zahidem

1 /
palantir palantir
neşet emmiden* dinlediğimde taras arkadaşımızın eksik yazdığını farkettiğim türküdür...affına sığınarak tamamını yazmak istiyorum,

zahide gurbanım ooyy ne olacak halim
gene bir laf duydum kırıldı belim
gelenden geçenden haber sorarım
zahidem bu hafta oluyor gelin...

ezeli de deli deli gönlüm ezeli,
çiçek dağda döktüm ola gazeli,
dolaştım alemi oyyy gurbet gezeli,
bulamadım zahidemden güzeli

gurbet ellerinde off esirim esir,
zahide gurbanım hep bende kusur,
eğer anan seni seni bana verirse,
nemize yetmiyo el kadar hasır..

bu kısımlarını söylemiş neşet emmi ama gazetedeki bir söyleşisinde okumuştum yazar sormuş emmime
-zahidem türküsüne eklendikçe yeni kıtalar ekleniyor nedir bunun sebebi?
neşet emmi: herkesin bir zahidesi var ekliyo..türkü de budur...
evet öyle sanırım ortak bir duygu ve bir türkü...
palantir palantir
zeki müren'in de yorumladığını farkettiğim ama zeki müren türkü gibi değil de nasıl söylesem hafif türk müziği gibi bir tarzda söylediği eser.sanat güneşi zahidem gurbanım oy sallama beşik dizesinden başlayarak söylemiştir ayrıca
lenineli lenineli
son dönem türkülerin içinde en meşhur aşk türkülerinden kuşkusuz.

bu muazzam hicaz kırşehir türküsünü arif sağ ve emel taşçıoğlu'nun mükemmel buluşması nihayetinden dinleyebilmek için, hemen, şu an, elinde rakısı olanlar hiç durmasın örneğin, buradan buyrun:


ibrik ibrik
türkünün severlerince ses kalitesi kötü olsa da neşet baba nın bağlama dersi verdiği şu videonun izlenmesini tavsiye ediyorum

she she
neşat ertaş gençken köyde uzaktan akrabası olan zahide isimli sevdiceğine yazmıştır bu türküyü. zahide evlenip çoluk çocuk sahibi olmasına rağmen aşkı daimi kalır
uykulu uykulu
neşet abimizden dinlenesi, bağlamasını konuşturduğu türküdür. zira sözün olmadığı sadece bağlamanın olduğu kısımlar daha güzeldir. aynı zamanda gülay da seslendirir.
illuyanka illuyanka
böyle bir türkü daha yok dedirtiyor her sefer dinlediğimde. zahide'yi alabileydi belki el kadar hasır yetecekti onlara ama biz böyle bir türküyü dinleme şerefine nail olamayacaktık.
nhxmh nhxmh
'zahide kurbanım oy ne olacak halim'
he sen de dağıt beni neşet baba...
yanlız bu türküyü baba gibi canlı canlı çalıp söyleyen kimse görmedim daha.
cokciddiyimaslında cokciddiyimaslında
bu türkünün bir kaç tane farklı hikayesine denk geldim. şahsımca en güzel yorumlayan neşet ertaş'tır.

hikayenin kaynağı;

- öyküleriyle kırşehir tütküleri, destanları, ağıtları (sayfa: 206,207,208)
- h. vahit bulut, kırşehir halk ozanları, filiz yay. 1983, s. 109.

halk arasında “zahidem” adıyla ün yapan türkünün şairi aşık arap mustafa, 1901 yılında çiçekdağı’na bağlı orta hacı ahmetli köyünde dünyaya gelmiştir. babasını annesini çok küçük yaşlarda yitirdi. ilk önce bir akrabasının himayesinde, daha sonraları da onun bunun yanında büyüdü. arap mustafa’nın babası düğünlerde, toplantılarda “koca oyunu” adı verilen oyunda “arap” rölünü üstlenirdi. bu nedenle mustafa’ya da “arap” lakabı takılmıştır. kimsesiz kalan arap mustafa 10 yaşına gelince yukarı hacı ahmetli köyünden hacı bürozadeler’den mehmet’e çiftçi durdu. zaman içinde çalışkan, babayiğit, giyimine özen gösteren yakışıklı bir delikanlı olan arap mustafa, ağasının yeni yetişen kızı zahide’ye gönlünü kaptırdı. fakir ve kimsesiz olduğundan bu sırrını bir türlü açığa vuramadı. 20’sinde askere giden mustafa’nın aklı, deliler gibi sevdiği zahide’de kalmıştı. köydeki dostlarına mektuplar göndererek zahide’den haber almaya çalışan arap mustafa, zahide’nin başka biriyle evlendirildiğini ve düğünün’ün de bir hafta sonra olacağını duyunca üzüntüsünü aşağıda içli mısralara dökmüştür. türküyü neşet ertaş plağa okuyup tanıtmıştır.

zahide kurbanım n'olacak halim
gene bir laf duydum kırıldı belim
gelenden gidenden haber sorarım
zahidem bu hafta oluyor gelin

hezeli de deli gönül hezeli
çiçekdağı döktü m'ola gazeli
dolaştım alemi gurbet gezeli
bulamadım zahidem'den güzeli

ay ile doğar da gün ile aşar,
zahide’mi görenin tebdili şaşar
iyinin kaderi kötüye düşer,
diken arasında kalmış gül gibi.

zahidem kurbanım kurtar bu dardan
baban anlamadı bizim bu haldan
kekiline sürmüş kokulu yağdan,
derdin beni deli ediyor zahidem.

ziyaret’ten çıktım cender’in özü
kum gibi kaynıyor zahidem gözü
aslını sorarsan esalet yerden
hacı bürolardan mehmet’in kızı.

gurbet ellerinde esinim esir
zahidem kurbanım hep bende kusur
eğer baban seni bana verirse
nemize yetmiyor el kadar hasır.

çiçekdağı’nda da hiç gitmez duman
zahidem kurbanım hallarım yaman
yapamadım şu babayın gönlünü
fakir diye bana vermedi baban.

anamdan doğalı çok çektim cefa,
şu yalan dünyada sürmedim sefa,
adımı namımı soran olursa,
orta hacı ahmetli arap mustafa.

arapoğlu mustafa’nın kendisine mecnun gibi aşık olduğundan etkilenen zahide, mustafa için şiirler söylemiştir. bu şiirin üç kıtasını h. vahit bulut, 1973 yılında yukarı hacı ahmetli köyünden zahide’nin yakın arkadaşı ve sırdaşı fatik’ten derlemiştir.

arapoğlu derler gayeten atik
gözleri kara da, kaşları çatık
git nazlı yardan bir haber getir
bastığın yerlere kurbanım fatik.

ağlayarak yayığımı yayarım
yarim gitti günlerini sayarım
çıksa büyüköz’e mendil sallasa
ıslık çalsa ıslığını duyarım.

coşkuna da deli gönül coşkuna
aşkından zahide döndü şaşkına
sensiz edemiyom nazlı civanım
n’olur bir yol görün allah aşkına.

son olarak sanırım en gerçeği, en temizi eskilerde kalmış.
suan70milyonkisibiziizliyor suan70milyonkisibiziizliyor
fakir ve kimsesiz mustafa sevdiğini cesaret edip söyleyemeden askere gider.
askerde akrabalarından sürekli mektupla zahide hakkında bilgi alır.
ama en son zahide'nin evleneceğini öğrenir ve bu türküyü yazar.

sözleri aşık arap mustafa'ya ait, neşet ertaş'ın mükemmel yorumladığı türküdür.
1 /