zapiski iz podpolya

1 /
nacht des todes nacht des todes
çok şey bilmenin insanı ne durumlara sürükleyeceğininin büyük bir ustalıkla anlatıldığı bu dostoyevski yapıtı ve bu yapıttan uyarlanmış olan tiyatro oyunu.

payidar tüfekçioğlu'nun başrolde olup mükemmel üstü mükemmel bir oyunculuk sergilediği bu oyundaki hızlı sahne ve dekor değişimleri izleyiciyi oldukça germektedir.

dostoyevski'nin klasikleşmiş olan üslûbunun oldukça güzel yansıtıldığı bu oyun mutlaka görülmesi gereken oyunlar arasında yer almaktadır.
kayıp patika kayıp patika
taxi driver filmiyle kitabın arasında şöyle bir bağlantı vardır zannımca; robert de nirofilmde yalnız ve bu durumdan da pek hoşnut olmayan birisini yansıtıyor. kendisine toplumda bir rol bulmaya çalışıyor. i̇şte burada kitapla bağlantısı ortaya çıkıyor. kitapta olduğu gibi salt kendini tatmin etmek için bir fahişeye yardım etmek. ve toplumca kabul ediliş.
chaie shukarie chaie shukarie
aziz nesin sahnesi'nde sergilenen, 3 kere seyrederek rekor kırdığım, her seferinde bunalıma girdiğim oyun. muhteşem oyunculuk, muhteşem müzik, muhteşem dekor, muhteşem uyarlama. daha ne diyeyim, kopmuşum. alabileceği her dalda ödül alması gerektiğini düşünüyorum. palto sahnesini ise tarif edecek kelime yok.
muglak muglak
dostoyevski'nin hacmen küçük fakat muhteviyatı ve edebiyattaki yeri açısından büyük başarıya ulaşmış eseridir. bir insan kendi ifadesini ancak bu kadar başarıyla alabilir. bu eserle dostoyevski'nin insan psikolojisini incelemede ne derece usta olduğunu bir kez daha anlıyoruz.
nino quincampoix nino quincampoix
"ben içtenlikli bir insanı, doğa ananın sevecenlikle, dikkatle, özenerek yarattığı, gerçek normal insan olarak görürüm."

...

"evet, insan ömrünü iki kere ikinin peşinde geçirir, bu uğurda denizler aşar, yaşamını harcar, ama aradığını eline geçirmekten inanın ki korkar. çünkü onu bulur bulmaz, artık arayacak başka bir şeyinin kalmayacağını bilir."

...

"ben yaşadığımı anlamak için kendi kendime bir çeşit yaşama oyunu oynar, serüvenler uydururum,"

...

"ben tek başınayım, onlarsa hep birlikteler"

...

"bedava tarafından şu divana uzanmak ve karaciğerimden başlayarak bütün dertlerimi sıralamak istiyorum,"

(bkz: fyodor mikhailoviç dostoyevski)
ghujka ghujka
2007 senesi istanbul bienali sloganının bir kısmının "imkansız değil üstelik gerekli" kısmının kendisinden alıntı olduğunu okuyunca öğrendiğim, şaşırdığım kitap.
arkhe arkhe
dostoyevski'nin diğer ünlü romanları gibi kalınlığıyla değil içeriğiyle rahatsız eden kitaptır.

sık sık başımıza gelir: televizyonda, otobüste, yolda vs. karşılaştığımız insanların yaptığı ancak onları değil de bizi utandıran davranışlar vardır. yerin dibine girilecek hareketi o yapmıştır ama siz girersiniz. işte bu yönden rahatsız edicidir bu kitap.
aşk yoktur. aksiyon yoktur. karakter, başına gelenleri, yapmak istediklerini ya da yaptıklarını anlatır ve sizin canınız sıkılır.

roman okurken genelde insanlar kendilerine benzer bir karakter bulup bütünleşirler onunla. onun hissettiklerini hissederler. mutluluğunu, hüznünü ve utancını paylaşırlar ama bu gerçekten farklı; tek karakter ve o karakterde kendini bulabilen milyonlarca insan...

bir de; çeviriden kaynaklanıp kaynaklanmadığından emin olamadığım bir konu var. yazar "efendiler, beyler" gibi kelimeleri kullanarak hitap ediyor ve bu da karakterin rahatsız edici yanını artırıyor. belki rusçada bu öğeler insanı rahatsız etmiyor olabilir. dediğim gibi, emin olamadım.

not: şöyle ki, rahatsız edici derken kitabın kötü olduğunu kast etmiyorum. bilakis, karakterin davranışlarını mükemmel bir şekilde anlattığı için rahatsız edici olduğunu düşünüyorum.
chiron chiron
hamsun'un açlık ve bukowski'nin factotum'uyla birlikte dünyanın en güzel üç kitabından biridir.
devlet tiyatrolarında oynandığında izlemiştim, sahneye atlayıp payidar tüfekçioğlu'nun elini
öpesim gelmişti. sonra bi de orospu rolünde bi kız vardı ezgi çelik diye çok güzel
gelmişti bana. oyunu izlememden birkaç hafta sonra bir arkadaşıma ya ezgi çelik diye bi hatun
var çok güzel ya demiştim, sonra onun tanıdığı çıkmıştı, sonra hadi ya bi yerden bi şekilde
tanıştırsana beni deyince de arkadaşım o hatun sana sümüğünü atmaz demişti. dünya böyle de
bir orospu çocuğu yer işte.

"fazla anlamak hastalıktır"
biyolojiksaat biyolojiksaat
ilk bölümünde insana dair kibirin ve kininde ''ben varım'' derimliğinde bir çok çıkarıma gidilir, gelinir, sataşılır.bir çeşit iç hesaplaşma, konuşmadır.
kibir ve kinin insana olan yakınlığından mıdır nedir? veya/ve kişinin kendini bilirliğindeki bilincin sağlam hayat çözümleriyle de kafa sallatır insana.çözümler kendi karışımlarından bize sunulur.

ikinci bölümse hatırlara -acıyla gelen hatıralara- bir yolculuk vardır.bende şu düşünceye neden olmuştur; çevremdeki insanlar az- buçuk bu seyirdeki duygu çatışmalarının, dürüstçe ifadesinin bir parçası, herbiri bir insan.
ya tamamiyle bu karakter olan.acaba kişi/kişiler bu kitabı okuyupta kendine bu rolü mü seçmiş demekten kendimi alamadıklarımız/alamadıklarınız, bazısızlarımız.yada döngü hep aynılıkta tek farkı ise bu kadar ışığı gözümüze sokmayışında.
marmaledov marmaledov
"... bana göre iki kere iki sadece bir küstahlık. iki kere ikiyi, yolumuzun ortasında külhanbeyvari durmuş, elleri belinde, ortalığa tükürüğe boğarken düşünüyorum. sonra da onun mükemmel bir varlık olabileceğini kabul ediyorum. fakat her şeyi hoş görmeye karar verdikten sonra iki kere ikinin beş etmesinden bile hoşlanmak mümkündür."

(biz burada durduk)
1 /