yusuf atılgan

1 /
condospree condospree
istanbul üniversitesi edebiyat mezunu bi yazardır. üniversiteyi bitirdikten sonra insanlarla iletişim kurma sorunları yaşamış ve büyük şehirden sıkılıp köyüne dönmüştür. eserlerini köyde çiftçilik yaparken yazmıştır. hayatı boyunca 4-5 tane eser icra etmiş olan yazar insanlardan soyutlanmış yalnız yasayan insanların psikolojisini anlatır eserlerinde. modern türk edebiyatında önemli yeri olan yazar keşke daha fazla kitap yazsaydı der çoğu edebiyatçı ama yusuf atılganın 10 yılda tamamladığı eserleri bile vardır.ince eleyip sık dokumuştur ve bircok saheser ortaya koymustur. kitaplarından en az 1 tane okumak boynumuzun borcudur...
(bkz: anayurt oteli)
(bkz: canistan)
(bkz: aylak adam)
hell isnt good hell isnt good
1921 manisa doğumlu yazar. üniversiteyi bitirdikten bir yıl sonra, 25 yaşında manisa'nın hacırahmanlı köyüne yerleşip çiftçilikle uğraşmıştır. 55 yaşında tekrar istanbul'a geri dönerek çeşitli yayınevlerinde (milliyet,karacan,can) danışmanlık, çevirmenlik ve redaktörlük yapmıştır. 1989 ekiminde moda'daki evinde kalp krizinden ölmüştür.
overland overland
ahmet hamdi tanpınar'ın öğrencisidir y. atılgan. iki farklı mizaç iki farklı dil: dış dünyaya doğru genişleyen, dalga dalga açılan yoğun ve aydınlık üslubuyla tanpınar; kısa, kesik, tutuk diliyle atılgan. biri türkçenin en uzun cümlelerinin yaratıcısı, öteki en kısalarının... demekte n. gürbilek ve atılgan'ın hocasıyla ilgili 'yazarlık mizacımda büyük etkisi oldu' açıklamasına cevap aramakta 'hocanın, öğrencisi üzerinde etkisini nerede aramalı' kim bilir belki de recaizade'den proust'a, gide'e ve özel konuşmalarına hiç birinin tesiri yoktur; olsa olsa bu bir uzaklaşmadır diyemez miyiz kim bilir?
gaytherıguppak gaytherıguppak
sıkıntının sıkmayan yazarı...

"şimdi tıkır tıkır işleyen saatların arasında saatçının canı sıkılıyordur. (ben de sıkıntılıyım burda)... bu tıkırtı dünyanın düzeni gibidir. değişmez. dursa sıkıntısı geçecek belki"
çaylakadam çaylakadam
tembel yazardır. öyle olduğu için de sadece iki roman yazmış, son romanını bitiremeden de ölmüştür.

bitirebildiği iki romanıyla romancılık tarihimizde kendine yer edindi. zamanının ötesinde işlere imza attı. iki romanı arasında 15 yıl gibi bir ara var yanılmıyorsam. yazmayı değil de okumayı seviyormuş hazret. pöh! bırak da onu bizim gibi ölümlüler tercih etsin. sen yazmana baksana kardeşim; madem böyle yazabiliyorsun, yaz işte.

insanın hastalıklı psikolojisini aylak adam’da c ile (hafif hasta), anayurt otelinde zebercet’le (ağır hasta) güzelce anlatır bize. hem de öyle uzun uzadıya değil, kısacık anlatılardır bunlar. niye bitti diye üzülürsünüz son sayfaya gelince. ama neyse ki bir daha okuma fırsatı var.

üsküdar’daki bülbülderesi mezarlığında yatıyor. bu mezarlık sabetaycı mezarlığı olarak bilinir.

son olarak bir anekdot: yıllar önce bir edebiyat dergisinde yazılmıştı. istanbul’da atılganı seven bir vatandaş buna bir mektup atmış. adam zarfa sadece yazarın ve bulunduğu köyün adını yazdıktan sonra şu parantezi açmış: (hadi bakayım koçum postacı, göreyim seni)
can can
aylak adam kitabında; "eve gelirken on paket sigarayla bir deste kibrit aldı. odasının ışığını yaktı. elindekileri karyolanın altına, boş bavula koydu. çevresine bakındı. yoktu. oturma odasını da aradı. orada da yoktu. bunca lüzumsuz eşya vardı da, neden en gereken, bir sigara küllüğü yoktu. kadınlar da böyleydi. dünyada gereğinden çok kadın vardı ama, yalnız bir teki yoktu." diye buyurmuş üstad.
rikamekato rikamekato
üstaddır.yalnızlığı anlatır.bir şekilde kendinizden bir parça bulursunuz.filmlerde kameranın arkasında kalan günlük, normal şeyleri de yansıtır kitabında.onun karakterleri aramızda dolaşır sokaklarda.zor değildir öyle bulması.candır.
1 /