zarpandit

1 /
thor thor
babil mitolojisindeki "ay tanrıçası"dır. aynı zamanda ana tanrıçadır ve ay yükselirken kendisine tapılırmış. baş tanrı marduk'un eşidir.
tarıların gönül işlerine zeval olunmaz işte, o kadar güzel bir tanrıça gitsin marduk ile evlensin...
diğer isimleri:
sarpanit, zarpanit, zerpanitum, zirbanit ve zerbanitu'dur.

aynı zamanda; elif şafak'ın araf isimli kitabındaki baş karaktermiş(okumadım duydum).

bir de; thor için dosttan öte, sevgiliden ziyade süper bir insandır kendisi, şimdi uzaktadır özlenmektedir*.
ynitm ynits ynitm ynits
istanbul boğazını köprüden değil mümkünse motorla vapurla geçmesi gereken kişinin adıdır. bir tanesini tanıyorum 2,7 saniyede düşüvermişti köprüden.
azwepsa azwepsa
kendisi her ne kadar inkar etse de kendisinin kırmızı başlıklı kız olduğunu tespit etmiş bulunuyoruz. yaban hayatını koruma derneği intikam tugayı olarak, "hain kurt" kod adlı yoldaşımızı bir avcı ile beraber tuzağa düşürmüş olduğunu, ve onu hunharca katlettiğini unutmuş değiliz. çok yakında avcı ile aynı akıbeti yaşayacak.

(bkz: ava giden avlanır)
jassmine jassmine
deli dolu, bıcır bıcır, kıpır kıpır, süper bir insan ve avukat. el atmadığı konu yok nerdeyse. bazen kaldırdığım her taşın altından onun güler yüzü çıkınca ürkmüyor değilim ama o sevecenliği korkumu mutluluğa çeviriyor.

deli olduğunu kabul etmesi aslında kendinle ne kadar barışık olduğunun ispatı. 'delilik öyle kolay değil ufaklık' * diyerek sevgilerimi gönderiyorum.
eminsaydut eminsaydut
"göğün altında olmanın en güzel yanı istanbulda olmaktır; çünkü gökyüzü en güzel hallerini istanbulda verir insana. hasretlerle dolu sokaklar, umutlarla dolu barlar ve yalnızlığın son reddelerini hissettiren yabanci yüzler de istanbul göğünün altındadır. dünyanin tüm halleri bu şehirde birikmiştir ve tüm kokularını bu şehirden yaymaktadir. yıllarin yeryüzünde yarattığı nadide bir elmastır istanbul, dünyaca izlenen ve her defasında göz kamaştiran bir elmas." *

ve bu elması sevendir zarpandit. uzun bir aradan sonra yalnız sokaklarında gezerken fark ettiği, izbeliklerde bırakmış olduğunun kendisi olmasıdır. hayali bir masal kentinin gri manzarasına bakıp, neşelenendir ve gökteki güneşe inat, yeryüzüne güneş olandır gecenin karanlığında.

ve onunla ilk karşılaştığımda

"bir de baktım ki ben ben değilim artık; sûretim başka bir sûret ismim bir başkasının ismi; gönlüm ne yöne akar ben ne yöne.. verdiğin emaneti yitirdim yollarda, hata ettim.. kusur ettim.. affola.."*

ve gördüm ki

bu aralar anadolunun bir yerlerinde saklı durur. kendinin kendine biçtiği bir gizlilik hali. ve bu halde elif şafak okur. kendini bir beyoğlu sokağında bırakıp zarpandit olur.
mavi kukla mavi kukla
aynı ses içinde kaybolurken bana bir de elif şafak'ı armağan eden melek.. zarpandit, delilerin delisi korkmuyoruz delilikten!!

tesadüfler olsaydı buydu bir araya getiren bizi derdim hiç şüphesiz.. lakin şuan'dır bize gecmişle bağ kuran, tıpkı gelecekle kuracağı gibi...
ayrı ayrı yerlerde aynı ses icin atan kalplerin kesişmesiydi bu.. 'bir'di artık.. 'bir'dik...
bugüne attığımız her adım hazırlığıymış bu buluşmanın..
anlaşılamama'nın sığınmasıyla aynı melodilerde kaybolurken,anlamak zor degildi artık..

hoşgeldin dışlanmışlığıma.. dostların en delisi delilerin en güzeli en temiz yüreklisi...
mavi kukla mavi kukla
vakti zamanında soğuk, açlık, susuzluk, uykusuzluk demeden katıldığımız bir kanyon gezisinden görüntülere bakarken ne kadar özlediğimi daha da iyi anladığım kişidir kendisi... dosttur o.. yükseklik korkuma rağmen beni dağ tepe çıkmaya ikna edebilmiş ve elimi hiç bırakmamıştır... gülümsedim, tüm yorgunluğumuza meydan okurcasına ellerimiz havada 'ı feel good da da da da dam' diye çıldırma noktasındaki haykırışlarımıza...
dendelis dendelis
kuaför arkadaşı olduk.
türk filmi kadınları gibi sıcak hava üfleyen makineler kafamızda yanyana oturup türk kahvesi içeriz artık.
bacak bacak üstüne atıp laflarız sigaralarımızı tüttürürken. fal da bakarız birbirimize.
ben jale olurum o jülide...
sonra da konkene gideriz şekerim.
1 /