yazarları mutlu eden durumlar

1 /
suck my nick suck my nick
hep hüzünlerimizden bahsediyoruz. çünkü görebildiğimiz, algımıza kazıyabildiğimiz olgular genelde negatiftir.

bir insan beni anlarken,
derdimi paylaşacak bir insan bulduğumda,
herhangi bir insanın acısını dindirirken,
uyanırken, uyurken,
babam aradığında,
bir iş sonucunda takdir gördüğümde,
birine bakarken bana gülümsediğinde,
bir enstrüman çalarken ya da çalmaya çalışırken,
yeni arkadaş edinirken,
müzik dinlerken,
yüzerken.

özellikle; yazarken.

üzülmek için ne kadar çok sebep varsa, mutlu olmak için de bir o kadar sebep var.

bakınız, görünüz.
yaşadığınızın tadını alınız.
tasdikliasalet tasdikliasalet
güzel bir uykunun ardından uyandıktan sonra yatakta keyifli keyifli gerinirken elimi çıplak göbeğimde gezdirmek ve hafif hafif gıdıklamak beni çok mutlu ediyor. hatta salak salak gülümsüyorum.
durgun sularda yüzen alabalık durgun sularda yüzen alabalık
çay demlemek için demliği elime alıp kapağı kaldırınca üst tarafın boş ve temiz olduğunu görmek.
o kadar mutlu oluyorum ki sözlük kelimeler yetersiz kalır anlatmaya. zira orayı temizlemek şaşılacak derecede zor geliyor bana böyle ilk başta süzüyorsun sonra kalanları çöpe döküyorsun ama kenarlara hep yapışmış oluyor çeşmeden biraz daha su koyuyorsun hafifçe çalkalayıp süzüyor topak halinde birikenleri tekrar çöpe döküyorsun en son çalkalayıp lavaboya... isa aşkına yazarken mutsuz oldum hayat enerjim gitti. yemin olsun düşmanının başına ne gelmesin sorusuna verilecek cevabımdır bu benim düşmanımın eline sabahtan kalmış dolu çaydanlık gelmesin amin.
di mi ya di mi ya
i̇ğrenç olma hakkımı biraz kullanicam cok değil, birazcık
gaz sancısı çekerken o berbat şeyi vucutdan atmak
cişim geldiginde saatlerce yapamadiktan sonra işemek
sevişmek
annemin sabah erkenden kalkıp yaptığı çiğ börek
dağlarda dolaşıp çıntar toplamak
minik bir çocuğun beni yanaklarımdan şapur şupur öpmesi
diktigim çantayı herkesin marka sanıp nerden aldın diye sorması
duş aldıktan sonra yaşanan temizlik hissi
temiz carsaflarda sevdiğim adamla uykuya dalmak
arabada müziğin sesini sonuna kadar açıp sabah sabah bos yolda bağıra çağıra şarkı söylemek
vee en mutlu edeni de denize girip sırt üstü suyun uzerinde kalip sessizliği dinlemek
cayisallama cayisallama
bu gün yemek ücretimi bile karşılamayan idari izinin mağdurunu oynuyordum ve ikinci günümdü.aslında o kadar şikayetçi değildim durumdan.gün içerisinde yine yardırıyorum işler güçler diye.dışardan feryat figan bir çocuk ağlama sesi geliyor ama ne türkçe ne başka bir dilde ağlıyor farklı bir ses tonunda ağlıyordu.

hemen cama koştum ve baktım neler oluyor diye 5-6 çocuk bir çocuğun başında durumdan o kadar da korku duymamış bir şekilde kafası kanıyor diye ama kafası kanayan çocuk nasıl ağlıyor nasıl ağlıyor anlatamam.

hemen girişe koştum neler oluyor diye.inerken benim olmayan şekerden aldım (izin alarak sahabından) çocuklara veririm diye.

ben aşağıya inene kadar personel müdürü pansumanı pamuğu almış çocuğu çevirmişti zaten.çocuk 5-6 yaşlarında güzel mi güzel ama ne kadar güzel (kadınların ağlamasına tahammül edemeyen ve bunu sürekli kullandıklarını düşünen ayrıca arapları itici bulan ben ırkçılık yapmak değil niyetim) çocuğun ağlamasına ve bekleyişine o kadar üzüldüm ki anlatamamam.neyseki çok fena değildi durumu alın kısmını çarpmıştı yere ya da mermere kafası kanıyordu ve baya bi şişmişti. tabi kız kanı görünce nasıl korktuysa.pansumanı yapıldıktan sonra kan durdu temizlendi.güzelim elleri güzel güzel yıkandı tertemiz oldu.

oradaki kızlara birer şeker verdim kafası kanıyan çocuğa dönüp sana ona da bi tane verdim.sonra sana bi tane daha vereyim diye sordum kafasını salladı.türkçe biliyor musun diye sorum evet dedi. sonra ona 5 tane şeker verdim sevindi ve hissettirdi bize sevindiğini.

aslında oradaki herkes biliyordu ki kızın sevinmesi şekerden dolayı değildi ona göserdiğimiz ilgiden şevkatten kaynaklıydı.zaten biz millet olarak şevkatliyizdir.ama babalığımız yoktur.

evde tek kalıyorum bir daireyi tek meşgul ediyorum yalnızlıktan şikayet ediyorum yardım ederim her zaman ama ayni oluyor sadece bizim yardımlar. ben bu daireyi tek meşgul edeceğime göç müdürlüğünü arayıp düzgün bir aile seçip beraber yaşasam ne eksilir hayatımdan diye düşündüm hiçbir şey aslında.ama buna bizim cesaretimiz var mı? bu kadar insanmıyız diye sanırım değiliz.

şu an yaptığım şey ise bu tarz vicdan düşüncelerinden sıyrılmak için takip ettiğim benim annem bir melek dizisinin 21. bölümünü izlemek. o kız çocuğunu bi daha görmeyeceğimi düşünüp kendimi rahatlatmak. belki de erkekliğin 9/10 u kaçmaktır dedikleri belki de budur.
modernköle modernköle
kendimi biraz zorlarsam mutlu edecek durumlar yaşayabilyorum, her ne kadar anlık da olsa. mesela google'de komik karikatür arayıp anlık mutlu oluyorum. komedi filmi izleyip bir kaç saatliğine mutlu oluyorum. mahalleden arkadaşlar tarzı kitaplar okuyup anlık mutlu oluyorum. i̇ş yerinde günlerce çalışıp ay başında bir kaç saatliğine mutlu oluyorum.
mutlu olmak için hep bir çaba gösteriyorum ama bu çabanın sonunda zamanın kısa bir diliminde ancak mutlu olabiliyorum.
ama mutsuzluk öyle mi? mutsuz olmak için hiç bir çaba göstermiyoruz. ansızın bir yerlerden, saçma sapan bir konudan, hiç beklemediğiniz insanlardan, havadan-sudan çoğu zaman da boktan sebeplerden dolayı daima mutsuz oluyoruz.
biri bana bu dengesizliğin sebebini açıklarsa mutlu olurum.
1 /