yurtta çamaşır yıkamak

matrushka matrushka
işkencedir.

duruma göre 3-5 kat aşağıya inip çamaşırhaneye gitmek gerekir öncelikle. poşetlere doldurmuş olduğunuz kirlilerinizle çamaşırhanenin yolunu tutarsınız. zaten 10 makina varsa en az 5 tanesi bozuktur. eğer şanslıysanız bi' kaç makine boştur. hoş, eğer boş değilse takip etmeniz gerekir bunları boşalmaları için. yoksa sizden önce birileri kapabilir. tut ki boş makineler ve siz çamaşırları doldurdunuz yıkanmaları için ve çalıştırdınız makinleri.

lakin iş bununla bitmiyor malesef. en azından bizim yurtta bitmiyor. elektrik sistemi kaldırmadığı için şalterin atma olasılığı çok yüksektir. bu sebeple sık sık (15 dakikada bir çamaşırhaneye indiğimi bilirim ben sırf bu yüzden.) kontrol etmek gerekir. bu durum bazen o kadar işkence olur ki, 1 makine çamaşır bile 6 saatte yıkanabilir şalterler attığı ve bunu kontrol etmeyi unuttuysanız. tecrübeyle sabittir.

neyse, en sonunda çamaşırları yıkamayı başarırsanız sıra kurutmaya gelir. aslında kurutma makineleri pratiktir. en azından asarak kurutmak için gereken 1-2 günden kazanırsınız. fakat eğer onlar da doluysa boşalmalarını beklemeniz gerekir. ayrıca makinelerin su tanklarını çamaşırları atmadan önce kontrol edin. evet. yoksa makine kendini durdurur ve siz boku bokuna zaman kaybedersiniz. o yüzden ben artık bu işten istifa ettim. çamaşırlığa asarak kurutmayı tercih ediyorum. amma velakin, bazen bu çamaşırlarınızın sayısında azalma görebilirsiniz. bilinmeyen eller giysilerinizi ödünç çalmış olabilir çünkü. yahut bazı giysilerinizi yerle yeksan olarak bulursunuz. yerin tüm pisliği üzerine yapıştığından hiç giyemeden tekrar çamaşır sepetinin içine atarsız. yazıktır.


ha ayrıca, siz çamaşırlarınızı yıkarken veya kuruturken makinada, sevgili(!) yurt arkadaşlarınız sizin çamaşırlarınızı ıslak ıslak ya da detarjanlı olarak çıkarmış ve kendi çamaşırlarını yıkamaya başlamış olabilir. bu durumda bütün siniriniz tavan yapar. önceleri sadece kendi kendime kudururdum. ama zamanla çeşitli intikam yolları geliştirdim bu terbiyesizler için. ama şimdi burdan anlatmayacağım. bana kalsın onlar. evet. şimdilik bu kadar.


yıkanmış çamaşırları ütülemeye ise başka bir giride başka bir günde açıklık getiririm belki.


herkese temiz çamaşırlı günler dilerim. mis gibi. oh.
ölü gibi ölü gibi
kurutmak kadar sorun olmayan eylemdir.kurutma makineleri dolu olunca kıyafetlerinizi odanın her yanına sığacak şekilde asmak zorunda kalırsınız ki odada oturacak yer bile kalmaz.
neverendingblueroad neverendingblueroad
birkaç ay benim de deneyimlediğim yurtta kalma olayında çamaşır yıkamak denince benim aklıma çok farklı bir anım gelir. biraz fazlaca titiz biriydim ben, öyle herkesle kalamaz, herkesle aynı sofraya oturamaz, herkesin yıkandığı yerde yıkanamazdım. annem yurtta kalacağımı öğrenince pek sevindi, iyi dedi alışırsın belki insana. yabani gibi dolaşmazsın ortada. neyse ilk ay oldukça zorlandım haliyle. gecenin üçünde kalkıp çiğdem çitleyen ağrılı bir kız ile ayağı kokan, horlayan ve sürekli "kanserden ölücem ben, kanser olucam görürsünüz" diye ortalıkta dolaşan kayserili bir kızla kalıyordum. ankara'yı zaten sevmem üstüne bölümüm çok ağır üstüne de bu kızlar. tam çıldırmak üzereyken yan odada birkaç kızla kaynaşmaya başladım. hatta içlerinden biri çamaşır yıkarken türkü söylerdi ve sıklıkla hadi çamaşır yıka da kulaklarımız bayram etsin derdim. birkaç hafta da böyle geçtikten sonra yurtta kısır partisi düzenlemeye karar verdik. malzemeleri aldık, yeşillikleri ben yıkadım kimseye güvenemediğimden. sonra masaları birleştirdik birileri de kısırı yapacak işte. türküler, halaylar, ooohhh şahane bir ortam. sonra biri zılgıtla haber verdi kısırın geldiğini. alkış kıyamet, nasıl açsak amk. ben tam kendimi kaptırmış göbek atarken bir de ne göreyim. mavi bir leğen, iki kişi tutmuş getiriyor. içinde de bol soğanlı kısır. çamaşır leğeninde kısır yapmışlar. beynim "aman allah'ım hayatta yemem ben bunu, öykkk bu ne bee" diye düşünedursun ağzım çoktan acısından yanmış, midem çoktan bayram etmeye başlamıştı. şu hayatta yediğim en güzel kısır da işte bu çamaşır leğeninde hazırlanan kısırdı.

sonra o leğende ne donlar, ne çoraplar yıkandı; ne kısırlar, patates salataları yapıldı. ben okulu bıraktım, ankara beni açmadı. oraya dair aklımdaki tek güzel anıyı da bu leğen aldı. o saatten sonra kolay kolay hiçbir şey bana tiksinti hissi yaşatamadı.
mncdprssv mncdprssv
arkadaş nasıl ortamlarda kalmışsınız siz öyle piiii.

la biz de 3 kişiye 1 (3 ün 1'i'dir belki de, bilemem..) voşing meşin düşüyordu.

üstelik deterjan, yumuşatıcı fln da voşing meşinlerin üstlerinde hazır ve nazır dururdu..

öyle okul mu biter amk?

tabii ki bitmez la..

bu aradq rapbim kimseyi angarada öğrenci eylemesin, amin.