zaman geçtikçe gelen geç kalmışlık hissi

di mi ya di mi ya
ben hep bekledim..
olsun diye birşeyler , bitsin diye dertler , gelsin diye söz verenler
ve artık ne gelen ne giden , sadece koca bir ömür kaldı elimde
sahibinden az kullanılmış , bolca garajda bekletilmiş bir ömür
var mi almak isteyen ?
07 meme ucu olan var mı 07 meme ucu olan var mı
new york california'dan 3 saat ileride ancak bu california'yı yavaş yapmaz.
kimi 22 yaşında mezun olur ama sağlam bir iş bulmak için 5 sene bekler.
kimi 25 yaşında ceo olup 50 yaşında ölürken kimi 50 yaşında ceo olur 90'ı görür.
kimi evlenirken kimi bekar kalır.
obama 55 yaşında emekli oldu trump 70 yaşında görevine başladı.
bu dünyadaki herkes "kendi zamanına" göre yaşar.
etraftaki bazı insanlar senden bir adım ileride gözükebilir, bazıları ise senin yerinde gözükebilir.
ancak herkes kendi yarışında, kendi zamanında.
onlara kıskançlık da besleme taklit de etme.
onlar kendi zamanında sen kendi zamanında yaşayacaksın.
hayat harekete geçmek için doğru zamanı beklemektir.
yani sakin ol.
geç kalmadın.
erken de değil.
*

(bkz: su akar yatağını bulur)
3
ürkek ürkek
bu hissiyat ara ara uğruyor bana. hayatımı film şeridi gibi gözümün önünden geçiyorum; bakıyorum elde olan koca bir hiç. keşkelerle, pişmanlıklarla dolu geçen yıllar serüveni. hep bir yerlere geç kalınmış, bir şeylere geç kalınmış. hiçbir şeyi kendin istediğin için yapmadığın gerçekliğiyle yüzleşiyorsun. birilerinin mutluluğu için kendinden ödün vermek. kendi mutluluğun için adım atmaya başladığında da adımı nereden atacağını kestiremiyorsun. çünkü bilmiyorsun, hiçbir zaman sadece kendini, kendi mutluluğunu hedef almanışsın. sorgulamaya başlayınca hiçbir yere ait olamama hissiyatına bırakıyor kendini.

o yüzden pek sorgulamadan, beklentilerin içine girmeden, anlaşılmayı ummadan anın tadına bakıp geçmeli belki de.
allahdiyenpense allahdiyenpense
yaşım ilerliyo sıkılıyo canım buna...
her geçen gün 8 - 19 mesai yapıyorum ve gün sonu eve gidince yatağıma geçiyorum. her gün aynı şeyler. bazı şeylere çokça geç kalıyorum. ama neye geç kaldığım konusunda en ufak bir fikrim bile yok. geç kaldığımı düşündüğüm şeylere belki yetişmiş olsam bile içim almayacak. değişik bir ruh hali ki genelde ruh hastası mısın sen yeaaa tarzı tepkilerle süslüyor çevrem.
bismillahirahmanirahimof bismillahirahmanirahimof
insan hayatının en acı hissinin tanımlanışıdır.

aslında hissedilen, koca bir ''hiç''. hiçin getirdiği acıyla hep geriye dönüp bakar insan geç kaldım kaygısıyla... insan, inancını da hiçlik duygusuyla yaşar, işini de, gezmesini de, ilişkisini de, hatta gülüşünü de... her şey hiçin etrafında şekillenir esasen. ancak insan içinde büyüttüğü o peygamberi* öldürmediği içindir ki hiç ile karşılaşmak istemez ve idealler, ideolojiler dünyasında benliğini yitirmeyi göze alır. nedir geç kalınan nokta? diye sorguladığında kendisine cevabı hep geçici hedef, amaç ve konular oluyor. çünkü insanlara sunulan/öğretilen yaşam tarzı (buna hissetme tarzı da diyebiliriz), ruhunu cüzzam gibi ele geçirmiş olan o peygamberi* büyütmeye yönelik ve bu durum insanda çok yönlü bir kaygıya yol açıyor. insanın bu his ile kaçındığı gerçek ise her saniyenin gençliğinden gidişi gerçeğidir. zaman karşısında asla zafere ulaşamayacak olan insanoğlunun bu çıkmaz sokağa girmeden geç kalınmışlık hissine sığınması da yine içindeki o peygamberin* yönlendirmesidir.

bu hissi yaşadıktan sonra insanlar ikiye ayrılıyor. bir kesim kaygıları ile daha hızlı yaşayarak hata üstüne hata yapanlar; diğer kesim ise kuşkularına cevap arayıp daha çok, ''anda'' yaşamayı özümseyen kesimdir. burada doğru - yanlış değil, gerçek ve kendini gerçekleştirme söz konusudur.

peki o cüzzamı yenebilir mi insanoğlu?