yeğen sevgisi

1 /
nisan cadısı nisan cadısı
bu bambaşka bir sevgidir. kardeş çocuğudur ya, sizin kanınızdan, sizin canınızdandır ya, yeri apayrıdır. evlat gibidir, kardeş gibidir, herkeslerden çok sevilir. bebekliğini bildiğiniz bu genç bireyin büyüyüp gelişmesine şahit olmak kıvanç vericidir. görülmediğinde özlenir. bazı sebeplerden dolayı, hayatın engelli yollarında, farklı yönlere de gitseniz kalbinizdeki sevgiden, iyi niyetten, iyi dilekten hiçbir şey eksilmez.

tanrı korusun hep...
anagonda anagonda
ne bir sevgilide ne de başka birisinde bulamayacağınız sevgidir,"yeğenimi bu kadar seversem çocuğumu ne kadar severim allah'ım?" sorusunu akla getiren sevgidir.
doppler effect doppler effect
çok farklı bir duygu, inanılmaz.

3 buçuk yaşında kendisi, ilk doğduğundan beri her yanına gittiğimde çok sevdiğim sakalımı keserek gittim, bazen kesmeyi unuturdum "dayı sakalların acıtıyor kes" diye sitem ederdi.

o gün aradı beni, "dayı seni seviyorum, çok güzel sakalların var, sakallarını da seviyorum, gelmelisin" dedi. sanki artık sakallı da olsan gel dermişcesine, bir gün sonra yanına gittim dayanamayıp. şimdi sakalımı seviyor, ben dişlerimi sıkıyorum severken. "gitme, sana oda alalım, burada kal" diyor. garip bir duygu velhasıl kelam.

dişlerimi sıkarak sevdiğim tek insana...
gecmişuyurgezerumutlar gecmişuyurgezerumutlar
hiç bir sevgiyle kıyaslanamaz. yeğeni olmayan asla anlayamaz. şöyle ki çok sevdiğiniz sevgilinizi düşünün, anne babanızı ne kadar sevdiğinizi ekleyin, kardeş(ler)inizi ne kadar sevdiğinizi ekleyin, ve bilmem kaç ile çarpın. o kadar çok seversiniz onları.

çok özlersiniz bir de. kardeşinizi görmemeyi bir süre göze alabilirsiniz ama yeğenleri uzun süre görmemeye tahammül edemezsiniz.

onları bir sinek ısırsa bile sizin canınız yanar. bir gözyaşı akmasın diye her şeyinizi feda edebilirsiniz.

sizi en mutlu eden şey onların gülümsemesidir. sizi hayata bağlayan onlardır.
dünyarüyaiçinderüyadır dünyarüyaiçinderüyadır
ne kadar çok zaman geçirirsen o kadar çok artabilen bir şey bence bu.
benimki dört buçuk yaşında, sanki onsuz hiç zaman geçirmemişim gibi. tatile gidersin bir-iki gün sonra özlersin halbuki kimseyi bir hafta-on günden önce özlemezsin ama o farklıdır.
sabah gelip öperek uyandırır, akşam uyuyana kadar canını çıkarır.
parka gidersin; kaydırak-salıncak vs. güneşten beynin yanar ama hepsini severek yaparsın.
bir şeye üzüldüğünde sen ondan daha çok üzülürsün.
düştüğünde, ödün kopar bir müddet donar kalırsın.
seversin ve sebebi yoktur aslında onu sevmenin. doğduğunda ilk yüzüne baktığın an oluşur ve an be an artar sanki.
zülibik zülibik
çocuğum olduktan sonra, çocuğum kadar sevdiğimi anladığım, zihinsel ve bedensel engelli olan yeğenime duyduğum sevgidir.onun dışında dokuz tane daha yeğenim olmasına rağmen, hiçbirini böyle sevmedim.(az önce üç tanesi buradaydı ve evimi alt üst edip gittiler.)sanırım beni bu çocuğa bağlayan, tertemiz kalan duyguları ve gözleri.evet gözleri diyorum; çünkü hayatta hiç kimse gözleriyle bu kadar güzel konuşamaz.o gözleriyle sevincini, sıkıntısını, acısını insanın yüreğine işliyor.en çok da acısını işliyor benim yüreğime,son zamanlarda daha da artmış olan acısını.iki yıldır göremiyorum o gözleri ama biliyorum ki hiç bir şey iyiye gitmiyor, acıları artarak devam ediyor.bu kadar çok sevmeme rağmen bazen görmediğime, uzak kaldığıma memnun bile oluyorum.onun acısının yükünü,göz göze bakışarak bile taşıyamıyorum bazen.işte onda, bendeki bu bencillik yok.belkide bu yüzden çok seviyorum onu.
çan eğrisi çan eğrisi
bazen oluyor kapıyı açıp eve giriyorsun, bakıyorsun sana doğru koşan 4 tane canavar var, "deyseeee" çığlıkları eşliğinde. 3 tanesi gelip seni yere deviriyor. çıkan karmaşadan yararlanıp kalkarak, onlara yetişemeyen 2 yaşındakine koşup kucaklıyorsun. diğer üç tanesi de gelip arkandan tekrar üzerine atlıyorlar ya, işte öyle bir şey yeğen sevgisi.

5 gün önce 5. yeğenime kavuştum. değişen bir şey yok. aynen seviyorsun. benim hepsinin üzerinde fazlaca emeğim vardır. ama uzattığın lokmayı alabilmek için ağzını kuş gibi açtığında, ver diye gözüne baktığında, korkup boynuna sarıldığında gözünde hiçbir şeyin kıymeti kalmıyor. teyze, anne yarısı gerçekten.

birde evin en küçük çocuğuysan, senin 2 kere yaşayıp sakin sakin beklediğin durumda en büyük çocuğun ilk kez yeğenim olacak diye heyecandan eli ayağına dolaşıyor ya çok acayip bir havan oluyor.
bkz age bkz age
doğar doğmaz başlayan çok garip bir bağ. bir de anasından(ablam olur) babasından(dış kapının mandalı olur) kıskanırsın kimi zaman o da ayrı garip.
seksipilotsesi seksipilotsesi
bambaşkadır, hayattaki yalan dolan insanlardan bıktıysan, seni karşılıksız seven, bazen kendi küçüklüğünü gördüğün ve -bana küçükken almadıkları şeyleri bare yeğenime alayım- diye düşündürendir.
butterflyy butterflyy
dünyanın en güzel hediyesidir bir yeğene sahip olmak...kucağıma ilk aldığım günü hatırlıyorum,masmavi boncuk boncuk gözleri binbir zorlukla açılıyordu,sonra büyüdü şimdi 6 yaşında...dünya güzeli maaşallah,altın sarısı kıvrım kıvrım saçları var...en sevdiğim yazları onunla aynı kıyafetleri giyinip saçlarımızı da aynı model yapıp parka gitmek...çocukluğuma döndürüyor beni o minik fare...sesini duymadığımda işkence çekiyorum resmen...özlemim dorukta son 2 gün kavuşmaya bitse de kavuşsam o minik ellere...göğsümde uyurken duyduğum huzuru özledim minik kelebeğim...
1 /