yirmi yaş dişini çektirmek

1 /
düzen ve kargaşa düzen ve kargaşa
kendimden bildiğim kadarıyla kişinin çekim öncesinde yersiz korkulara kapılmasına neden olan hadisedir. çekim öncesinde arkadaşlarınızdan duymuş olduğunuz abartılı anılar dişçi koltuğunu elektrikli sandalye gibi düşünmenize neden olabilir, ancak durum hiç de anlatıldığı gibi olmamaktadır. bu olayın seyri gün be gün şu şekilde olabilmekte;

herhangi bir gün: yirmilik diş yine yapacağını yapmış ve iltihaplanmış, hayattan alınabilecek tüm zevkleri işkence haline getirmiştir.

sonraki bir kaç gün içinde: çevrenizdeki insanlar yirmilik dişlerin yarattığı sorunlar ve yirmilik dişlerin çekimi hakkında masallar, rivayetler hatta efsaneler anlatmaya başlar.

bir kaç gün sonra: arkadaşlara çaktırmadan eczaneye gidilir, diş iltihabını sona erdirecek bir ilaç sorup soruşturulur, edinilir, kullanılır ancak işe yaramaz.

bir hafta sonra: arkadaşların ısrarları ve dişin ağrısı dayanılmaz bir hal alır... istemeye istemeye hastaneye gitmeye karar verir kasatura*, kerpeten*, çuvaldız, elektrik sandalyesi* ve cellat* kavramlarını düşünmeye başlarsınız. sevk alınır, hastaneye varılır, kayıt yaptırılır, doktorun kapısına gidilir ve beklenilir. derken cellat şeklinde düşünülen doktorla odanın içinde baş başa kalırsınız, anlatılanın aksine oldukça mülayim ve hoş sohbettir. apsenin yok edilmesi için gerekli olan ilaçları yazar ve size çekim için takriben 4-5 gün sonrasına tarih verir.

çekim günü: doktor mülayim olsa da anlatılanlar hala aklınızdadır... yeni bir sevk ve yeni bir kayıtla doktorun huzuruna çıkılır. doktor sakin olunması gerektiğini, korkulacak bir şey olmadığını anlatmaya çalışır, ancak kulaklarda bir uğultu başlamıştır bile. koltuğa uzanılır, doktor iğneyi hazırlar ve ağzınızı genişçe açmanızı istedikten sonra malum dişin bir kaç farklı noktasına ilacı zerk eder. sonra ikinci bir iğne daha yapılır ki siz bu sırada bu işin ne kadar kolay ve acısız gerçekleştiğine şaşırmaktasınızdır. iğne yapıldıktan sonra odanın dışına çıkar ve beş-on dakika civarında beklersiniz ki ilaç sinirleri yeterince uyuşturabilsin. bu arada bilinen bütün dualar okunmakta tekrar gayet imanlı ve itikat sahibi bir kul olmaktasınızdır. sonra dişçinin bulunduğu kapı ansızın açılıverir, doktor karşınızda sizi beklemektedir. içeri girer koltuğa uzanırsınız, doktorunuz önce ufak tefek bir kaç direktif verir. sonra da yirmilik dişin bulunduğu noktaya neşterle bir hamle yapar... büyük bir acı bekleyen siz yine hiç bir acı hissetmemenin yarattığı şaşkınlığı yaşamaktasınızdır. sonrasında ise dayve ile dişin alınması aşaması vardır. ki en çok korkutan nokta da burasıdır. doktor davyeyi ağzınıza sokar, bir şeyler yapmaktadır fakat bu hissedilmemektedir, hatta davye ağızdan çıkınca dişin henüz çekilmemiş olduğunu zannedip "şimdi mi çekeceksiniz?" diye sorarsınız... doktor gülümseyen bir yüz ifadesiyle size bakmaktadır ve elinde sizin dişiniz vardır. daha sonra ise çekilen dişin olduğu boşluk bir kaç dikişle kapatılır, ki bu sırada ağzın arka taraflarına kadar gidebilen bu alet hafif bir mide bulantısı yaratabilir, elbette yaratmayabilir de. arada koltuğun yanında bulunan kutuya tükürmeniz de istenebilmektedir ayrıca. tüm bu aşamalardan sonra çekilen dişin bulunduğu kısma konan bir gazlı bezle işlem tamamlanır. yanağınızda, dudağınızın ve dilinizin yarısında morfinin etkisiyle ortaya çıkan bir hissizlik söz konusudur. eli hafif olan doktorunuza bir kaç kez arka arkaya teşekkür eder, bir günlük raporunuzu da aldıktan sonra hastaneyi terk edersiniz.

çekim sonrası: hastaneden ayrılırken doktorunuzun uymanızı istediği kurallar aklınızdadır. daha önce vermiş olduğu ilaçlar kullanılacaktır. ancak bundan tatmin olmayan bünye tekrar eczaneye gider ve her ihtimale karşı en etkilisinden bir ağrı kesici alır. ilk yarım saatle bir saat arasında ağızdaki tampon çıkarılmaz, bundan sonra çıkarıldığında ise yeni tampon koyulmaz çünkü bu mevcut bölgedeki pıhtılaşmayı dağıtıp kanamayı arttırabilir. takriben iki saat sonra sıvı gıdalar alınmaya başlanabilir, ayrıca henüz morfinin etkisi geçmeden ağrı kesicinin alınması da yaşanacak olan ağrıyı hafifletecektir. ayrıca yanağa buz kompresi yapılması da şişliği ve olası bir morarmayı önleyecektir. buz tatbiki her saat beş on dakikalık sürelerle uygulanabilir. morfinin etkisi geçmeye başladığında apseli dişte yaşadığınız ağrının bir benzerini yaşarsınız, ancak bu ağrı saatler ilerledikçe azalacaktır.

sonraki gün: sabah kalkıldığında diş ile ilgili bir şey hatırlanmamaktadır, baş ucunuzda duran ilaçları görünce aklınıza geliverir. ağzınızda hala sızıntı şeklinde bir kanama da mevcut olabilir bu da tahminen bulunduğunuz günün akşamında sona erecektir... hayat devam eder...

***

üç buçuk yıl ötesinden gelen edit: sanırım bu konuda ben şanslı olanlardandım. bu işin zorlu geçip geçmemesi yirmilik dişin pozisyonuyla ilgili olsa gerek. eğer sorun yaratacak tarzda sağa, sola, arkaya ya da öne oldukça yatık ve gömülü biçimde çıktıysa o diş; muhtemelen çekilmesi de zorluk yaratacaktır. o yüzden yirmilik dişi çektirirken bu giriyi referans alarak hemen rahatlamamakta fayda var ne yazık ki...

not: "dişçiler tarafından değil çene cerrahları tarafından yapılan işlem." demiş bir arkadaşımız. bu doğru değil. yirmilik dişin pozisyonuna göre müdahale edecek kişi dişçi de olabilir, çene cerrahı da. benim yirmilik dişimi çeken kişi bildiğin dişçi idi mesela. her yirmilik dişin çekimi zorlu olacak diye bir durum söz konusu değil. ancak daha önce de dediğim gibi, yirmilik dişin pozisyonuna göre çok zorlu bir çekim de gerçekleşlebileceğinden hemen rahatlamamakta fayda var.
game insane game insane
bunun birde narkoslu versiyonu vardır:

sabah hastaneye gidilir, kayıt yapılır, bir odaya yerleştirilip doktor beklenir. sanılanın aksine doktor gelmez, bir hemşire hanım sizi alır ve aydınlık bir odaya götürür. odanın ortasındaki yatağa yatırılıp, parmaklara bir kaç alet takılır.doktor hala yok. bu sırada anestesist gelir hal hatır sorar ve ağza maske dayamak suretiyle kişi etkisiz hale getirilir. tekrar gözler açıldığında sabahki odada olunur ve kısa bir süre sonra başka bir hemşire hanım gelir, koldaki serumu söker, dişleri ve gereken ilaçları verir ve gitmeden önce doktorun beklenilmesi gerektiğini bildiri. bu arada sabah çıkarılan giyecekler tekrar giyilir ve aynaya gidip bakılır, hiç bir şey değişmemiştir. yalnızca ağızdaki tamponlar sessiz birer şahididir düşmanın mağlubiyetinin. doktor gelir, fazla sıcak olmamak şartıyla her şeyin yenilip içilebilineceğini söyler, başarılar diler ve gider. ertesi sabah ağızda pis bir kan tadı olur ve alınan raporla bir hafta evde yatılır.
filmlerdeki gibi filmlerdeki gibi
doktor dişinizi çekerken size elinden geldiği kadar küçük çocuk muamelesi yapar.yavaş yavaş attığı her adımı bütün korkunçluğuna rağmen sizinle paylaşır.sürekli dikkat dağıtmak için konuşur.astrolojiye meraklıysa sıkıntı yaratabilir.ama yaşanan onca şeye rağmen artık ağrı yoktur.tek sıkıntı dikişlerin alınmasını beklemek olabilir.sıcaklar soğuk,soğuklar sıcaktır ama artık diş,kulak,baş ağrımaz.
bozuk süt bozuk süt
eğer, oldukça asi ve aynı zamanda şerefsizin teki olan bu diş* damakla 30 derecelik açı yaparak çıkmaya çalışıyorsa (ki asla çıkamayacaktır), adının diş çektirme (bkz: diş çektirmek) değil de basbaya ameliyat olarak değiştirilmesi gereken pis olay.
beloplatnoo beloplatnoo
şu an hala ağzımda uyuşukluk olmasına sebep hadise.daha önce kime sorsam en az bir saat sürdüğünü söylediler ya yalandı yada benimki çok kolay oldu 5 dakika bile sürmedi.acımıyor ama uyuşturucu iğnenin etkisi geçmeye başlayınca ne olacak bilmiyorum.iltahaplanmasını beklemeden çektirmek gerek iltahaplı dişin çekimi çok daha acılı olsa gerek
mkopaw mkopaw
tarafımdan dün gerçekleştirilen olay.gün içerisinde 2 tane final sınavına girildikten sonra randevu saati gelir ve diş fakültesine gidilir.oldukça rahat bir şekilde beklenir.sıranız gelir ve içeri girersiniz.o da ne kapıda ameliyethane yazıyor.ve doktor kişisi tarafınızdan size verilen ameliyat gömleğini giydikten sonra yavaş yavaş bir korku almaya başlar içinizi.hele bir de benim gibi şırınga fobiniz varsa korku katsayısı artar.dişci koltuğuna oturulur.üzerinize bir de örtü geçirilir.sadece başınız görünecek şekildedir bu örtü.korkular daha da artar.önce ilk iğne, dişin uyuşmaması yüzünden ikinci iğne ve de doktor sayısının ikiye çıkması.garip aletlerin ağza girmesi... doktor kişilerin yapacağı herşeyi size anlatmaya başlayıp sizi daha da rahatlatmak istemesi fakat rahatlayamamanız... sonra ismini bilmediğim bir aletle dişin oyulması/kırılması işlemi ve en sonunda mutsuz son.bir de ağza dikiş atılıp ameliyatın sonlandırılması.hala inmeyen şişler, yemek yiyememeler, bir devin yıkılışı...

bu korkulu anları yaşamak istemiyorsanız, lütfen ağız sağlığınıza dikkat ediniz diyorum.
delicaponcadı delicaponcadı
yarın başıma gelecek olan hadise. şu an altıma sıçıyor olmaktan mütevellit doğru düzgün klavyeye basamıyorum. evet ağız uyuşuyor evet bir şey hissetmiyoruz evet 2 güne geçiyor. ama bunlar beni rahatlatmıyor. tırsıyorum, geceleri kabus görmeye başladım; soğuk ve gri tonlarda bir yerdeyim, yerler fayans, steril bir koku, beyaz önlüklü insanlar... sonra ağzıma doğru yöneltilmiş o korkunç aletler... allahım başka konuyla ilgilenmeliyim. başka başlıklar bulup okumalıyım. neden bu neden? şimdi hemen evete basıp bu başlığı terkedicem.

edit: büyük hata.
tembel tembel
her kim ki gelip de "hacı ben çektirdim yirmiliği, uygar bir insan gibi oturdum dişçi koltuğuna, bu devirde hurafelere kapılma, ver kurtul." filan diyorsa bilin ki; a) sizi çok büyük mandepsiye bastırmaya uğraşmakta, size kin duymasının sebeplerini araştırın; b) doktor yirmilik yerine başka bir dişini çekmiş, çok fena yemişler bunu; c) uyuşturucunun etkisi henüz geçmemiş; d) tunçbilek - linyit.

hayatta bazı gerçekler var ki, sevgili şirinlerim, bunlardan kaçmaya çalışmak beyhude bir çabadan, kaçınılmaz sonu umutsuzca ertelemeye çalışma uğraşından öteye gidemiyor ne yazık ki. bu gerçeklerden biri de, yirmilik dişin köklerinin v6 porsche motoru formatında konumlandırılmış olduğu gerçeği. bu azimli arkadaşların çene kemiğimizle olan ilişkilerini daha iyi tarif etmek adına şöyle bir örnek de verebilirim hatta;

.

diyelim ki siz periyodik olarak yirmilik diş ağrıları bastıran, bastırdıkça başka zaman arayıp sormadığı diş hekimi arkadaşına yavşakça, yüzsüzce telefon açarak ilaç dilenen, onun önerdiği antibiyotiklerle iltihabı dağıtıp, dişçiye gitmeniz yönündeki ısrarlarını ise muntazaman göz ardı eden bir günlük hayat bay yanlış'ısınız. gün geldi artık 5 gramlık gergedan dizayn ilaçların bile sizi iyi etmekte yetersiz kaldığını farkettiniz; "eahh sikerim böyle aşkın ızdırabını!" ani celallenmesiyle kendinizi diş hekiminin deri kaplı işkence koltuğunda, o depresif beyaz ışığın altında buluverdiniz. hikayemiz işte bu noktada başlar.

hekimimizi sokakta görsem, veya iç mekanda görsem de farketmez, kendisinin emekli asker olduğuna yemin edebilirim. en az albay. havacı gibi duruyor. pilot ama avcı pilotu değil. nakliye uçağı olabilir. bir de asistanı var. güzel asistan. aslında güzel olup olmadığı konusunda pek emin değilim, o kısımlar epeyce silinmiş. kaldı ki yüz hafızam zaten pek iyi değil. fakat asistan ise güzel de olmalı diye düşünüyorum. bir bakalım, c-130 pilotu tipli veteran hekim, beyaz önlüklü güzel asistan, beyaz halojen ışık, deri dişçi koltuğu, yerde 60x60 parlak granit seramik karolar, çeşit çeşit alet edevat. internette "english dungeon" diye aratmak suretiyle ilgili görsellere ulaşabilirsiniz.

neyse uzatmayalım, uyuşturucu iğne diş etinizin çeşitli noktalarına batırıldıktan sonra, güzel asistan bir yanınıza, çirkin hekim bir diğer yanınıza geçiyor. kullanılan aletler: kerpeten, pense, mıha benzer bir dalga, tornavida benzeri bir nane, makas, matkap (ne oldu? evet, matkap.), ayrıca iki adet de vakum. bu vakumlar devamlı ağzınızın içinde duruyor, biri kan, diğeri tükürük çekmek için, anladığım kadarıyla. hekim efendi makasla diş etlerimizi kıtır kıtır kestikten sonra, ortaya çıkan dişi, o tornavida benzeri naneyi kaldıraç olarak kullanıp kerpeten ve penseyle kanırtabildiği kadar kanırtıyor. dişin kökü ortaya çıktıkça da matkapla parçalayıp parça parça dışarı alıyor. matkap diş kökünüze girerken çıkan "zınnn" sesinin de genel ambiyansa katkısı ihmal edilemez boyutta, atlamayalım.

uyuşma ve kendine gelme evreleri hariç net yarım saat kadar süren işlem, diş etinize cımbız benzeri bir zımbırtı ve bildiğin dikiş iğnesi yardımıyla dikiş atılmasını takiben nihayete eriyor. bu arada "fof foolun doğtor be" demeye çalışırken farkına varmadan dili olsun, dudağı olsun ısırmak gayet mümkün, dikkatli olun. yaklaşık bir hafta sonra dikişler alınıyor, yaranın tamamen iyileşmesi ise aşağı yukarı bir ayı buluyor. bu süre zarfında çorba ve püre benzeri besinlere doyacağınıza garanti verebilirim. diğer yemeklerin de blender marifetiyle bulamaç haline getirilerek bir şekilde yutulması, gıdasız kalmamak adına tavsiye olunur.

uyuşturucu güzel uygulandıysa işlem sırasında pek acı duymuyorsunuz. esas film iki saat kadar sonra, ilacın etkisi geçince başlıyor. hele dikişler alındıktan sonraki birkaç gün, rahatlıkla severus snape rolü için oyuncu seçmelerine katılabilecek kıvamda geziyorsunuz. o kadar zaman "aaaa!" pozisyonunda durmaktan dolayı ağızda çıkan yaralar da işin tuzu biberi. velhasıl, iltihaplanan yirmilik dişten kurtulmak için illa ki yapılması gereken bir işlem bu, ama hayatınızın bir üç haftalık zaman diliminde dünya nimetlerinden hiçbir zevk almamayı göz önünde bulunduracaksınız.

edit: imlâ. ha ha, dur dur değil. diş hekimleri kendilerine "dişçi" denmesine çok kızıyorlar. özgür ruhlu ve bilinçli bir kadına "bayan" demiş, ya da ne bileyim, ankara'ya "memur şehri ya" demişçesine tepki görmek istemiyorsanız bundan kaçının.
divine spleen divine spleen
kendi başıma gelene dek şehir efsanesi olduğunu bilmezdim 20lik diş çekiminin. yok efendim çok ızdıraplıymış, çok zormuş, özellikle 20lik diş çekimi korkunçmuş vs. vs...3 gün önce 2 tane 20lik dişimi aynı anda çektirdim. korkusundan dişçi randevusunu aynı gün içinde 3 kere erteletip, geri alan biri olarak diyebilirim ki; çekeceğiniz ızdırap ve efsanelerin doğruluğu sanırım tamamen dişçinizle alakalı. eğer uzman ellerdeyseniz ve operasyon boyunca sağa sola merak içinde bakmayıp, yalnızca gözünüzü kapamakla yetinirseniz hiç bir problem yaşamazsınız.
operasyonun en acı verici kısmı dişçinin diş etine uyuşturucu iğneyi enjekte ettiği andır ki, bu da bir sivrisinek ısırığla aşağı yukarı aynıdır. en önemli şey dediğim gibi gözünüzü tamamen kapatmalısınız, eğer dişçinin kullandığı alet, edavatı görürseniz psikolojik bir yıkım içine girip herşeyi daha da zorlaştırmanız işten bile değildir. bir de zihninizi koltuğa oturduğunuz andan itibaren kontrol altında tutmanız gerekiyor. "eyvah şimdi sıçtım" demeye başladığınız anda şunu düşünün; eğer tam o anda kendiniz salıverirseniz, işler daha da boka sarar. belki dişçinin işi yarım kalır, daha da komplike şeylere maruz kalabilirsiniz. bunu düşünün, beyninize komut verin ve sakinleşin. zaten gerçekten acı veren birşey değil, kişinin beyninde oluşturduğu bir mit. işlemler olurken "şimdi şunu yapıyor, şimdi bunu yapıyor" gibi şeyleri düşünüp, yaptığı sahneleri aklınızda canlandırmayın. bırakın o çalışsın, siz bulutları, sevgilinizi ve baharı düşünün. dişçi, bana 2 dişimi de çektiğini söyleyip, gözümü açmamı söylediğinde hala bunları düşünüyordum.

bu operasyonun en büyük acısı birkaç gün yaşayacağınız baş ağrısı ve ince ince sızılar sanırım. korkacak hiçbir şey yok, cesur olun yeter..
kayıp uçurtma kayıp uçurtma
parçalanarak alınabilecek olan türlerinin bir numarası yoktur; ancak oldukça gömülü durumda olan ve diş etini yarmadan alınması mümkün olmayanlar oldukça sorunlu zamanları beraberinde getirir. en az 8 dikiş; 10 gün katı gıda alamama sorunsalı ve bir ay kadar doğru düzgün çiğneyememe vb...
herut herut
esasında diğer çekimlerden farklı bir hisse yol açmayan bi hadise hasta açısından. olay sadece kafada büyütülür sağdan soldan duyulanlarla. ha tamam kemik kaldırmak gerekiyorsa şişlik oluşur onu da buz torbasıyla halledin kardeşim. alt çene gömük 20 yaş çekimlerinde komplikasyon ihtimali daha yüksektir. dişin poziyonuna bağlı olarak bu ihtimal değişkenlik gösterir. eğer n. alveolaris inferior'a yakınsa yani alttan geçen sinire, dikkatle olmak lazım çünkü bi parestezi kalabilir hastada.
post-op yani ameliyat sonrası ağrı daha fazladır ama tesirli analjeziklerle bunun önüne geçilebilir.
almina almina
4 dişimi çektiren biri olarak söyleyeyim, en sevimsiz kısmı yanağın şişmesi. yoksa bi numarası yok hacıııı.

ben güle oynaya gittim, türküler söyleyerek çıktım. elbette doktor önemli ama "ulan zıçtık şimdi" diye giderseniz yandınız.

diş etim yarılırken içimden şarkı söylüyodum, dişim alındığında mesaj atıyodum, dikiş atılırken bu muydu lan dedim. o derece.

bayanım diye salladığımı düşünmeyin. hepsi gerçek.
marooned marooned
yapılan istatistiki çalışmalara göre -irlandalı ya da isviçreli bilim adamları olabilir- yeni nesillerde çıkmayan ya da sayısı azalan geçici diş.modern beslenme alışkanlığı fast food , mama ,salata, ot gibi kolay çiğnenebilir besinlere endekslendiği ve kesici , kemirici bir yeme şekli gerektirmediği için; bu dişin oluşumu gerçekleşmiyormuş.pek mantıklı ; ve gözlemlenebilir bir olgu gibi geldi.şahsen kesici , parçalayıcı , avcı-toplayıcı bir yapıda olduğum için bend eçıkmıştı.nah bu kadar diş çekimi yaptırmıştım; ameliyat niteliğinde bir işlemdi...bir diğeri hala vazife başında.
1 /