yılkı

gunship gunship
çiftcilerin yük taşımak maksadıyla kullandıkları at, eşek gibi yük hayvanlarını kış mevsiminde yem maliyetini düşürmek amacıyla salıvermesidir.
sinefilolog sinefilolog
yaşar kemal'in ince memed serisinde, büyük olasılıkla ikinci bölümde, çok harika bir yılkı tasviri mevcuttur. yazar atı öyle güzel anlatır ki, sıcaktan cayır cayır yanan ovada nasıl koştuğunu ve neler hissettiğini kolaylıkla anlayabilirsiniz.
kurutulmus kelebek kurutulmus kelebek
ilkay akkaya'nın sesinden büyüleyen mükemmel şarkı.

kırık dökük bir öykü bu nerden başlasam
dört nala koşan taylar gibiydik
asiydik sürgündük dışarda kaldık
yanyana gelince dağlar gibiydik

yadına ben düştüğümde
dağlarından dicle'ye bak
kavuştuğunda fırat'a
yine sevdi mi

hatırına düştüğümde
mardin'e git midyat'a git
hatırla nasıl sevdik
ben unutmadım

nasıl zordu olanlarla bir başına yüzleşmek
kendini aramak derin sularda
yalnızdım ve kırgın çok zor anladım
yolları ayrılan iki nehirdik

denizine vardığında
sularından aşkını sor
yollarında dağlar vardı
varabildi mi

hatırına düştüğümde
mardin'e git midyat'a git
hatırla nasıl sevdik
ben unutmadım
i know i am right i know i am right
sıkılırsın diye
yitik kalabalıkta
ıssız bir kuytu
buluverdim sana
bozkır bir deniz
kent karmaşa...
günlerin kıyısından
hoyratça çektiğimiz
kum ve araba
öylece kalsın
yalnızlık işte orda
bir deve dikeni gibi
yüzünün ipeğini
çizip durmakta

ilyas tunç
herbirbokubilirimben herbirbokubilirimben
doğada serbest dolaşan yabani at.

"yılkıdan üç türlü at gelir: bazı atlar, daha diğer atlara vurulan kırbacın sesini duyduklarında terk ederler huysuzluklarını; ruhlarıyla derileri arasında bir mesafe yoktur.bazı atlar ise, kırbacın açtığı yarayla ruhları arasında gider gelirler, yara açıldıkça ruhlarıyla derileri arasındaki mesafe kapanıverir. kan ruhlarına damlayınca teslim ederler kendilerini. bazı atlar da var ki, her kırbaçta açılır ruhlarıyla bedenleri arasındaki mesafe. sen onu kırbaçladıkça ele geçmez olur onun ruhu. öylelerinden geriye, cansız bir tay bedeni kalır. bir de seyisin hafızasında, gururu hiç öldürülemeyen bir tayın gurur kıran görüntüsü... ustalık, bu tür tayları uslandırmakta değil, ona hiç bulaşmamakta saklı. kırbaç, zaten yola gelecekler için bir bahane..."*

bana söylemişlerdi lacivert...hem de yakın zamanlarda, yılkıdan üç tür meydana gelirmiş diye... benim ruhumla derim arasındaki esafe çok fazla... bazen ben bile elime almak istiyorum kırbacı...
chopin in rüyası chopin in rüyası
ben burda bir sıkıntıyım, atımdan iniyorum
benim atım her zaman
kimbilir kime sesleniyorum, sessizlik
yosunlar, taşlar, o mezar yazıtlarından
yaz gelmiş, zakkumlar açmış, elimi bile sürmedim
sürsem bile ne çıkar, ama sürmedim
ölü bir şey kalıyor dünyadan, yapraklardan.

ben burda bir sıkıntıyım, atımdan iniyorum
benim atım her zaman.

edip cansever nerde antigone 1961
marseille marseille
baş eğmeyen, inanılmaz bir yaradılış. ne yazık ki anadolu'da kimseye yük olmadan, tarlaya tapana zarar vermeden gruplar halinde yayıldığı halde, av tüfeklerinin ısınmaya hazır soğuk namlularının her zaman ucunda olan hayvanlar.

"öyle bir koş ki bütün kötülükler kaldırdığın toz da kaybolsun."