yürümek

1 /
briseis briseis
yalnızca, 'yürü bee!!! ' denildiğinden yapılmak istenmeyen eylem . ayrıca çok yorgun olunca da istenmez. ve birşey daha hava çok kötüyse de tercih edilmez. artııı, uyku modundan çıkılamayan hallerde de son istenilen şeyler arasındadır bir de...... *
toumai toumai
yürümek;
yürümeyenleri
arkanda boş sokaklar gibi bırakarak,
havaları boydan boya yarıp ikiye
bir mavzer gözü gibi
karanlığın gözüne bakarak
yürümek!..

yürümek;
dost omuzbaşlarını
omuzlarının yanında duyup,
kelleni orta yere
yüreğini yumruklarının içine koyup
yürümek!..

yürümek;
yolunda pusuya yattıklarını,
arkadan çelme attıklarını
bilerek
yürümek...

yürümek;
yürekten
gülerekten
yürümek...

nazım hikmet'in bir şiiri
sulfur sulfur
yalnız yapılırsa; düşüncelere dalınır.. bir nevi terapi gibidir.. insan kendini daha da bi fazla tanır her defasında..

bu arada düşüncelere, hayallere dalmışken de yolun nasıl bittiği anlaşılmaz..
neyzeni neyzeni
insanın yalnız kalıp düşünmeye ihtiyacı olduğunda yapmak istediği, fakat çevresi geniş biri ise her iki adımda bir karşısına çıkan tanıdıklarından dolayı genelde başarısızlıkla sonuçlanan eylem.
clvclnx clvclnx
beyni gereksiz yere meşgul eden düşüncelerden, ruhu sıkıntısından arındırabilmek için kimseye ihtiyaç duyulmadan yapılabilen en yararlı eylemlerden biri.özgüveniniz sarsılmıştır, bir yakınınıza güvenebilmek için çaba sarfetmeniz gerekmektedir, kırgınsınızdır hayata, sanki her şey üzerinize üzerinize gelmektedir, hayal kırıklıkları rastlantı olmaktan çıkmıştır artık.bir çıkış ararsınız ve yürümeye başlarsınız.mantık ve duygular el eledir.bir yol örersiniz kendinize şüphelerinizden, hayallerinizden, yanlışınızdan, doğrunuzdan, hayattan, en çok da sizden.attığınız her adımda çiğnediğiniz yol olmaktan çıkar bazen.soyutlamışsınızdır kendinizi.o an sadece yürümek yoktur aklınızda.geçmişi, geleceği ve benliğinizi sorgularsınız.her çözdüğünüz sorununuz bir sonraki adımı daha emin atmanıza neden olur.kafanızda pek birşey kalmadığında kendinizle tartıştığınız, ancak o zaman yol biter.eve dönüşte adımlar daha bi seri atılır.
nyksss nyksss
en insanca eylemlerden biridir.iki günde bir 45 dakika süren seanslar halinde özellikle gece yapıldığında bünyede müthiş rahatlamaya sebeb olan aktivitedir.olumlu psikolojik etkilerinin görülmesi açısından tek başına yürünmesi şiddetle tavsiye edilir.
polikina polikina
annem hastanede, artık bizlerden habersiz yatarken, içimin acısından yapabildiğim tek şeydi. yürümenin ne olduğunu o zaman anladım. sanki dursam içim daha çok acıyacak gibi geldi. ayaklarım parçalanana kadar yürümek istedim.
strangelove strangelove
bir zamanlar mahkemelik olup aklanmış sevgi soysal kitabı.
suçu ise kitabın: müstehcen olmak. yani öyle devrimcilikten falan değil mahkemelik oluşu. kitapta zaten politik bir satır bulmak da imkansız. peki müstehcen mi? bence değil. tamam kadın cinselliği üzerinden yazılmış bir kitap ama öyle "edepsiz" bir şey değil.

kitabı değerlendirmek lazım tabi: kitap kısa, öz ve hızlı okunabilecek bir şekilde yazılmış. bununla beraber gayet de edebi ağırlığı olan bir kitap. yazar ela ve memet karakterleri üzerinden iki koldan gidiyor. memet'in ve ela'nın cinselliği keşfi şeklinde ayrı ayrı ilerliyor bu kollar. her ikisinin hikayesinin de çıkış noktaları cinsellik en azından. erkek cinselliği ise geneleve gidip erkekliği ispatlamak ve bir kaç cinsel deneyimin (değişik mastürbasyon teknikleri mesela) arkadaşlar arasında anlatılması şeklinde incelenmiş. kadın cinselliği hakkında epey fikir veriyor insana. bence kitabın ana damarı bu. her aile için değişen kurallar, erken gelişen mahalle kızlarının çevresinde dönen dünya, erkeklerin özgürlüğü ve kadınların sürekli olan cinsellik korkusu... bunlar, kitabın verdiği fikirlerin sadece bir kaçı.
kadınlar ve erkekler için farklı iki dünya ve bu iki dünyanın yani ela ve memet'in yollarının kesişmesi, kısacası türk cinselliği üzerine yazılmış derli toplu güzel bir roman.
antitartaklar antitartaklar
kafası bulanık insanın rahatlama eylemidir.

düşünmeden, nereye gideceğini bilmeden, yalnızca yürümek. tabi bir yerden sonra insanların hareketleri dikkat çekiyor. yaptıkları şeylere bakıp anlam vermeye çalışıyorsun ama yok. senin anlam veremediğin gibi onlarda zaten yaptıklarının altında bir anlam gütmüyor ya da öyle geliyor. sonra acaba ben de normalde böyle miyim diye düşünmeye başlıyorsun. önce yok yok ben farklıyımdır diyip geçiştirmeye çalışıyorsun. inanmak istemiyorsun şuursuzca hareket eden bir et yığını olduğuna ama yavaş yavaş alışıyorsun. yürürken ve hatta bunları düşünürken bile diğerlerinden farklı olmadığını anlıyorsun. herkesin aynı bok olduğunu, sadece renk itibari ile bazı farklılıklar taşıdığı fikri daha net oturuyor.

sonra en başa canını sıkan nedenlere dönüyorsun. lan diyorsun ben bunlar yüzünden diğerleri ile aynıyım. sonra bir ikilem yaşıyorsun: diğerlerinden farklı olmadığım için üzülmeli miyim ya da yalnız olmadığım için sevinmeli miyim? umut fakirin ekmeği deyip iyi görüneni seçip düşünmeye devam ediyorsun. yalnız olmadığın hissiyle bütünleşiyorsun önce, sonra diğerleri baş edebiliyorsa bende üstesinden gelirim deyip saçma sorunlarını, en az sorunlar kadar saçma olan basit çözümlerle alt ediyorsun.

sonunda eve dönüp kafanı yastığına rahat bir şekilde koyup şuursuz yürüyüşünün sana kazandırdığı bir iki kelimeyi tekrarlıyorsun."hepimiz aynı bokuz, renklerimiz farklı ama aynıyız."
elessar 5 elessar 5
her türlü can sıkıntısına en iyi gelen aktivite... sıkıntının büyüklüğüne bağlı olarak süresi değişebilir... eğer çok büyük ve yürümeyle geçmeyen bir sıkıntıysa yine uzun bir yürüyüş sonunda yorgunluk sebebiyle hafifleyebiliyor...

(bkz: bence bir deneyin)
imkanatutuldum imkanatutuldum
-ne güzel saatlerce yürüyebiliyoruz. hep bunu istemiştim, hatta beklemiştim. birlikte yürümek kadar derin bir yitiş yok, ömrüme ömür katıyor. beraber uzaklaşabiliyoruz korktuğum şu köpekten, şu yükseğe bakan apartmanlardan, arabalarıyla biryerlere yetişen insanlardan...kıyıyı yanımızda götürerek yürüyoruz...
-geride bırakmak mı yürümek?
-evet, bir haliyle öyle. bir uzağı da yakın etmek aynı zamanda. bak buradayız, yan(yana)yız. geldiklerimizi susarak gidiyoruz.
-susacak kadar çok seviyorum seni. o kadar çok konuştum ki, kendimin sonuna kadar seninle susabilirim.
-ellerin canıma yakın, annem kadar...
-gözlerine sormuştum seni, ondandır.
1 /