yerden para bulmak

2 /
libertadores libertadores
alınmaması, alınsa bile insanın kendine harcamaması gereken paradır. bırakın boşverelim gitsin yerden bulduğumuz 10-20-100 tl ile zengin olcak halımız yok ya, anc o para yerden gelir havaya gider. alınsa dahi ihtiyaç sahibi birine verilmeli, ayrıca bu mutlulukta bünyede yaşanmalı.
sıçan sıçan
sene 1999 falan. ben o zamanlar daha küçük idim. bakkala çakkala giderken sürekli başıma gelirdi bu hadise. evet yerden hem de kağıt paralar bulurdum. az buz bişey değillerdi yani. şimdilerde 5 kuruş, 10 kuruştan başka birşey bulunmuyor arkadaş.
iceman iceman
eğer bizim gibi 4 arkadaş go-karta gitmek isteyip hatta go-kartçının kapısından 20 liranız eksik olduğu için döndüyseniz, hemen çıkıştaki üst geçitin ilk basamaklarında kuzu kuzu yatan 20 lira o an hayatınızdaki en saçma mutlu anlardan birine dönüşebilir. ha bir de "ulan parayı da yerden bulduk kaza maza çıkmasın şimdi mazallah yavaş gidiyim bari" diye düşündürtüp zevkin de içine etmiş olduğu gerçeği vardır o da ayrı mesele.
kavanozdibigözlük kavanozdibigözlük
-alsak mı ki len parayı?

+oğlum günah şimdi. bağırmak lazım öyle sağa sola. sahibi çıkmayınca birine vermek gerekiyor.

-oğlum bak alacak olan olsaydı, gelirdi şimdiye. alalım, meybuz alırız bunla.

+bilmiyom ki. sen al, meybuzu da sen al ben yiyim.

-tamam. önce bağıralım.

-+ paranın sahibi var mııı!
lordofthething lordofthething
düşürülmüş parayı almakla bitecek eylem.

küçükken babannem yüüzünden alamazdım bulduğum parayı. "günah, o para misliyle çıkar". işte bu söz yaktı beni. senelerce gördüğüm hiçbir parayı almadım yerden. ne alakası var di mi? birisi düşürmüş, yani al ne var bunda. yani yerde bulduğun taşı aldığında senden misli misli taş mı dökülüyor? düz mantık abi.

şimdi bulsam alacam ama denk gelmiyor işte.
dedeler dedeler
hiç öyle bi şansım olmadı küçükken.gerçi öyle bi şansım olsaydı alırmıydım yerden parayı, bilmiyorum ama allahtan öyle bişeyle karşılaşmadım henüz.neyse bırakalım beni;

yaklaşık 18 senedir tanıdığım ve uzun yıllardır can yoldaşım olan arkadaşımın sık sık başına gelendir. ballıdır şerefsiz. küçükken,daha sokaklarda aylak aylak dolaştığımız ve sokaktan eve girmek istemediğimiz yıllarda, ben hep bu arkadaşımla oynardım. beraber top oynardık, birbirimizle kavga ederdik,başkalarıyla kavga ederken birbirimizi kollardık,aynı okulda okurken girdiğimiz deneme sınavlarında ölümüne rekabet yaşardık falan. neyse işte, lan hep bu, yolda yürürken, oyun oynarken bişeyler bulurdu yerde. aklına ne gelirse işte; paradır,miskettir,ateri kasedi,toptur fln.. her zaman ona dek gelirdi böyle şeyler, beraber yürüdüğümüz halde hep onun baktığı yerde olurdu böylesine kıymetli eşyalar. ballıydı adam işte. kıskanmazmıydım? elbette küçükken onun bu yönünü çok kıskanırdım,"hay ben şansıma tüküreyim!" derdim. ama şimdi bunu yazarken gülümseyerek düşünüyorum o halimi ve çocukluğumu. "allah bol bol şans versin kardeşime, hep mutlu olsun inşallah" diyorum kendi kendime.

sen benim düğünümde sağdıcım ol,ben de senin düğününde sağdıcın . inşallah..
aguer aguer
hiç affetmem alırım.3 hafta arka arkaya haftanın pazartesi günü yerde para bulmam beni benden almıştı.hayat bana harçlık mı veriosun lan olmuştum.
hayatseninnabersorunaiyilikdediğimkadaryalan hayatseninnabersorunaiyilikdediğimkadaryalan
insanı hem sevinidirir hem düşündürür.
küçüktüm çok küçüktüm. bundan yıllar önceydi... sen de 9 ben diyim 10 yaşındaydım. arkadaşımla parkta zevkten dört köşe olmuş bi şekilde, ordan oraya atlıyoduk, sallanıyoduk, kaydıraktan kayıyoduk ve daha niceleri... (you know) neyse sıkıldık tabi bi süre sonra başka bi yere gitmeye karar verdik. yolda yürürken bi baktık para! 5 tl ydi sanırım ama o zaman iyi paraydı yani. şimdi de fena sayılmaz 2,5 kere üni. ye gider gelirim. nerde kalmıştık heh aldık tabi parayı. arkadaşım " hadi gel harcayalım " dedi. dur! dedim. " önce bi sağa sola bakalım. para arayan biri vardı belki." dedim. " ya boşver ne nolcak?, biz çocuğuz daha, allah günah yazmaz. " dedi. " hayır günah için değil " dedim." " bu bi toplumsal görevdir. " kız aval aval bakıyo tabi yüzüme. beni takip et dedim. aldım o parayı girdim bakkala. 5 tl ye alınabilecek kadar şeker aldım. yumuşak şeker, sert şeker, yum yum falan... tekrardan gittim parka, ordaki bütün çocuklara dağıttım. nasıl sevindiler nasıl sevindiler, bi görseydiniz. ben de dağıtırken bi mutlu oldum bi mutlu oldum anlatamam.
ben içinden bi tane bile almadım. nedense " almamalısın. " diyodu içimdeki ses. canım çok çekmişti oysa. neyse, sonra içimden dedim ki : " allah ım bu şekeri dağıtarak sevap aldıysam eğer, sevabımı parayı kaybeden kişinin sevap listesine yaz. " ( amin. ) umarım kabul olmuştur.
yaa ben küçükken böyle bi çocuktum işte. çocukluğumla gurur duyuyorum.
dedeler dedeler
o zamanlar böyle 1 lira-10 lira falan yoktu. 100.000 tl-1.000.000 tl lik kağıt paralar falan vardı.ama mesela 10.000 tl ile ancak bir sakız alınabiliyordu.yani para ve sıfırların pek bi değeri yoktu.bizim evin 3-5 sokak üzerinde bakkalımsı bi büfe vardı. sahibi de 40-45 yaşlarında saçları ağarmış bi amcaydı. bize artık değeri kalmamış ve hiçbir işe yaramayan 1.000 tl'lerden getirmemiz karşılığında sakız verirdi. kurşun şeklinde, renkli renkli ve 2 dk içinde hiç tadı kalmayan sakızlardan..

o zamanlar insanlar değersiz binlikleri yerlere attıklarından her yer binlik kaynardı.biz de çocuk aklıyla bu binliklerden bulmaya çalışır,dağ bayır gezerdik. yani o sıralar rastgele yerden para bulmak yoktu çayır çimen para aramak vardı.
arcturus arcturus
buz gibi havada, ellerim ceplerimde ilerlerken, ''ulan ya 5 kağıt daha olsaydı da bi sigara alsaydım bari.'' diye geçriyordum içimden. hava nasıl soğuk ama varya off. afedersin, götüme kadar dondum desem yeridir. acayip yahu, ne ara bu kadar soğudu anlamadım. neyse, biraz yürüdüm ve ne göreyim? yerde 5 tl öylece duruyor, etrafta da kimsecikler yok. o an başka bi şey isteyseydim olurmuydu acaba diye düşünmeden edemiyorum. bu kadar da tesadüf olur mu arkadaş.

(bkz: mutluluk veren küçük şeyler )
2 /