z kuşağı eğitimsiz mi gerizekalı mı

1 /
okuzabi okuzabi
iletişim kuramadığımız, konuştuklarını zar zor anlayabildiğimiz, ciddi bir şekilde anlama, anlamlandırma, analiz sorunu yaşadıklarını gözlemlediğimiz bir kuşak bu.

sorun eğitimsiz olmaları mı? malum eğitim sisteminin her gün değiştirildiği oldukça kötü bir dönemde aldılar eğitimlerini.

yoksa bir zeka sorunu ile mi karşı karşıyayız tam emin olamıyorum.
5
kulübeninverandası kulübeninverandası
z kuşağı bence eğitimsiz sınıfta kalma, okuldan atılma gibi cezalar yoksa eğitim de yoktur, eğitim istendik davranış geliştirme işidir bu da ceza ve ödül ile olur davranışçılık kimi önermeleri tartışmalı olsa da kaldırılıp atılacak bir kuram değildir biz kaldırıp attık sonuç ortada ve bunlar daha iyi günler geleceği varın siz düşünün yani.
siz beni nereden tanımıyorsunuz siz beni nereden tanımıyorsunuz
dünün emo'ları gelmiş z kuşağı bokluyor. bizden önceki jenerasyona da özal nesli diyorlardı, apolitikler diye kinleniyorlardı. siktir edin canım kardeşim. her nesil, içinde bulunduğu dönemle yoğruluyor işte. boklamanın alemi yok.
okuzabi okuzabi
kuşak çatışması normaldir. iki jenerasyonun hayat tarzı, giyim kuşam, siyasi konular vb. üzerinde anlaşamamasından bahsetmiyoruz biz.

biz bu adamların ne konuştuğunu anlayamıyoruz.

adam türkçe anlamıyor ve konuşamıyor amk onu anlatmaya çalışıyoruz, gelmiş kuşak çatışması anlatıyor. z kuşağı sen misin?
yeni bir üye yeni bir üye
ara ara bende denk geliyorum twitterda. hatta geçenlerde birisine yazdığı bir cevaptan sonra ne demek istiyorsun anlamadım diye sormuştum. bir iki bişey zırvaladı ama sonunda yazdığıyla kurduğu mantığın bir alakası olmadığını kendisi bile kabul etti. sorun şu ki, bu yazdığı cevap 10-15 beğeni almıştı bile. yani bunlar kendi aralarında bir şekilde anlaşıyorlar. biz işin o matematiğinden yoksun kaldığımız için bize saçma geliyor olay bu.
purge me purge me
o diil de bu gerizekalılar yaşlanacak bir gün. ben asıl onu merak ediyorum. tüm dünyayı şimdiki saçmalıkları ile donatacaklar. imdb"de marvel universe veya mal bir anime 1. olacak. godfather yasak tabi. şiddet içerdiği için linç kampanyası ile kaldırılmış örneğin. (yakındır amk)

torunu gelecek sonra bunların,

dedeciğim, sen furro"nun felsefesini anlayamazsın empty yapma diyecek. (dönem jargonu). furro da muro"nun torunu bu arada.

"orospu analılar" adlı şarkısında, "hepinizin götünü sikip öldüreceğim maviye çalan öfkemi, sonra çıkıp bir tutam ot içip, siktirin ordan diyeceğim" derken aslında sistemi eleştirdi, sözler çok derin kes boomer diyecekler sdlkjfkljd.

sene olmuş 2786, bu devirde giyinmek, yemek yemek, nefes almak çok saçma pfff kesss, boş yapma taam mı da diyebilirler. iletişim bu olabilir.

bu malların bir üstü bir gerizekalılık seviyesi düşünemiyorum. great reset yakın canlar, endişelenmeyin. rahat olalım.

sizin diversitynizi de sikerim, queerinizi de sikerim bireyinizi de, özgürlüğünüzü de sikerim cinsel kimliğinizi de, sizi de amkun üretmekten aciz, anca saçmalayan arsız sığır sürüsü yürüyün gidin lan diyip marsa yollayacağız bunları. endişe yok. 3. dünya savaşını bekliyom ben dlskjfkl.

son 50 yılın sosyal-kütürel tüm mirasının içine sıçıldı lan bu ne abi ya.

ben şu an it s a wonderful life izliyorum hala ve seviyorum mesela. casablanca keza. persona, yurttaş kane, beatles falan filan.

olay her kuşağın bir öncekini eleştirmesi değil yani. bunlar düz gerizekalı dslkjflk. okan bayülgen haklı. bu kaadar senedir hayattayım, son 10 yıl, hatta son 5 kadar bu kuşak geyiğinin döndüğünü görmedim global çapta.

" dostoyevski overrated yeaa. saçma abiiiiiiii. sene olmuş 2022" diyorlar lan salkjfdk. niye deyince boş yapma diyor bişey diyor. olm çok zevkli lan bu adamlar. android gibiler gülme tuttu, çok özür millet. okuma bütünlüğünüzü bozuyorum randomlarla ama fena koptum şu an.

lan biz de, 80"li tipler olarak, 87 den sonrası bozdu gibi konuşurduk ama kendi aramızdaydı. şu an dünya çapında çok acayip bir beyinsizlik dönmekte. yerel sanmayın.

"why generation z idiot" türünde aramalar yapın görürsünüz, durum vahim.

x kuşağı abilerinin yaptığı sözlüklerde ya da redditlerde, ona saçma buna saçma, şu çok sıkıcı, bu çok banal, sene olmuş 20xx ben neden xx yapmak zorundayım saçma yeaa diye geziyorlar dünyada bu danalar. yaşamamaları lazım doğal seleksiyon gereği ama du bakalım.bir kıvılcım lazım. tüm bu olanlar çok fazla artık. sıktı.

bence netflix bir dizi yapacak. avusturya-macaristan veliahtını zenci bir ibne yapacaklar orda diversity bilmem ne diye.. bir sırp milliyetçisi gidip onu sikecek dizide ve ipler kopacak, 3. dünya savaşı başlayacak. tarih tekerrür eder hep sdlkfjlskd. bu mallar yaşarsa dünya biter çünkü. great reset kaçınılmaz.
dumrul dumrul
doğmuşlar tayyip var, götlerinin kılı ağarmak üzere hala tayyip var. tayyip er geç defolup gidince ya da ölünce onun yerine gelecek mal sürüsünden de çekecekleri var daha... lan bir kuşağın çekebileceği daha beter bir ceza mı var ki bir de biz vuralım.

canlarım benim ya. geri zekalı da olsalar, cahil de olsalar şu çileye çile eklememek lazım. salalım çocukları.
gulhane parkindaki ceviz agaci gulhane parkindaki ceviz agaci
"yeni ekonomik düzenin büyülü sözcüğü "değişim"in doğası nedir, insanlara nasıl yansıyor? her zaman kısa vadeye endeksli bir ekonomide kişi nasıl kalıcı değer ve hedeflere sahip olabilir? her an parçalanan veya sürekli yeniden yapılanan kurumlarda, kişi kendi kimliğini ve yaşam öyküsünü nasıl oluşturabilir?

küreselleşme olgusunu makro düzeyde inceleyen birçok kitap yayımlandığı halde, bu sürecin mikro düzeyi, insan karakteri üzerindeki etkileri pek az incelendi. richard sennett, karakter aşınması'nda bunu yapıyor. ona göre sermayenin, günümüz ekonomisinin bütün dünyaya yayılmış dalgalı denizlerinde "hızlı kar"ın dışında bir başka amacı yok; şirketlerini piyasadaki anlık değişimlere müdahale edecek biçimde esnekleştirip, yeniden yapılandırıyor. kişilerden sürekli kendisini yenilemesini, seyyar olmasını, risk almasını, rekabet becerisini geliştirerek yırtıcı bir karakter edinmesini, takım çalışmasında uyumlu olmasını bekliyor. ancak eski kapitalizmin rutin ve monoton yapısına karşı savunulan bu politikaya yakından bakıldığı zaman sadece eski iktidar yapılarının rengini değiştirdiği görülüyor. çalışanlar için esnekliğin anlamı ise yaşam boyu iş güvencesinin yok olması; sürekli iş ve şehir değiştererek yön duygusunu yitirmek; istikrarlı işlerin yerini geçici projelere bırakması ve bir işten diğerine, dünden yarına sürüklenen yaşam parçacıklarından beslenen, rekabetin körüklediği "güvensizlik" ve "kayıtsızlık" duygusu... ve bir de karakter aşınması... oysa insan karakteri, duygusal deneyimlerimizin uzun vadeli olması ve başkalarıyla girdiğimiz ilişkilere yüklediğimiz etik değerler üzerinden gelişir. karakter, içsel bütünlük, ilişkilerde karşılıklı bağlılık ve uzun vadeli bir hedef için çaba harcamak biçiminde kendini gösterir. yeni kapitalizm ise güvenmeyi, bağlanmayı ve uzun vadeli planlar yapmayı karlı bulmaz, reddeder.

sennett karakter aşınması'nda gelişmiş bilgisayarlarla üretilen ekmeğin kalitesinden çok, ekmeği yiyenlerin hayatına bakıyor ve soruyor: "bu sistem insanın yaşamına değer ve anlam katıyor mu?" ve ekliyor "değişim, kitlesel ayaklanmalarda değil, ihtiyaçlarını birbirleriyle paylaşan insanların arasında, toprakta yeşerir. i nsanları birbirleri için kaygılanmaz hale getiren bir rejimin, meşruiyetini uzun süre koruyamayacağından eminim."



"sennett yeni kapitalizmin kültürü'ndeki temel tezini şöyle özetliyor: "yeni kapitalizmin havarileri... iş, yetenek, tüketim konularını kendi ele alış biçimlerinin, modern topluma daha fazla özgürlük, akıcı bir özgürlük kattığını iddia ediyor. bu insanlarla aramdaki çekişme onların 'yeni' yorumunun doğru olup olmadığı konusunda değil; kurumlar, beceriler ve tüketim kalıpları gerçekten değişti. benim iddiam, bu değişimlerin insanları özgürlüğe kavuşturmadığı."
ancak hikâye burada bitmiyor elbette. bu kitap, keskin gözlem ve analizleriyle, okuru sarsan ve şaşırtan görüşleriyle ayrı bir sennett klasiği niteliği taşıyor."



"bildiğimiz dünyanın köklü bir dönüşüm geçirdiği günümüzde türkiye toplumu da bir bilinmeze sürükleniyor. evren balta, oldukça hızlı seyretmekte olan dönüşümün kültürel, siyasal ve iktisadi boyutlarını tartıştığı bu kitabında belirsizlik yaratan güvensizlik ve tedirginlik hissinin akisleri üstüne düşünürken kurumlar, koşullar ve siyasal eğilimler arasında güçlü bağlar kuruyor. "korku ve güvencesizliğin dönüşümü şiddet ve siyasetin dönüşümü ile nasıl ilişkilendirilebilir?", "farklı kaynaklara sahip topluluklar korku ve güvensizliğe nasıl yanıt veriyorlar?" "elindekileri kaybetme korkusuyla yaşayanlar hangi tür baş etme biçimleri kullanıyorlar?", "bireyselleşen bir dünyada aidiyet biçimleri nasıl dönüşüyor?" gibi temel sorulara yanıt arayan balta, toplumsal belirsizlik ve güvencesizliğin bireysel yaşamları derinden etkilediğini ortaya koyuyor.

"yaşadığımız her tür talihsizliğin kendi başarısızlığımızdan kaynaklandığına inanan, yoksulluğumuzun ya da yoksunluğumuzun temel sebebinin 'içindeki beni' yeterince ortaya çıkarmamaktan kaynaklı olduğuna emin, en çok satan kitapların hep kişisel gelişim kitapları olduğu bir 'kendi kendine yardım' toplumu bu. 'kendine yardım etmeyene kimse yardım etmez' söyleminin 'kendine yardım etsen de sana yardım etmem' söylemine dönüştüğü bir toplum. böylesi bir toplumda bugün yüz yüze olduğumuz en önemli meselelerden birisi hem toplumsal hem de bireysel olarak belirsizlik ve güvencesizlikle baş etme kabiliyetimizdeki büyük krizdir."

iletisim.com.tr





tr.wikipedia.org
okuzabi okuzabi
neyse ben sizleri uyarıyorum, hani hep uzaylıların veya robotların dünyayı işgalini bekliyoruz ya, işte bunlar tam olarak da onlardır.

en az robotlar kadar duygusuz en az uzaylılar kadar bizlere yabancı.

bir gün dünyanın yönetimini devraldıklarında ellerinden çok çekeceğiz...
1 /