zaman aşımı

1 /
leo leo
kanunun belirlediği şartlar altında belli bir zamanın geçmesi üzerine bir hak kazanma veya bir yüklülükten kurtulma yolu.
löpürgül löpürcan löpürgül löpürcan
kesinlikle hak düşürücü süre den farklı bir kavramdır.
hak düşürücü süre bir hakkı tamamen kaybetmenizi gerektirirken, zamanaşımı o hakkı kullanmanızı, talep etmenizi ya da o hakka bağlı yan edimleri elde etmenizi engeller.

hak düşürücü süre hakim tarafından re'sen (kendiliğinden) dikkate alınırken, zamanaşımını tarafların belirtmesi gerekir.

zamanaşımında kesilme, durma gibi durumlar mevcutken hakdüşümü süresinde herhangi bir kesilme ya da durma söz konusu olmaz.
umut taciri umut taciri
halka karşı suç işleyen işkencecilerin, katillerin burjuva hukuku eliyle kurtarılmasının yöntemlerinden biridir.

oligarşinin yargısı, önce zaman aşımına gerek kalmadan kurtarmak istemişti 16 mart katliamcılarını. her şey ayan beyan olduğu halde "delil yetersizliğinden beraat" kararı verilerek kurtarılan katiller, daha sonra davanın yeniden açılmak zorunda kalınması nedeniyle tekrar yargılanmaya başlanmıştı. ancak, yargılama mahkeme tarafından özellikle uzatılarak, süründürülerek, gerçekleri ortaya çıkaracak her türlü araştırma ve soruşturma talebi reddedilerek, katilleri korumak için elden ne geliyorsa yapılarak, nihayetinde "zaman aşımı" ile sonuçlandırıldı. oligarşinin hukuku, aradan 30 yıl geçti diye, katillere serbest ve cezadan muafsınız artık dedi.

hukuk mu bu?

adalet mi?

oligarşi, "devlet için", kendi iktidarını korumak için halka karşı suç işlettiği elemanları, şu veya bu biçimde deşifre olduğunda, onları korumak için elinden ne geliyorsa yapmıştır. zaman aşımı yöntemi de onun sıkıştığında başvurduğu yöntemlerden biridir. bazen bunu kullanamadan davaları sonuçlandırıp "ceza" vermek zorunda kalması da söz konusu olabilmiştir. ama onlarda da verdiği cezalar tek kelime ile komik denilecek türden cezalar olmuştur. i̇şkencecinin, infazcının yaptıklarını hafif gösterecek tüm yasa maddeleri zorlanarak kullanılmış ve en alt sınırlardan cezalar verilip, ardından da "iyi hal" ve benzeri her türlü indirimden yararlandırılmışlardır.

halk düşmanları, işkence yapmak, katliamlar tertip etmek gibi insanlığa karşı en ağır suçları işlemiş olsalar da oligarşinin hukuku ve onların yargıçları, savcıları nezdinde dünyanın en "muteber kişileri" olarak muamele görmektedirler. çünkü onlar bu düzeni korumak için çalışmaktaydılar. eğer düzeni sürdürmek, oligarşinin devletini korumak için yapıyorlarsa, yaptıkları işin aşağılık, kirli, halka karşı işler olmasının oligarşi için hiçbir sakıncası yoktur. tersine bu tür insanlara sürekli ihtiyaç duyduğu içindir ki, onların "eli soğumasın" diye yasa maddeleri değiştirilmekte, tüm hukuk onları koruyacak şekilde yeniden düzenlenmekte, adli tıptan yargıçlara kadar herkes onlar için çalışmaktadır.

i̇nsanlık suçu olarak kabul edilen işkenceleri, kitle katliamlarını gerçekleştirenleri bu kadar koruma ve kollama, ancak bunu yapanların ahlakına denk bir ahlakı gerektirir. i̇şbirlikçi burjuvazi her ne kadar kendini farklı göstermeye, dünyanın "en uygar kesimi" gibi lanse etmeye çalışsa da, tarihinin her döneminde kendi çıkarı için yapmadığı, yaptırmadığı ahlaksızlık, işlemediği suç kalmamıştır. soykırımlar, toplu katliamlar, diri diri yakmalar, işkenceler, infazlar... burjuvazinin tarihi bunun binlerce örneği ile doludur.

ayhan çarkınlar, abdullah çatlılar, oğuz yorulmazlar, ferhat tüysüzler, haluk kırcılar, hortumcu süleymanlar, elleri kanlı, psikopat, uyuşturucu düşkünü katiller olarak;

mustafa koçlar, güler sabancılar, cem boynerler, vitali hakkolar ise "beyefendi, hanımefendi", çağdaş, uygar görülüyor değil mi!.. ama gerçek şudur ki, koçlar, sabancılar, tüm bu işkencecilerin, infazcıların toplamından daha fazla eli kanlıdırlar.

i̇nfazcılar, belki devrimcileri katletmek için alkola, uyuşturucu haplara gerek duyarlar; ama koçlar, sabancılar, yüzlerce, binlerci insanın katledilmesine, işkence yapılmasına gayet soğukkanlı ve aklı başında iken karar verebilirler.

zaman aşımı, işte bu burjuvaların tetikçilerine sunduğu küçük bir koruma duvarıdır yalnızca.

faşizmin de kendine ait bir hukuku olsa da, o, genel anlamda bir yasa tanımazlık ve hukuksuzluktur. kendine ait yasaları ve hukuk sistemini de gerektiğinde çiğnemekten geri kalmaz. ki bizim ülkemizde de faşizmin hukuku, bir çok yönüyle, "demokrasicilik oyununun" bir parçası olmanın ötesinde bir anlam ifade etmezler. oligarşi için temel olan düzenin ihtiyaçları ve "kontrgerilla hukuku"dur.

bu da halka karşı her türlü suçun işlenmesine imkan tanıyan ve bu suçluları koruyup kollamayı esas alan bir "hukuk" uygulaması ortaya çıkarmıştır.

"kahrolsun i̇nsan hakları" diye yürüyüşler yapan, meydanlarda, sokak ortasında insanları işkencelerden geçiren, sıradan nedenlerle karakola düşen en sıradan insanları dahi işkencelerden geçiren bir katiller sürüsüyle iş yapmaktadırlar. bunlar bir yandan namaz kılıp oruç tutan, öte yandan halka işkenceler yapan, katleden, uyuşturucu pazarlayıp fuhuş bataklığından beslenen ve halka düşman olarak eğitilen kişilerden oluşmaktadır. bunların yetmediği yerde kullanılmak üzere de ellerinin altında sivil faşist çeteler vardır.

i̇şte oligarşinin koruma ve kollama yasaları, bunlar içindir.

zaman aşımı ile oligarşinin savcıları, yargıçları bu katiller sürüsüne adeta şöyle demektedirler; "siz istediğiniz kadar suç işleyin, düzenimizi korumak için çalıştığınız sürece sizi kurtaracak bir yöntemimiz mutlaka vardır. hiçbir şey yapamazsak davayı süründürür zaman aşımından kurtarırız.. bu süre içinde de ortalıkta görünmeyin yeter."

kuşkusuz biz, oligarşinin bu anlayışını ve hukukunu, ahlaksızlığı ve kuralsızlığı politika haline getirmiş olmasını bilmekteyiz ve ondan adalet beklentisi içinde değiliz. ancak buna rağmen ondan kendi yasalarını uygulamasını istiyoruz ve isteyeceğiz. buna rağmen adalet istiyoruz ve istemeye de devam edeceğiz.

halka karşı işlenen suçlarda, zaman aşımı, hukuki bir zorunluluk değil, politik bir tercihtir. oligarşinin tercihidir. zaman aşımı bir hukuksuzluktur, adaletsizliktir ve oligarşi, hukuksuzluğunu, adaletsizliğini hukuk perdesi ardında gizlemek istemektedir. perdeleri yırtıp atmalıyız. hukuk, katilleri aklıyorsa hukuk halk düşmanlarını cezasız bırakıyorsa, o hukuk ve hukuku yapanlar, tarih karşısında "meşru" değillerdir.

oligarşinin "bağımsız yargı" adına katliamcıları himaye etmesindeki maskeleri düşürmeliyiz.

oligarşi işkencecilerini, katillerini aklamak, cezalardan kurtarmak için her yönteme başvurup, yargıyı, hukuku kullanabilir; ancak oligarşinin yasaları her şey demek değildir. asıl olan halkın hafızası, vicdanı ve bilincidir. halkın hafızasında ve bilincinde ise oligarşinin yasalarının ve kurallarının hükmü yoktur; orada zaman aşımına da yer yoktur. halka karşı işlenmiş suçların hesabı er veya geç görülür.


halka karşı işlenen suçlarda, zaman aşımı, hukuki bir zorunluluk değil, politik bir tercihtir. oligarşinin tercihidir. zaman aşımı bir hukuksuzluktur, adaletsizliktir ve oligarşi, hukuksuzluğunu, adaletsizliğini hukuk perdesi ardında gizlemek istemektedir.
*
hukuk, katilleri aklıyorsa hukuk halk düşman- larını cezasız bırakıyorsa, o hukuk ve hukuku yapanlar, tarih karşısında "meşru" değillerdir.



2 temmuz 1993: sıvas'ta katliam zamanı
2 temmuz 2008: katiller i̇çin 'zaman aşımı' zamanı!

ankara 11. ağır ceza mahkemesi'nde görülen sivas katliamı davası'nda 4 kasım günü yapılan duruşmada, cumhuriyet savcısı mustafa bilgili, zaman aşımı süresinin dolduğunu belirterek, "2 temmuz 2008'de tüm sanıklar hakkındaki kamu davasının düşürülmesine karar verilmesini" talep etti.

savcının talebiyle sivas katliamı sanıklarının da zamanaşımı ile kurtarılması gündemdedir.

mahkeme 19 aralık'a ertelendi. müdahil avukatlar, zamam aşımı süresinin 22.5 yıl olarak hesap edilmesi gerektiğini vurgulayıp, daha da önemlisi "bu bir katliam suçudur, insanlık suçudur" diyerek katillerin aklanmasının kabul edilemeyeceğini belirttiler.

zaman aşımı bir yanıyla, oligarşinin katliamı üstlenmesidir. çünkü, açıktır ki, "zaman aşımı" oligarşinin katillerini kurtarma operasyonlarından birisidir. madımak davası'nda, bugüne kadar "yakalanmayan" sanıklar bu şekilde kurtarılmaktadır.

bu operasyon ayrıca bir akp operasyonudur. akp'nin içinden geldiği dönemin refah partisi, başından beri madımak katliamının içinde olmuş ve katliamın sanıklarını açıktan sahiplenmişti. şimdi bu sahiplenme tavrı akp içinde de sürdürülmektedir.

fakat, sivas katliamını halkların beyninden silmek mümkün olabilir mi? elbette ki, bu mümkün olmayacaktır. fakat, sadece "zaman aşımı" ile kurtarılmaya çalışılanları değil, katiller güruhunu yönlendirenleri, koruyanları, bugün kurtarmaya çalışanları da belleklerimizden silemeyecekler.

yuruyus halka karşı işlenen suçlarda, zaman aşımı, hukuki bir zorunluluk değil, politik bir tercihtir. oligarşinin tercihidir. zaman aşımı bir hukuksuzlukt... yuruyus
1 /