sorgulayabilirsiniz. " gencim , sağlıklıyım, benden zayıf olanları ezebilme gücüm var, üzerine benden saygı beklemek ne kadar saçma denilebilir.
bunun nedeni modern insanın hızla " düşünebiliyorum öyleyse varım " noktasından " sikebiliyorum, bir sik bende var öyleyse varım " noktasına dönüşmesidir.
bireyselci anlayışı yücelten bu yeni nesil insanların, diğer taraftan toplum genelinde değişim ve daha saygılı, daha yaşanabilir bir ortam arzusunda bulunmaları garip bir çelişkidir.
mersburglu mersburglu
benim açımdan bir çok neden var. bu bir kültür!!. benden daha fazla hayat deneyimi tercübesi olduğu için ona saygı duyarım. fiziki olarak zayıfsa yine ona saygı duyarım. çünkü bu bir yaşam sürecidir. gün gelecek bende öyle olacam.
kibarmortis kibarmortis
çünkü yaşlılar geçmişi gözleriyle gören tek canlılardır. aslında bir anlamda yaşayan kitaplar. deneyimleriyle , bilgileriyle sonraki kuşağa sözlü anlatım yapabilme özellikleri vardır.gelenek görenek bir yana, biz aslında geçmişin canlı tanıklarına sahip çıkıyoruz. hepsi yok olsa , sebep olanlar (bunlar hep komplo) dilediği gibi dilediği şekilde bir jenerasyon yaratabilir
ravenhow ravenhow
tüm insanlara azami saygı gösteriyor, en azından bunun için çaba gösteriyorsak bu sorunsal ortadan kalkıyor. saygının hak edilmesi gereken bir şey olduğuna pek katılmıyorum. saygımızı kazanma fırsatı olmayan insanlara saygı duymayacak mıyız? üstelik biz ne derece doğruyuz ki birilerinin bizim saygımızı kazanmak için yaptıklarını değerlendirelim? bunlar cevabı meçhul sorular olduğu için her insana belli bir seviyede saygılı davranmak gerektiğini düşünüyorum.

saygı duymayı ve saygılı davranmayı da birbirinden ayırmak gerek. saygı duymadığınız birine saygılı davranabilirsiniz. örneğin ben ırkçıların geri zekalı olduklarını düşündüğüm halde yine de onlara elimden geldiği kadarıyla saygılı davranmaya çalışıyorum. hatta ırkçılıklarını kendi içlerinde yaşıyorsa bu insanlar kendilerine hak etmedikleri derecede normal davranıyorum. sosyal hayatta da bu tarz bir yöntem izlemenin doğru olduğunu düşünüyorum. kimseye saygı duymak zorunda değiliz ama elimizden geldiğince herkese makul bir seviyede saygı göstermek herkese fayda sağlar. saygılı davranmak iyi davranmak demektir özde, iyi davranmak neden kötü bir şey olsun ki?

ha meseleyi illa da yaşlılara saygı duymak olarak ele alırsak bunu kültürümüzün bir getirisi olarak değil zararlı bir tabu olarak görmek daha makul. zararlı diyorum çünkü saygı sahte ya da gerçek olmasından bağımsız olarak bir amaç uğruna gösterilmeli, insanlarda iyi hisler uyandırmalı. ayağa kalkmak, bacak bacak üstüne atmamak, yer vermek, sen nasılsın diye sormamak(böyle saçma bir "görgü" kuralı olduğunu okumuştum) gibi eylemlerin özde çok bir faydası olmadığı gibi insanlarda "saygı kotasını doldurmuş olma hissi" oluşturuyor. babasının yanında "saygıdan" bacak bacak üstüne atmayan insan sokağa çıkıp bankamatikte senin kıçının dibinde sıraya giriyor, otobüste bağıra bağıra arkadaşıyla konuşuyor, okulda insanların oturabileceği sıralara ayağı ile basıyor, mahalle arasında korna çalıyor, gece vakti sokakta bağıra çağıra arkadaşlarıyla yürüyor. yani toplumumuzda yaşlılara gösterilen şey aslında gerçek bir saygı değil.
uykusuzyolcu uykusuzyolcu
şöyle bir tezim var;
yeni neslin en büyük problemi empati, vicdan ve merhamet yoksunu küçük piç kuruları olmaları.

sürekli başkalarını suçlamaya, kesinlikle sorumluluk almamaya, düşünmemeye, merak etmemeye, okumamaya son derece odaklılar. kesinlikle eleştiri kabul etmedikleri gibi, savundukları görüşler sosyal medyada o sırada trend olan ne ise o.

bir ara yaşlılara otobüslerin bedava olmasına takmışlardı, öğrencilere olsun, yaşlılara niye oluyor diye. yok senelerce vergi verdi, ülkeyi sizin 10 yıl sonra içine etmeniz için size teslim etti falan filan açıklamalarına hiç girmiyorum. çünkü şu tepkiyi veriyorlar; bana ne, ben öğrenciyim, gezmesin dışarda, benim hakkım!
bak şimdi, bu ne biliyor musun?
kendinde herşeye sahip olma hakkı görmesi; bencillik. konu kendi menfaati ise gerçekten babasını bile tanımaz, öyle bir bencillik.

çünkü eğer öyle olmasaydı, bak burası önemli;
bir şeyi hak ediliyor olunması, o hakkın başkasına da ait olmadığı ve dolayısıyla başkasından alınması gerektiği anlamına gelmez. hak vardır ve hak edilir, herkes için bu böyledir. öyleyse herkesin hakkı savunulmalıdır, hakkaniyet bunu gerektirir.
aa tabi ama, hakkaniyet de yok...

takmışlar umre'den gelenlere, yaşlılara...
yani gerçekten mallar mı acaba diye düşünüyorum. istanbul gibi turistik bir şehre sahip bu ülke, sırf istanbul üzerinden yürürsek yine eminönü var, beşiktaş var, kabataş, mecidiyeköy gibi korkunç kalabalık ilçeleri var. bak, tekrarlıyorum; sürekli turist alan da bir şehir. allah aşkına şu iki şey arasındaki bağlantıyı kurabilecek kadar beyninizi yorun ya!

yaşlılara, yani büyüklerimize dışarı çıkılmaması da onlara sizin iğrenç bir şekilde, insanlıktan yoksun bir şekilde köpek gibi bakılmasından değil, ki sosyal medya sağ olsun, hayvanlara insanlardan daha fazla saygı duyuyorsunuz, onların ölüm riskinin daha yüksek olması sebebiyle.

hiçbir şeye saygı duymuyor ama saygı bekliyorsunuz.
hiçbir boku anlamıyor ama anladığınızı zannediyorsunuz.
kimseye anlayış göstermiyor ama anlayış bekliyorsunuz.
hayatta kesinlikle sorumluluk almıyor ama başkaları sizin için alsın istiyorsunuz.
bireysel özgürlüklerinizi savunuyor ama başkalarının haklarını kolayca ihlal ediyorsunuz.
bu liste daha uzar, hem de ne uzar...

kusura bakmayın ama hiçbir boktan haberiniz yok, beyinleriniz sulanmış, insanlardan ve insanlıktan kopmuş vaziyettesiniz, sadece insan olarak görünüyor. istisnai olan çok küçük bir kesim hariç, genelinizden bir bok olmaz.

işin kötüsü; bu ülkenin geleceği de sizsiniz.

asıl soru şu olmalıydı; insanı niteleyen ister felsefi tanımlar, isterse de dini tanımlar olsun, kesinlikle hiçbir tanımla uzaktan yakından ilişkiniz yokken asıl biz niye size saygı gösterelim?
fruit fly fruit fly
aslında kanımca da her yaşlanana saygı duymak, bu zamana kadar hayatta kalabıldın tam bir survivor örneğisin helal sana ölmemeyi başardın demek gibi saçma ama heralde elden ayaktan düştü diye zayıfı horgörmemekten ziyade bu saygınlık ayrımına bu üçün beşin hesabına girmeyelim diyedir umarım anlasıldım iygecler
ornek vatandas ornek vatandas
1940 ve 1950'li nesil. kimimizin annesi, babası, dedesi, teyzesi, amcası vs. bu insanlar yakın tarihin son kaynak kişileri. her biri iki ayaklı tarih kitabı. onları dinlerken konuşurken geçmişi ve bu bağlamda geleceği de idrak ediyoruz. onlar da kaybedilirse bir daha bulamayız. benden not düşmesi.