yemen türküsü

1 /
stocky2001 stocky2001
atatürk'ün ev sevdiği türkülerden biri olan duygu yüklü ağıt *

havada bulut yok, bu ne dumandır?
mahlede ölü yok, bu ne şivandır?
ana ben ölmedim bu ne figandır?

ano yemendir, gülü çemendir
giden gelmiyor, acep nedendir?

burası muştur, yolu yokuştur
giden gelmiyor, acep ne iştir

kışlanın ardında, redif sesi var;
bakın çantasına acep nesi var?
bir çift kundurası, bir al fesi var!

ano yemendir, gülü çemendir
giden gelmiyor, acep nedendir?

burası muştur, yolu yokuştur
giden gelmiyor, acep ne iştir
cabbar cabbar
mızıka çalındı düğün mü sandın
al yeşil bayrağı gelin mi sandın
yemene gideni gelir mi sandın

dön gel ağam dön gel dayanamirem
uyku gaflet basmış uyanamirem
ağam öldüğüne ey ey inanamirem

koyun gelir kuzusunun adı yok
sıralanmış küleklerin sütü yok
ağamsız da bu yerlerin tadı yok

dön gel ağam dön gel dayanamirem
uyku gaflet basmış uyanamirem
ağam öldüğüne ey ey inanamirem

ağamı yolladım yemen eline
çifte tabancalar takmış beline
ayrılmak olurmu taze geline

dön gel ağam dön gel dayanamirem
uyku gaflet basmış uyanamirem
ağam öldüğüne ey ey inanamirem

bu sözlere daha ne eklenebilir bilmiyorum.
tekmeleyen kuş tekmeleyen kuş
erkan oğur yorumuyla tam bir ağıt özelliği kazanan türkü. ayrıca asıl kasdedilen yer muş değil huş ya da simuş'tur. bu iki yer de, yemen'de bulunur. yani türküdeki tartışmalı yer;" burası huş'tur" veya" bura simuş'tur" olacaktır. birisi yemen'de askerlerimizin bulunduğu ili diğeri ise orada bulunan yokuş, dağlık ve engebe bir bölgeyi belirtir. yemen eli * sanılanın aksine diğer arap ülkeleri gibi sırf çölden ibaret değildir. dağlık ve sarp araziler de sıklıkla bulunur. yemene giden askerlerimize birçok ağıt ve türkü yakılmıştır. askerlerimiz yemen yokuşlarında, dağlarında eşkiya peşine düşerken gittikleri bu dağlardan dönmemektedir. eşkiyalar genelde, peşlerinden gelen askerlerin üzerine, dar boğazlardan kayalar yuvarlayarak onları şehit etmektedir. yine yemen'in iklimi nedeni ile bir çok asker de hastalıktan kırılmıştır. hem çöl kadar sıcak hem de aşırı rutubetli bu havalar askerlerimize iyi gelmez. üstelik içme sularının da az olması ve az bulunan kaynakların da çoğunun temiz olmaması çoğu anadolu delikanlısının yemen'de sarılık, tifo vb hastalıklardan ölmesine yol açar. yemen'le ilgili ağıt ve türküler çoktur, içlerinde en bilineni ise yemen türküsüdür.
dünyayı kurtaran adam dünyayı kurtaran adam
bu türkünün birçok versiyonu farklı sanatçılardan dinledim, esat kabaklı yorumunu özellikle çok beğendiğim gibi, " huş mu, muş mu " tartışmasının gereksiz olduğunu düşünüyorum. iki türlüsü de dinlenir, iyidir.
clem clem
şarkının sözünde burası huştur derken , o güzelim huş tepesinde onca şehit verilmişken , oraya muş demek anlamsızdır gereksizdir ama bir m harfi için tartışmakta anlamsızdır . önemli olan türküyü benimsemektir anlamaktır bir m harfi yanlış anlaşılmış çok mu diyesi geliyor insanın bu tür şeylerle karşılaşınca ..
yesilcuppelipenguen yesilcuppelipenguen
bir imparatorluğun çöküşü ile özdeşleşmiş türkü/ağıt...

bir karış toprağı düşmana vermemek için çarpışan mehmetçik'in askerliği üç-beş sene değil kimi zaman bir ömür sürermiş. dedemin kardeşi arap illerindeki bozgundan sonra köyüne dönmüş tam 12 sene sonra! kendi özbeöz kardeşi tanıyamamış... büyük amcamın üzerindeki bitleri ustura ile kazımışlar... yine de ağzından tek kelime şikayet dökülmemiş. sonra da önce çanakkale'de sonra istiklal harbi'nde savaşmış. en büyük oğlu hala koynunda saklar büyük amcamın istiklal madalyası'nı.

dedem büyük amcamdan duyduklarını, araplar'ın yaptıklarını zamanla anlatmış. ben başkalarından dinledim bu hatıraları ancak o zaman anladım baba tarafımdaki arap düşmanlığını... yıllar içinde her ne kadar hatıralar efsaneye dönüşse de günün sonunda hep varılan nokta, "şehit olmaya gittik, gazi olup döndük. biz sıramızı savdık, sıra sizde!" oldu. zaten büyük amcamın bir yeğeni kurmay oldu, ömrü vefa etmedi paşa olamadı. büyük amcamın vasiyetini kuşaktan kuşağa taşıyor baba tarafım...

bense ne ölmek istiyorum ne de öldürmek. anlatamam ben sana neden yemen türküsünü duyunca dudaklarımı ısırdığımı, beni ancak büyük amcam anlardı muhtemelen...

tek kelime etmedim etnik kimliğim konusunda zira büyük amcamın hatıratı bana şunu öğretti: ölenin milliyeti, dini, dili olmuyor! anaların ağıtları hep aynı dilde. "kürtler bu ülkeye ne vermiştir" diye sorma gafletinde bulunanlar bir kere olsun yemen'i hatırlasalar yeter ama beşer unutmakla lanetli.

anlatamadım arap arkadaşlarıma yemen'i, anlamazlar. onların ataları, benim atalarım -türk, kürt, ermeni, laz, çerkez, rum...- gibi çöken bir imparatorluğun altında kalmadı.

ne ölmek ne de öldürmek istiyorum ama ingiliz gemisi de istemiyorum güzeller güzeli boğaz'da. nasıl olacak bu işler?..


havada bulut yok, bu ne dumandır?
mahlede ölü yok, bu ne şivandır?
ana ben ölmedim bu ne figandır?
iussy iussy
şebnem ferah tarafından muhteşem şekilde yorumlanan, metin'in solosu ile daha da güzelleşen ve aynı zamanda rahmetli özal'ın da en sevdiği türküdür.
rickshaw rickshaw
bir çok ünlü sanatçı tarafından seslendirilen, sözleri üzerine bir çok tartışma yapılan, muş'mu huş'mu kavgası hala devam eden. savaşlarla yoğrulmuş ülkemizdeki en güzel ağıtlardan biridir.
1 /