yeni türkiye

26 /
gulhane parkindaki ceviz agaci gulhane parkindaki ceviz agaci
"burada önemle vurgulanması gereken şudur: bir gücü diğer bir güçle dengeleme teknisyenliği, nüfusun belirli bir kısmını gözden çıkarmayı da gerektirir. güvenlik, anomalileri yadsımaz; bilakis, işleyebilmesi için anomaliye ihtiyaç duyar. nüfusun bir kısmı "harcanabilir" olmalıdır. başka bir deyişle, düzenlenebilir bedenler yerine harcanabilir, yok edilebilir bedenler ister. güvenliğin bir iktidar paradigması olarak ayırt edici özelliği hayatı düzenleyip korumak değil, durumun gereklerine göre yok olmasına göz yummaktır. egemenlik paradigmasından farkı, kimin öleceği, kimin yaşayacağı arasındaki seçimin belli bir yasaya göre değil, kaynağı ve doğası her an değişebilen risklere göre belirlenmesidir."

zeynep gambetti - iktidarın dönüşen çehresi: neoliberalizm, şiddet ve kurumsal siyasetin tasfiyesi

(i.ü. siyasal bilgiler fakültesi dergisi - mart 2009)
gulhane parkindaki ceviz agaci gulhane parkindaki ceviz agaci
"paskalya adasının çöküşünün ardında, insanın çevreye olan etkileri, özellikle ormansızlaştırma, kuşların yok edilişi ve bu etkilerin arkasındaki kabileler arası siyasi, sosyal ve dini etkenler, kabileler ve reisler arasındaki çekişme ve rekabet (birbirinden daha büyük heykeller dikmek uğruna daha fazla kaynak tüketilmesi), en önemlisi de, başka bir yere göç edebilecek imkanlarının olmayışı yatar.

paskalya adasının yaşadıkları, bir toplumun kaynaklarını aşırı tüketerek düşeceği durumu net bir şekilde gösteren etkileyici bir örnektir."

çöküş: toplumlar başarısızlığı ya da başarıyı nasıl seçerler - jared diamond
gulhane parkindaki ceviz agaci gulhane parkindaki ceviz agaci
"bütün bunların ardından, 80'lerde türkiye'de bir kültürel bölünmeden, bir yarılmadan söz etmek gerekiyor. bir yanda kendini taşradan, yoksulluk ve isyandan ayıran, kendini bütün bu çelişki ve çatışmaların dışında tanımlamak isteyen bir türkiye var. reklamların sunduğu seçkin imgeler, vitrinlerin bolluğu ve 80'lerin basını: bütün bu birikim, bütün bu görüntüler, bir an için sanki bu ideal herkes için geçerli olabilecekmiş izlenimini doğurmayı başardı. batılılar gibi sanki artık görmezden gelinebilecekmiş, sanki new york'ta olduğu gibi yolun ortasında yatan açların üstünden atlanabilecekmiş gibi.

görüntünün bittiği yerde, ikinci türkiye başlıyor: bütün bir söz patlamasının ortasında söz hakkından mahrum bırakılmış, hapishaneye kapatılmış, yasaklarla yönetilen, anadilini konuşamayan türkiye. 1980'ler şunu denedi: varlığın ve imkanlann dünyasıyla yokluğun ve imkansızlığın dünyasını, birbirine temas etmeyecek, birbirine geçişi olmayan iki kampa ayırdı. şimdi sormak gerekiyor: birincisinin imkanlarını ikincisinin isyanına tercüme edecek bir güç yeniden uyanacak mı?"

vitrinde yaşamak - nurdan gürbilek


gulhane parkindaki ceviz agaci gulhane parkindaki ceviz agaci
"sscb'nin bütün gücünü ve imkanlarını askerî sahada kullanması, halkın gerçek refahını sağlayacak ekonomik yatırımların geri planda kalmasına yol açmıştır. özellikle gıda maddeleri ve diğer tüketim malları üretiminde sovyet ekonomisi batı tüketim standartlarının çok gerisinde kalmıştır. gerçekten sscb, askerî sahadaki bu çabalarıyla dünyanın ikinci büyük gücüne sahip olduğu halde, daha önce de geçtiği gibi, "makine ve top yağı üreten, ancak tereyağı üretmeyen" bir devlet haline gelmiştir. bu durum ülkede sosyal problemlerin artışını hızlandırmış, alkolizm, rüşvet, hırsızlık.. çığ gibi büyümüştür. kapitalist ülkeler ise, silahlanmaya yaptığı yatırımların yanında ülkenin ekonomik ve sosyal açıdan kalkınmasına da önem vermiştir. bu ülkeler sanayi, tarım, tekstil, otomotiv, kimya ve bilgisayar teknolojisi gibi sahalarda dev adımlarla ilerlerken sovyetler birliği askerî gücüne güvenmiştir.

sovyetler birliği'nin askerî dinamiğini ayakta tutabilmek ve kapitalist ülkelere karşı daima savaşa hazır bulunabilmek için, kendisine askerî tatbikat sahası bulma lüzumu doğmuştur. böylece hem ürettiği silahları kullanabilecek hem gücünü gösterme imkanı bulabilecekti. bu amaçla sovyetler doğuda afganistan'a saldırmıştır. sovyetler bu ülkeye saldırırken askerî gücüne çok güvenmiş, bu ülkeyi kısa bir zaman içinde dize getirebileceğini düşünmüştür. fakat beklendiği gibi olmamış; afgan mücahitleri müslüman ülkelerden ve abd'den aldığı gücün yanı sıra coğrafî yapının da avantajıyla sovyetlere ağır kayıplar verdirmişlerdir. bir bataklığa girdiğini anladığı halde yenilgiyi büyüklüğüne sığdıramayan ve bunu bütün dünya karşısında prestij meselesi yapan sovyetler, maddî ve manevî onca kaybına rağmen on yıl boyunca afganistan'a silah yığmış, sonuçta daha büyük bir hüsranla karşı karşıya kalmıştır. afganistan mağlubiyeti, sovyetlerin yenilmezliği inancını yıkması (marsh 2003: 267) sebebiyle telâfi edilmesi mümkün olan askerî bir hüsran değil, sistemi tamamıyla çökertecek ideolojik bir hüsran olmuştur. sovyetler'in afgan mağlubiyeti bütün dünyada yankılar uyandırmış, dayandığı ve güvendiği tek varlık olan askerî gücün de bekleneni verememesiyle sistemin yıkılış süreci artık fiilen başlamıştır. afgan mağlubiyeti sovyet sisteminin çöküşünde çok büyük rol oynamıştır (ellman 1993: 93). diğer taraftan sovyetlerin afgan mücadelesinde sovyet vatandaşı müslüman halkları savaştırması bu insanları da rahatsız etmiştir.

sistemin çöküş sebeplerinden birisi de sovyetlerin asya ve afrika ülkelerinden sosyalizme yönelmiş olanlara veya sosyalist ideoloji için mücadele eden parti veya örgütlere yaptığı karşılıksız yardımlardır. tahminî hesaplar bu yardımların sovyetlerin kendi ihtiyaçlarından beş misli fazla olduğunu ortaya koymaktadır. bu arada sovyet sisteminin zayıflığını açığa çıkarması, hem sovyet halklarının hem hür dünyanın sovyetlere bakışı bakımından çernobil vakasını anmakta fayda vardır (caroline 1999)."

sovyet sisteminin çöküşünden tarihi ve evrensel dersler - ismail özsoy

(bilig, güz 2006)
gulhane parkindaki ceviz agaci gulhane parkindaki ceviz agaci
"rusya'yı yönetenler 1914 yılında ordunun asker sayısı ve modern silahları sayesinde yeniden güven duymaya başlamıştı. büyüyen demiryolu ağının ve genişleyen endüstriyel altyapısının sayesinde ülke büyük güç rolünü yine sürdürebilecek hale gelmişti. yine de hala yok edilemeyen bir zayıflık vardı. ismen bir avrupalı güç olmasına rağmen rusya yine asya kökenli korkutucu yoksulluğu sergiliyordu. sık sık kıtlıklar yaşanan ülkede büyük bir cahil nüfus vardı. o tarihte rusların sadece yüzde onu şehirlerde yaşarken sanayide çalışanların oranı yüzde ikiydi. hala yabancı sermayeye bağımlı bir ülkeydi (büyük bir kısmı fransız sermayesiydi). liberal gelenek sınırlı ve cılızdı. ortodoks kilisesi, batı avrupa'da yüzyılı aşkın bir süreden beri görülmeyen bir şekilde hükümet ve toplum meselelerine karışıyordu. rusya'da bir iki iyi üniversiteyle bazı saygın bilimadamı ve alimler olmakla birlikte, çarın uyruklarının ezici çoğunluğu cahil ve batıl inançlı köylülerdi. hepsinden öte hükümet son tahlilde, otokratların tanrı vergisi olduğu ileri sürülen gücüne dayanıyordu. bütün bu gelişmelerin sonucu olarak rusya aynı zamanda, rejimi kuvvet kullanarak devirmekten memnuniyet duyacak bir devrimci hareketin ciddi tehdit olarak varlığını sürdürdüğü tek büyük güçtü. kısacası rusya henüz modern bir devlet değildi."

avrupa tarihi - j.m. roberts
acarabi acarabi
düşünsel anlamda yıllarca geriye gitmek yenilik ise...
borç parayla makyaj malzemesi alan kadınları hatırlatmaya başlayan ülkedir.
26 /