yılmaz odabaşı

1 /
kerrigan kerrigan
bazı şiirleri grup yorum ve kızılırmak tarafından yorumlanmıştır.

sustuğun yerlere sesimi,
haykırdığın yerlere yüzümü taşımaktan yorgunum ...

(daglar ve kadınlar/ yurtsuz şiirler)
all of nothing all of nothing
sen ateş ol ben yanayım

tenin tenimde ben sana haldaş olayım
bir yaprak gibi dalına sarılayım
uğruna yanılayım,uğruna yorulayım
ahını ahıma kat sevdan olayım
sesime bir ilmek at sesine tutunayım

sen ateş ol ben yanayım
sen yaz ol ben ayaz kalayım
uzasın gölgeleri şu ışıkların
sen tutukla ben hükümlü kalayım
hükümlü kalayım

yılmaz odabaşı

ayrıca bu şiiri ferhat tunç hakkını vererek yorumlamıştır.
kulaksızmidas kulaksızmidas
"bayrakları bayrak yapan: bayrak imalatçılarıdır...
toprak, eğer uğruna ölen varsa: utanmalıdır."
dizeleriyle yargılanmış, anlaşılmamış büyük şair.
miçemez miçemez
''bakarsın bütün çocukları susmuş yeryüzünün
ayak sesleri duyulur
sen koyverme kendini
ölümün ötesi bir puslu yoldur

bakarsın ölüm bir öpüştür, gelir
tadarsın
adın rüzgarda kalır ''

hapishane güncelerinden dipnotlar - yılmaz odabaşı
eleanor eleanor
son dönemlerin bence en iyi şairidir..

izi kalırdı sağrıları ıslak tayların boynunda muhteşem kementlerin
ay ışığına dönerdim... mühürleri, muhtarları, sızıları bilmezdim
yazgım

ki hep yazgımdan demlenen katillerin güzergâhıdır
çocuktum... bilemezdim... ahırlara saklanır ölmeye gidemezdim
izi kalırdı sağrıları ıslak tayların boynunda muhteşem kementlerin
geceleri, gençlikleri, geçmişleri bilmezdim
uzak eşkıya ateşleri ışıtırdı dağları
ki allahların allahına bile isyandı duruşalrı
durup bir başıma ışıklara dönerdim
dengbej söylencelerine gömülürdü günlerim, gecelerim
dağlara gidemezdim... o yolları bilmezdim!
izi kalırdı...
anam baskınlarda tabancalar saklardı memelerinde, ama titrerdi
kimseler duymazdı... eteğinde tıkırtılar dinlerdim
takvimler şaşkındı; on dördümde evlendirildim
ilk karım gece gelirdi yorgun, utangaç öpüşlerle
oysa ben çocuktum, sevişmeyi bilmezdim...

dağdı, yaylaydı ya da bostan... belki hasatlarla ter içinde
aynı göletlerden su içtiğim eşeklerle dönerdim
geceler tenhaydı kıvrılırdım, üşürdüm
hep üşümenin dilinden ilk karımın dilini bilemedim
(kuma gitti bir yaşlıya 77'de... on beşimde bir kıştı... kentler, size çıktım!
aşiretim, sana küstüm! siyasi suç işledim, büyüdüm, ona 'nasılsın? '
diyemedim... daha mutlaka tezek kokar ve uçurum gibi bakar...hâlâ
ankara'da o beyaz şarap tadında günleri yaşarım; yirmi yıla rağmen
onu bir ünlem gibi hatırlarım...)
ii.
izi kalırdı sağrıları ıslak tayların boynunda muhteşem kementlerin
bir gün dönerdim, dönerdim
yüreğimde gümbür gümbür tüfeklerin sesiyle
taş katılığında ve hüzzam makamında
sırtıma kentlerde saplanmış hançerlerin iziyle
dönerdim... bir başıma; sanki bir gölette bir damla
ama damla!
/değil mi ki herkesin bir hasadı var gönlünün avlusunda/
dönerdim
diyarbakır!

orada hz. yusuf'un bütün kuyularında
it gibi tutunup acılarıma şehirler gezdim
yetmedi; düşler, düşüşler gezdim
akşamlar bin oku saplayan yaydı
yayıldım gezdim

büyük otobüsler vakur bir hüzünle ilerlerken
o adamlar at izini it izine,
dost elini puşt eline karıştırıp gezerlerken
yaşlı bir fahişem bile yoktu göğsünde ağlamak için

ve dedim ki orada bayrakları bayrak yapan bayrak imalatçılarıdır toprak eğer uğrunda ölen varsa utanmalıdır !
iv.
'vatan, millet, adapazarı, beypazarı, bit pazarı'
derken, bir karanlık sarmaladı ağrılarımızı
ışık
mı? yoktu! evet o yoktu
goethe orada yalancı filozoftu
türkülerim sanki yıllardır uykusuzdu
uykusuz gezdim;
bir kırıntı kalır diye düşlerimizden geriye
karışıp topraklara
ot kaldığımız mezarlardan geriye
fırat'ın kıyılarında ölü balıklardan,
yatağı kuruyan bütün sulardan,
ve hep kanın çöreklendiği rüyalardan geriye
/cehennemle ve cumhuriyetle aramdaki ilişki
'faili belli'den başka ne ki! '

bir kırıntı
kalır
mıydı?
yazgının da,
yazanın da suretine tüküren çığlıklardan geriye!
(biz soluk desenleriydik yasaklı kumaşların; aynı ağıtların
dili, aynı halayların mendiliydik. ardımızda hızla geçen
günlerin aymazlığı... sürüngen ve muhbir dillerin
aymazlığı...)
şehirler düşerken tarihin gözeneklerinden
kuşatmada
ve çıldırmadaydık!
kulak zarı iltihaplı yeryüzü
cehennemle ve cumhuriyetle aramdaki ilişki
ecelsiz serüvenlerden başka ne ki!
/'vatan, millet, adapazarı, beypazarı, bitpazarı'
bu yüzden ölü çocuklarız
dönmedi güneşiniz yazgımıza
ağaçsız mezarlarız!"
ütopya ütopya
diyarbakır doğumlu şair ve yazar.şiirlerine hakim genel bir karamsarlık vardır.feride adlı şiiri ve aynı adı taşıyan kitabı kendi şiirinin doruklarına çıktığı örneklerdendir...aşkı ve toplumsal sorunları harmanlamayı çok iyi becerir ayrıca şair...şiirlerine ve düz yazılarına yansıttığı politik duruşu resmi ideoloji kalemşörlerini ve milliyetçi çevreleri rahatsız etmiştir.şiirleri şehirlidir ama aslen şehir-insan gerilimini de analiz niteliğindedir....

çok uzun olan feride şiirinden ilk bir kaç mısra:

(k)adın:feride
uyruğun:dünya
dilin var dinin yok
sonrasını ben bilirim...

aynı yağmurlardan kaçarken
bir saçağa düştük önce,
sonra gece
avluda bir kırık dal dursa
üşürdü feride...
tarihini düşmedim,düşünmedim
ama tenimiz tanışır önce,
ve terimiz.
o benim avradım olur günlerce gecelerce
sonrasını...

sonrasını ben bilirim....
murat2096 murat2096
önceleri yılmaz odabaşı hakkındaki bilgim onun mesleği bilmekten öteye gitmemekteydi.fakat kader bu ya onun hayranı bir arkadaşım (bkz: ütopya) sayesinde şiirlerini dinleme şansı buldum.tabi arkadaşın (bkz: ütopya) bize yılmaz odabaşının şiirlerini okuma tutkusu ne zaman rahatsız edici bir hal almaya başladı hatırlamıyorum ama şiirlerini dinlemek sıktıysa bile okumak hiç sıkmadı onuda söylemek lazım...
psykhee psykhee
"gözlerin gök-
yüzünde bir dolunay " şiiriyle beğenimi bir kat daha arttırmış şair.

diyelim ki sessiz gecede poyraz
sis çökmüş o heybetli dağlara
yurdun da kar altında,gözlerin gök-
yüzünde bir dolunay


diyelim ki sınamışsın uzaklığın ihanetini
seslere çarpmış sesin
ama ulaşmamış hiçbiryere nefesin

diyelim ki şarabın dökülmüş, suların kesik
bu hayat seni bir oyuncak sanıyor

diyelim ki sana çıldırmak yasak, sana ağlamak
yasak, yarın yasak, düş yasak sana

diyelim ki üşüyorsun kısacık bir ömrün sığınağında
bir çay bile ısmarlamıyor hayat!

diyelim ki lekesiz hiçbirşey kalmamış artık
sis çökmüş güvendiğin dağlara...

kederli bir süvari ol
orda! sen orda
bıkma atını mahmuzlamaktan

bıkma bu puştlar panayırında
berrak nehirler aramaktan!

yaslı bir kışa rehin düşsede günler
kalbindeki tomurcuğu bahara büyüt
o tomurcuk düşlerinin yağmuruyla ıslansın

(o tomurcuklar ki bahçedir bir gün insanlığa güllerden
hep ilenç mi?
sevinçlerde devşirmeli bu ayaz mevsimlerden!)

çünkü her insan bir limandır başucunda tekneler
çünkü herkesin hüznü kocaman, aşkları dalgın

kimi kesik, kanıyor şahdamarından
kimi bozgununda yetim dervişan
kimi aşklarıyla, düşleriyle perişan

(yamalı yerlerinden
kanıyor hayat
tutunduğun yerlerinden
soluyor hayat... )

bu yüzden salıver düşlerini kendi uğruna yansın
salıver düşlerini ateşlere abansın!


tutunduğun yerlerinden solarken hayat
bıkma atını mahmuzlamaktan


bıkma sende ki insan için
derin uçurumlar arşınlamaktan...


yaslı bir kışa rehin düşsede günler
bir gün rüzgar esecektir suların serinliğinden
bir gün kırlangıçlar da geçecektir göğün genişliğinden


yaslı bir kışa rehin düşsede günler
kalbindeki tomurcuğu bahara büyüt
o tomurcuk düşlerinin yağmuruyla ıslansın


çünkü seninde bir ütopyan varsa
insansın...


kaynak : buğulu atlas
aytok aytok
şiirlerini okumak, anlamak için hiçbir önhazırlığa ihtiyaç olmayan , küçük burjuva hazırduyarlılığına hitap eden şiirler yazan şair. bu yönüyle yusuf hayaloğlu 'nun bir, ahmet selçuk ilkan 'ın iki üst versiyonudur. savunduğu düşüncelerin de yazmaya çalıştığı şiirin de daha iyisini ve samimisini yapması hasebiyle:
(bkz: ahmet arif)
1 /