yemekteyiz

1 /
bana bir nick bulun bana bir nick bulun
böyle salak saçma bir formatı olan dizilerden sonra show tv'de yayınlanan sanırsam bir yarışma. bir kere izleme hatasında bulundum sürekli onda bunda şunda yemek yemeye gidiyorlar. yok biri vejeteryan onu yemiyor yok diğeri susadım diyor. bir diğeri acıktım nerde kaldı yemek diyor. yani işte çocukumsu gibi.
delicaponcadı delicaponcadı
oldukça eğlenceli, ağdalı jüri konuşmaları ve zırt pırt araya giren reklam olmadığından izlenesi program. hem yemek yapmayı bilmeyenler için de değişik öneriler sunuyor. bugün son bölüm sanırım heyecanla beklemekteyim sonucu.

edit: ilk hafta yazmış olduğum bu giri, programın son zamanlardaki hali sebebiyle götümde patlamıştır. bokunu çıkardılar zira.
ne içersen iç su iç ne içersen iç su iç
yemek yerken, açık olan televizyondan gelen seslere dönüp bakmamla ekran başına geçip izlediğim program. bu giri yazıldığı sırada program devam ediyor. şeker bir hanım kızımız maşallah dedirtecek evinde davetlilere yemek hazırlıyor. sanırım bir çeşit gurme programı. daha sonra misafirler gelip akşam yemeğine vs not veriyorlar. çok ilgimi çekti. digitürk ya da d smart'ımız olmadığı için izleyebildiğimiz kanallar içinde salak saçma olmayıp ''oha lan! ne güzelmiş'' tepkisi vermeme sebep oldu. hakikaten yapılan yemekler ve değişik tarif çabaları hoşuma gitti. iki yumurta kırıp yanına çay demlediğimden ekran başında biraz da ezik seyrettim tabii programı.

buradan sonrasını ışık hızında geçiyorum...
misafir arkadaşlar geldiler ve zeka sınırlarını zorlayacak (senaryo olmadığına inanmamı beklemiyorsunuz değil mi sayın yapım ekibi?) tespitlerde bulundular. hepsinin alerjisi var başka bir şeye. eğer gerçekten bu tipte insanlarsa gayet normal diyerek geçtim. sürekli bir laf atma, çamur atma, kavga sebebi konuşmalar, hakaretler, saygısızlık, seviyesizlik. klasik televizyon programı yani. kısaca televizyon başında reyting denen zımbırtıyı toplayıp para kazanabilmek için her türlü saçmalığı gerçekleştirip 6546843541684. kere beni tv'den soğutmayı başardılar. hani yalnızca salonda yemek yerken arkada açık oluyor veya öyle bir durumda izliyorum ama o şekilde bile ''iğrenciz abi bizden kaçamazsın'' dedirtebiliyorlar. para, insanlara bunları yaptıramasa keşke.
meerjungfrau meerjungfrau
insanlar para için terbiyesizlik ve yadırganamayacak derecede görgüsüzlük yapsın da reyting alalım diye yabancı bir formattan uyarlanmış; insanı başta güzel bişey izliyormus hissiyatını veren ama bitiminde izlediğine pişman eden yemek yarışması programı.

formata göre 5 yarışmacı tanımadıkları insanlar için yemek pişirecektir. hani teknik olarak puanlama menüdeki yemeklerin lezzetinden, sofra düzenlemesinden, misafirleri ağırlamadan vs verilecektir. en çok puanı alan yarışmacı 10.000 ytl ödüle sahip olacaktır.

ancak tahmin edilebileceği üzere sırf para ödülünü kazanmak için insanların kelimelerini seçme zahmetine girmemesinden, eleştiri adı altında yapıcılıktan tamamen uzak atışmaların bolca yer almasından dolayı yarışma orjinal formatından kopup giderken işte tam orda türk formatı çerçevesine girmeye başlar.

bu hafta, limona alerjik olduğu için limonlu yemeklere burun kıvırırıp surat asarken kendi yemeğinde limon yiyen bir sosyetik teyze; diğeri kimsenin damak zevkini düşünmeden ve umursamadan, herkese laf etmekte ve kişilik tespitlerinde bulunup insanları aşağılamaktan zevk alan ve vurduğunda odun seslerini başarıyla çıkaran biri; diğeri fesat, memnuniyetsiz ve abartılı tepkileri olan ve çemkirme kat sayısı yüksek bir abla; diğeri zengin, kendini ifade etmekte çok başarısız, kendi içinde tutarsız bir tiki kız ve diğeri de her eleştirisinde yemek hakkında çok şey biliyormus izlenimini veren ama kendi davetinde lezzetli yemekler yapmayı becerememiş bir adamdan oluşan bir yarışmacı kitlesi vardı.

hepsi yer yer birbiriyle çirkeflikte yarıştılar desek doğru olur. puanlamalar kişinin karşısındaki ile arasındaki ilişkisine bakılarak verildi. insanlara kavgacı olmayı marifetmiş gibi gösteren ve bundan para kazanan insanların bu yarışmacıları kapıştırmak üzere, özellikle seçmiş olması muhtemel.

ve hemen hemen her yarışma formatının değişmez bir gerçeği olarak da yarışmacıların arasından en ' başkalarını sallamıyorum. ', ' kimse umrumda değil, zaten benden başka iyi olabilir mi bu dünyada! ' düşünce yapısına sahip olanın kazandığı yarışmanın iki de birde çıkan reklamları diğer haftaki grubun da, bu yarışmanın da diğerlerinden farklı olmadığını gösteriyor gibi.
abozek abozek
insanların iğrenç tavırlarını gördükten sonra düşündüm de "bu program mtv'de yayınlanıyor olsa. hatta arada küfürler falan da olsa, bikaç da hiphop, r&b şarkılar serpiştirilse araya, bildiğin dejenere amerikan programı olur" onlara mı benzemeye başlıyoruz, benzemeye mi çalışıyoruz bilemedim.

programın içeriğinden dem vuraca olursak. hanım kızımız -armağan'dı sanırım kendileri- salatanın üzerine soya filizi serpiştirmektedir, ve beraberinde de konuşmaktadır. soya filizinden kasıtla "bunu da hayatlarında ilk defa yiyeceklerinden eminim".
varın gerisini siz düşünün.
cursed cursed
popüler olan televizyon kültürünün son bombası..haha resmen koskoca adamları/kadınları bir araya topluyorlar, hamarat şeklinde yeni gelin misali tüm hünerlerini sergiletiyorlar daha sonrasında da yarrak gibi mikrofonu uzatıp yaşlı teyzeler gibi dedikodu yaptırtıp insanları birbirlerine düşürüyorlar.ulan bu kadar antipatiklik olur yani televizyon başında kahkalara boğuluyoruz lan.hallerine acıyorum vallahi.
diz ekleminde sorun olan çekirge diz ekleminde sorun olan çekirge
bugün ilk kez rasgeldiğim ve sonuna kadar izleme sabrını gösterebildiğim program.

efendim yanlış hatırlamıyorsam altuğ adlı yarışmacının (dış ses inatla sanki adamın adı altu imiş gibi, "altuğya, altuğnun" falan diyordu) kendi hazırladığı yemeklerle yapacağı ilk davet oluyor bu.
eleman markete gidip yaklaşık 400 ytl lik alışveriş yapıyor ki bu alışveriş meyve, çerez ve hazır(!) mezelerden oluşuyor.
daha sonra evine gidip bir güzel marketten aldıklarını tabaklara yerleştiriyor.
meyve tabağı ya da çerezleri hazırlarkenki özenine diyecek lafım yok ancak paketinden çıkardığı acılı ezme, humus gibi 4-5 çeşit mezeyi tabağa koyup üstüne iki yaprak maydonoz koymakla büyük bir aşçı ifadesi takınmasını hiç doğru bulmuyorum.
nitekim misafirler de önce mezelerin hazır olduğunu sanıyor ancak eleman bu işin de üstesinden geliyor, "humus dışında hepsini ben yaptım" diyor ve hatta bir de yapmadığı mezenin tarifini veriyor, püf noktalarını anlatıyor.

adamımız bütün gece nasıl internette yemek tariflerini aradığını falan anlatıyor, eleştirilerin altında kalmamaya çalışıyor. diğer yarışmacılara şöyle bir göz atarsak;

"kebabın yanında amarikan salatası.. ne alakaa?" diyen kırocuğun orada sırf yeni çıkacak olan albümü için bulunduğunu anlamamamız için hem kör hem sağır olmamız lazım.

tamam insanlar, ekşi, acı ya da ne bileyim başka birşey sevmeyebilir ancak bir yemek yarışmasında balık dışında hiç et yemeyen birinin işi nedir?

bu kadar basit ve iddiasız bir yarışmada daha ilk dakikalarda rekabeti kızıştrmaya çalışan yarışmacının yapacağı yemekleri de çok merak ediyorum.
177 177
kadın kuşağı ve realite show birleşti, neden daha önce düşünemedim ki ben bunu? ortada misafir ev sahibi durumu yok bu yarışmada. evet dediğim gibi bir yarışma ve kişiler sürekli ev sahibinin açığını kolluyor. bu durumda çirkin bir şey çıkıyor ortaya. yani normalde misafire gidince gördüğünüz antihijyenik bir durumu bağırarak etraftakilere söylemezsiniz, işte kıl buldum deyip göstermezsiniz. burda millet birbirinin arkasını kolluyor tabi. bak kedi tüyü, yok bardak tozlu, çorbayı kokladım dibi tutmuş... bunun gibi diyaloglar rahatsız ediyor sizi. ayrıca dikkat ettim bir tane obez hanım eksik olmuyor yarışmada. bol etli yemekler yapmak üzere. bir tane de sebzeci koyuyorlar, herkesin damak tadı farklı olduğu için kimse kimseyi beğenmiyor, hep bir çemkirme durumu var. ohh ne güzel! hem kadın kuşağı hem realite.
baharda geldim baharda geldim
birbirlerinin damak zevkini bilmeyen beş kişi arasında geçen yemek yarışması. amaç yemeği lezzetli pişirmek mi? az malzemeyle çok yemek yapabilmek mi? sofra düzeni ve adabı mı? değişik mutfakların tanıtımı mı? birtürlü kestiremedim. katılan yarışmacıların çoğunun evleri lüks denebilecek kıvamda.

bırakın kardeşim, bilmem ne sosunun içinde midye pişirmeyi, yapın bir acılı kurufasulye-pilav çal kaşığı ye diyeceğim ama, ben bu yarışmaya katılmış olsaydım ne yapardım diye de düşündüm.

1- iç anadolu bölgesinden ayaklı çorba(yeşil mercimek, erişteli ve etli), fırında keşkek, batırık.
2- ege bölgesinden, şevket-i bostan.
3- doğu anadolu bölgesinden, içli köfte, çiğ köfte, harput köftesi.
4- karadeniz bölgesinden mısır ekmeği ve hamsi kuşu veya hamsili pilav.
5- marmara bölgesinden, (özellikle iznik'ten) sarı balık dolması ve balık çorbası.
6- trakya bölgesinden, zeytinyağlı taze fasulye.
7- akdeniz bölgesinden, zeytinyağlı salatalar.

eğer kültürümüzü ayakta tutacak bir yemek programıysa size bunları sunuyorum.
ve bazı yörelerimizin yemeklerini de yer sofrasında sunmayı planlıyorum.

hiçbirini internetten araştırmadım, en iyisini yapacağım diye de günlerce deneme yapmadım. biran güzel ülkemin yörelerinin evlerinde en fazla yenen yemekleri aklıma getirdim. size böyle bir liste sundum. afiyet olsun.
grace slick grace slick
bugünkü programda türkücü kardeşmizin bir önceki programda yediği çin böğreği için söylediği sözler kalbimebir bıçak gibi saplanmıştır.

-çin malları zararlıdır,kanser yapar diyolar kadın bize çin böğreği yediriyor yauu!!

(bkz: allahım sana geliyorum)
bulamadım bulamadım
yarışmacı olmak için başvuracağım akabinde yemeklerimi beğenmeyenlere kafa göz girişeceğim programdır. parada pulda gözüm yok benim, stresimi atsam yeter.
hattori hattori
avrupa yakasinin bölümlerinden birine konu olması gereken programdır diyorum . hatta ana konsepti da vereyim gülseciğime ; burhan her türlü çamur atma ve benzeri pisliklere başvurarak ödülü kazanmaya çalışır,kendisi yemek vereceği zaman ise pintilik yapar ve olaylar gelişir .
1 /