yayla

1 /
vishnu vishnu
keşan'ın köylerinden biridir. yaknında deniz kıyısında yine yayla adıyla yerleşim bulunur. burada istanbul, edirne, tekirdağ gibi yakın şehirlerden yazlıkçılar saros körfezi'nde denize girme ayrıcalığı yaşarlar. sakinlerinin çoğunun trakyalı olması nedeniyle tatil rahat geçer. zira trakya insanı rahatlığıyla meşhurdur. alkol tüketimi tavan yaparken sokaklarda insanlar gece-gündüz dolaşmaktadırlar. çünkü öyle büyük barlar, eğlence mekanları yoktur. eskilerde ali nin yeri gözde iken, iki yıldır doğa çay bahçesi rağbet görmektedir.
leplebi leplebi
çukurova bölgesinde insanların yaz sıcağından kaçmak için sığındıkları yerlerdir. adanada en varlıklısından en yoksuluna neredeyse her ailenin derme çatma da olsa bir yayla evi vardır. öyle günler olur ki yaylalarda nüfus patlaması yaşanırken adanada bazı sokaklar, tüm evlerin perdeleri sıkı sıkı çekilmiş, korku filmlerindeki terkedilmiş mahalleleri andırır. genelde kadınlar ve çocuklar iki ay kadar sürekli yaylada kalırken çalışan erkekler hafta sonları geliş gidiş yaparlar.

öyle yerlerdir ki, saray yavrusu villalarla, kıl aşiret çadırları kapı komşusudur. sol yanınızdaki villa sahipleri iki kişi olarak yaylaya gelir bir hafta kalıp giderler, sağ yanınızdaki iki kıl çadırdan birinde beş çocuklu bir aile, diğerinde hayvaları, beş ay kadar yaylada kalırlar.

çocuklar için harika yerlerdir, oyun oynamak için şehirlerden çok daha fazla boş alanı vardır. tırmanmak için koca koca kayalıklar, küçük tepeler, arkadaş olmak için dede nine yanına gönderilmiş bolca çocuk vardır. yaş büyüdükçe yayladaki akran sayısı da azalır. gençler pek sevmezler yaylayı, yürüyüşe çıkmaktan başka yapacak pek birşey yoktur çünkü. yayla yerine danizi tercih ederler. çocuklar için ne kadar eğlenceli anne baba baskısı olmadan özgürce at koşturabilecekleri harika yerlerse gençler için de bir o kadar sıkıcıdır.
süzek süzek
mimarlık fakültesi'nin 215 numaralı sınıfının arka sıralarına verilen addır. okulumuzun güzide hocalarından ahmet samsunlu'nun;

- yayla ses ver, uyanık mısınız?
- yayla sesiniz çok çıkıyor, çıkartmayın beni oraya! nidalarının hedefidir.
cherry on baby cherry on baby
çukurovanın incisi, emekçilerin yazlık mekanlarıdır. yazın güneşin yakıp kavurduğu zamanlarda, beachlere akamayan, sahillerde boy gösteremeyen kısacası maddi açıdan kıyılara inmeye gücü yetmeyen kesimin tercihidir, yaylalar. onlar kışın tarlalarda, inşaatlarda çalışan emekçiler, üç kuruşla geçim derdine düşen emekliler ve ailesine iyi bir tatil imkanı sunmak isteyen orta direk mensuplarıdır. yazın adananın neminden, sıcağından bunalan halkın kaçış alanıdır yaylalar. gavur dağlarının hemen herbir eteği yerleşim mekanı olur bu havalarda. çadırını kapan soluğu yaylada alır, hatta çoğu yazlıkçı zamanında uyanık aklı evveller tarafından parsellenen allahın dağına yığınla para ödeyerek yer bile satın alırlar. ama her şeye rağmen güzeldir yazın yaylalar. her bir yaylanın şenliği, festivali olur özel zamanlarda. insanlar kendilerince eğlenmenin yolunu bulurlar. ateşler yakılır, halaylar çekilir, türküler söylenir daha neler neler. yayla ahalisinin keyfine diyecek yoktur. yaşar kemal'de ince memed'te bu yaylaları ve yayla ahalisini gayet iyi betimlemiştir zaten.
legendhakan legendhakan
yayla denince aklıma karadeniz yaylaları gelir , dünya yansa oraların serin olduğu , her taraftan buz gibi doğal kaynak sularının aktığı , bin bir çeşit çiçeğin etrafta açtığı , bulutların yerde dans ettiği , tertemiz havası olan yaylalar . karadeniz kıyılarından azami 20-25 km içerlerde başlayan her yeri ormanlarla kaplı yaylalarda coğrafyasına göre kayın , meşe , gürgen ve çam ağaçları coşkuyla karşılar sizi , birbirine tutunmuş sis öbekleri oradan oraya koşturur hırçın atlar gibi , peşinden koşup yakalayamayacağınızı bilir bu güzelliği uzaktan seyredesiniz . ahşaptan evleri , güleryüzlü insanı , mısır ekmeği , tavalamasıyla ansızın yağan yağmuruyla bir başka dünyada gibi hissedersiniz kendinizi , bu yaylaların en bilinenleri ayder , anzer , kümbet , bektaş , perşembe yaylalarıdır . ancak aşırı popüler olmaları bu yaylalara gelen turistlerin ihtiyaçlarının karşılanması gereği , çok katlı oteller yapılmış , marketler , pazarlar , dükkanlar kurulmuş o güzelim yaylalar doğal güzelliğinden gitgide uzaklaşmıştır . samsun , ladikteki adı bilinmese de bozulmayan köyümün yaylası o doğal güzelliklerini halen korur . yaylada elektrik dahi yoktur , insanlar gün batınca yatar gün doğunca kalkar , ekmek yayladaki fırında pişirilir , tertemiz sütler hayvanlardan sağılır , çayırlıktan toplanan mantar közün üzerinde cızırdatılarak közlenir , fırından yeni çıkmış sıcak ekmeğin içinde yersiniz , dünyada hiçbir lezzet bunun kadar mükemmel olamaz , evler taş üzerine derme çatma ot naylon yada saçla kaplanmıştır , yağmur yağarken hemen yanınızdaki yanan sobanın çıtırtısı ve naylon dama düşen yağmur şıpırtısı ile uyumak sizi bir harikalar diyarındaymışçasına mutlu eder .
moröküz moröküz
(kimsenin henüz yazmamış olmasına şaşırmak suretiyle...) bir yağ markasıdır.

hatta kişisel bir not da düşmek gerekirse: bana söylenenlere göre, bu yağ markasının televizyonda çıkan reklamını görünce, parmağımla televizyonu işaret ederek hayatımdaki ilk anlamlı kelimeyi, 4.5 yaşında (ben buzağıyken) dudaklarımın arasından çıkarmışım: "yaylaaaa!"
one of the few one of the few
sahilin sıcağından kaçmak için en güzel yerlerdir yaylalar. akdeniz bölgei için konuşacak olursak, fethiye'nin, antalya'nın 50+ derecelik sıcaklarından torosların serin yaylalarına çıkmak bulunmaz nimettir. gündüzleri serin, geceleri ise bildiğin soğuk olur. benim gibi adamı* bile yorganla yatırır yaylanın soğuğu.

* ile ilgili gerekli bilgi için: (bkz: #3554627)
1 /