yazarların söylemek istedikleri

44 /
harmonai harmonai
bir arkadaşım umutsuz bir şekilde kısa zamanda birine aşık olmuş. toplamda dört defa buluşmuşlar ve bana göre karşı taraf ilişkiyi ciddiye bile almadığı halde benim saf arkadaşım kendini paralıyor. en son harmonai intikam almak istiyorum dedi diye biraz olaya dahil oldum. karşı tarafın ilk hamlesinde acaba oldurabilir miyiz, nasıl yola getiririm demeye başladı. yapma, etme diyorum ama nafile bir çabadan öteye gitmiyor. hayır muhatabı da mallıkta bir dünya markası ve sevilmeye değer tek bir yanını göremedim ki buradan yine aşkın gözünün kör olduğu sağlamasını yapmış oluyorum. twitter'da beğendiği tweetleri takip ediyor, bana iletiyor ona göre mantık yürütüyoruz. insanların mal olmasına tahammül edemiyorum. değer gördüklerinde böyle değer vereni arkadaşlarından yardım isteyecek hale getirmelerini aklım almıyor. benim için ilişkinin denklemi basit seven bir yolunu bulur, sana vakit ayırır. sana değer verdiğini hissettirmeyen her şey yanlıştır. akıl verdiğim için mi bu kadar net görüyorum anlamıyorum ama bazen arkadaşımı sarsıp, kendine gel demek istiyorum.
protestan ahlakı protestan ahlakı
''yurt dışı da rahat değil'' diyen adamlara kıl oluyorum.

mq 2018'den beri sürekli param cebimde kalsın diye yamuk yumuk karıları sikiyorum adam gelmiş ''rahat değil'' diyor.

rus kızla buluşuyoruz. arabayı görüyor yüzü düşüyor. haksız mı? değil amq. düşünsene dünyanın öbür ucundan gelmişsin. date'e çıkıyorsun, ülkende 600 700liraya satılan yürüyen tabutla geliyor adam.

ha ama yurt dışında 600 700 lira eden araç şuan sahibinden.com'da 60 bin lira.

türk kızının kıymetini bil diyenin anasını skym. yamuk yumuk tipler hayatımızı sikmeye kalkışıyor. ve bu tipler karşılık da buluyor.

madem arabam kadarım madem cüzdanım kadarım daha iyisi için gitmeye benim götüm yiyor. bana maval okumayın.


edit; ex yamuklar seri üzgün.
eskisindendebeter eskisindendebeter
benim umursadığım ama beni umursamayan insanlardan nefret ediyorum.
bari mavi "tıklarınızı" ya da "online" yazınızı kapatın (!) ya da direkt mesaj atmayın arayın sorun ve kapatın.
çok mu zor ?

götler!!
doyen isg doyen isg
bu başlıkta -ben dahil- paylaşımların genellikle mutsuz, umutsuz, karamsar olduğunu düşünüyorum.

mutsuz,umutsuz, çaresiz,
yalnızım yalınız.



ten letters ten letters
yıllarca bu lanet şehir bursa'dan başka bir şehre ya da ülke dışına gitmek istedim, bunun için ciddi anlamda birçok şey yaptım sayılmaz ama kaçıp kurtulmayı gerçekten çok istedim, yurtdışına iki kez gittim farklı ülkelere, oralarda nasıl hayatlar olduğunu gördüm, çok hani rengarenk şeyler görmedim ama insanlar kesinlikle daha mutlu geldi bana bilmiyorum, belki ben öyle görmek istedim..

birkaç ay önce validenin sağlık sorunları çıktı, evde anlayışsız, tartışmacı bir baba var, dolayısıyla şimdi de maçam hiç yemiyor oraya buraya kaçmaya. dün siemens'e başvurdum kocaeli'ndeki, yakın sayılır bulunduğum kente, kiralar, yaşam uçuk kaçık değil, şehrin insanları biraz garip ok ama yine de bir niğde, çankırı gibi yoz ve sıkıcı değil. yine de şöyle bir 200+ binlik bir araçla şehre girdiğinde, kirasını ödeyebildiğin güzel bir evde oturduğunda insanların en azından elle tutulur bir kısmı pek burun kıvırmaz gibi düşünüyorum. abi sikeyim cidden 20 sene okudum, kendimi yaşam + iş olarak belli bir noktaya getirdim, elin yamuğu ambalajıma bakıp dümdüz geçiyor, tamam yani her gün feneri bir yerde söndüreyim istemiyorum da şöyle en azından biraz eli yüzü kendisi düzgün biri olur insanın hayatında, hayat ne bileyim biraz böyle heyecanlı olur, yenilik falan olur ne bileyim bir inovatif, progresif, dinamik çevre olur, bir sirkülasyon olur, ölük ölük bir yaşamın içinde savurulup gidiyorum anasını satayım, 36 sene yaşamışım bu hayatta 36, 36!! boru değil yahu. bir insan hangi yaşta mutlu olmaya başlar ki, bir de şu beklentilerini sıfırla mutlu olursun zırvalığını sikeyim, beklentimi niye sıfırlayayım ki hayata, kendime bir sürü emek veriyorum ben, beklentilerimi sıfırlarsam bu kendime saygısızlık olmaz mı yahu?

neyse çok sıkmadan, kendim de sıkılmadan iyice, kendi çelişkilerim içinde boğulduğum bir cumartesi akşamından merhabalar diliyorum efendim..
tuzun ruhu tuzun ruhu
uzun bir süredir uzun bir yazı bekliyorum insanlardan umudumu kesmemek için.

boğazıma kadar umutsuzum. hiçbir şey kaçmıyor gözlerimden, hislerimden. kör olmasını istiyorum hislerimin. bir faydası olmayan sözlere sağır.
harun abla harun abla
biraz boş boş konuşmaya geldim. uzaktan kuzenime (kuzenimin kuzeni) eşi anneler günü hediyesi olarak bebişlerinin ismi yazılı kolye almış. whatsapp durumu olarak paylaşmış kuzencim. uzun uzun baktım bi anlam yükleyebilmek için. herif hıyarın teki olduğundan dolayı bi yandan iyi bari bu kadarını düşünebilmiş diyorum. sonra insan niye çocuğunun adı yazılı bi kolye takmak istesin ki diyorum. bir gün değil her gün mü anne olduğu hatırlatılmak istenmiş. ben mi feminik bakıyorum. bu olay ince düşünülmüş bir davranış mı yoksa varoşluk mu çözemiyorum. ülke olarak anneye mutfak eşyası alma olayını aşamamışken bu bünyeme ağır geldi.
ben bugün buna kafa yordum. mesela dün de yılmaz güney in bir aydın mı yoksa magandanın teki mi olduğu konusunda nişanlımla acayip gerekli bi tartışma yaptık. hala konuşmuyoz. iyi değilim. kuzenlerle çay çekirdek dedikodu üçlüsünü bile özledim. bayır aşağı yuvarlanasım var.
kucukkadın kucukkadın
karşındakine kendinden vermeye devam ettikçe hep fazlasını ister.
günün birinde sen sen olmaya başladığında ve en önemlisi 'hayır' diyebildiğinde bu kez değişen ve bir şeylere değmeyen yine sen oluyorsun.
bırakın hayatınıza eşlik etmek isteyenler sizi siz olarak kabul etsin ve o şekilde yanınızda dursun.
eş, dost hatta aile.
hayatın her alanında kendiniz olun.
özgür olun.
la bocca della verita la bocca della verita
eskiden aldatma, dövme ya da bunun gibi bir durumda bir insanın bir insanı neden affettigini hiç anlamazdım. insanların konfor alanından çıkamadıklarını, belki korkak belki kendilerine saygılarımı eksik olduğunu düşünürdüm. ( ki bunların da etkisi yok değil ama esas etken bu değilmiş.

kimse vazgeçilmez değildir, herkes ve her şey unutulabilir, yeni bir başlangıç için her zaman fırsat vardır zannederdim. ama mesele başlangıç değilmiş, mesele unutmak da değilmiş. mesele insanın yaşadığı acıları aşmasiymis. ( bazı şeyler ne kadar istesen de aşılmıyormus.) üstünden ne kadar vakit geçerse geçsin, bazı yaralar ilk günkü gibi sizlamayabdevam ediyormuş.

insanın geleceğe umutla bakabilmesi için, geçmişine ağlamayı bırakabilmek gerekiyormuş. ( ama bu her zaman mümkün olmuyor. ) "ben bunu hak etmedim" dediğiniz ne kdar şey varsa zaman yuzunuzd vurup duruyormus.

insanların geçmişinin yalnızca anısı yokmuş. bir kokusu ve bir tadı da varmış. unutulmayan ve asılmayan şey bu kokuyla bu tatmış.
44 /