yeni bir yazara hoş geldin demek

1 /
kayser sozer kayser sozer
iki kelimelik basit bir iş gibi gözükse de altında derin açılımlar yatan bir hareket. hatta bazı yazarların sözlük stratejisinde olmazsa olmazı. görünebilir- okunabilir ve hepsinden önemlisi oylanabilir hale gelmenin üstü açık garantisi. oldukça sıradan yazıların aşırı ve bilinçsiz yüklenmeyle uzun vadede haftanın en iyilerinde kolaylıkla yer bulabilmesi.

nick altı girilen yazar psikolojisini düşünelim. yazmış çizmiş bir şeyler karalamış. duyulmamış ama o ana kadar. bir farkındalık yaratamamış. her gün açmış bakmış sözlüğe kendi adına bir başlık dahi açılmamış. ve o an... birisi onun adına bir şeyler yazmış. ve o birisi de öyle böyle biri değil hani. hafiften taşaklı. kısacası görünürde ihtiyacı yok bir kişiyi nick altı yazıyla karşılamaya. bir şey beklemiyor ondan çünkü. karşılıksız seviyor. harbi. eee zaten az çok tanınıyor kendisi. bir lütuf sunuyor sadece o.

40-50 yazı sonra nickini, hem de sıradan bir "hoş geldin" sözcüğüyle değil de her halinden belli kişiye özel bir yazıyla alan kişinin bu güzellikten etkilenmesi gayet doğal. ortalama üstü bir yazar tarafından okunmuş, önemsenmiş ve onun içten, hisli, samimi yazılarına mahzar olmuş. onurlanır. minnet duyar. kendini borçlu hisseder. hele ki kendi duruşunu-soğukkanlığını koruyarak kapıştığı rakiplerini hataya zorlayan, yeri geldiğinde duygu sömürüsü yeri geldiğinde demogoji yeri geldiğinde de sertliği iyi harmanlayarak polemik gücünü kanıtlayan, oyunu kuralına göre gayet iyi çevirebilen ve rakiplerini uçurup kaçırdığı için de soğuk-sıcak-psikolojik tüm savaşlardan öyle ya da böyle kazançlı çıkmış sayılan bir yazar ise bunu yapan, çok daha köklü bir bağlanma yaşanabilir arada.

iki taraf için de yararlı bir sistem kısaca. biri bulunduğu mecrada yavaş yavaş hakimiyeti ele geçirirken diğeri de bir yerin bir parçası olup aidiyetlik duygusu tadabiliyor. mürit de memnun halinden efendi de. böyle bir durumun, yani bir yazara "hoş geldin" demenin doğru ya da yanlış olduğu tartışılır, ki bana göre de doğru bir hareket, birileri tarafından okunduğunu, hakkında yazı yazıldığını bilen bir yazarın hem motivasyonu hem de yazdıklarına bağlılığı artar, sözlüğe sarılır, yazma hevesi üst düzeye çıkar. kompleksizlikle izah edilebilinir yani böyle bir yazara nick altı yazmak, öyle işte.

eflakicede şöyle bir söz vardır: "estrade mankiset oltret yuvari zasderi, kostikri osire ih macira, kolret alipom isakertos." bir sözlük yazarı iki kez doğar, biri sözlüğe kabul olduğu, diğeri ise nickinin altına şahsına özel bir şey yazıldığı an. yazanı asla unutmaz, onu terk etmez."
dünyayı kurtaran adam dünyayı kurtaran adam
(bkz: kayser sozer sözlüğe hoş geldin)

sakın yanlış anlaşılma olmasın, gayemiz kayser sozer'i bölücübaşı ile aynı kefeye koymak değildir, lakin şöyle bir olay da akıllara gelmemiş değildir hani.

kayser sozer zirvelerden inatla kaçmasına rağmen, ortamı merak ettiğinden bir iki kankasına danışır ve bir zirveye gelmeye karar verir. arkadaşları ile aldığı karar sonucu zirveye kayser sozer olarak katılması derin infiallere yol açacağından, bir arkadaşının misafiri olarak katılmayı düşünür ama hesaba katmadığı bir gelişme bulunmaktadır. kayser sozer'in sözlüğe girdiği ip numaraları tespit edilmiş, ayrıca özel mesajları da okunmaktadır. bu iş için 24 saat 2 moderatör ve 36 entelijans durmadan çalışmaktadır. neyse zirve günü gelir konu kahramanımız arkadaşının yanında mekana girer.

tüm ışıklar aniden açılır ve güneş gözlüklü bir moderatör bu cümleyi dile getirir.

-kayser sozer sözlüğe hoş geldin.
jimela morrison jimela morrison
aynı zamanda bir olumlu pekiştireçtir.
gaza gelmemeyi marifet sananlara ya da gaza gelmeyi kötü bi şey olarak algılayan insanlar çok var. fakat hayatımızda yaptığımız tüm hareket ve tüm seçimler genelde olumlu pekiştireçlerle şekillenir.
adrian adrian
egoist güdülerle,kendini beğenmişlikle bir ilgisi olmayan sadece iki kelimeden ibaret,motive edici etkileri her iki taraf üzerindede görülebilecek eylem.
1 /