zavallı

oniyeoyleoldu oniyeoyleoldu
1990 yapımlı ilyas salman filmi. senaryo, yönetmen, başrol; ilyas salman.

çok hastalıklı bir filmdir. zeka özürlü bir karakteri canlandıran ilyas salman ailesi tarafından evlendiriliyor, kız da özürlü. ağabey rolündeki adam bunlara kötülükler yapıyor falan. çocukluğumuzun etkili filmlerinden.
nouvel nouvel
yazarların başlıklar için düşünüp yazdığı, tam da bir araya gelmişken, sevgili yazarın vazgeçip sayfayı yenilemesiyle sonsuza dek kaybolan kelimelere denebilecek en güzel söz.
bilebilebiikikere bilebilebiikikere
küçüklüğümün yürek parçalayanı, ilyas salman ne etmiş öyle, nasıl bir roldür o arkadaş, bir insan akli dengesi bozuk birini bu kadar hüzünlü, bu kadar gerçekçi oynar mı? hiç unutmam son anlarında filmin sağlam üzülmüştüm, ağlamışımdır vakti zamanında belki de, o zaman dünyayı böyle sanmıyoruz tabii, yeşil dünya, güzel insanların güzel dünyası, pehh pehh dinine yandığımın... neyse hatırlamıyorum şimdi, ama yok lan ağlamamışımdır ben, tabii olum ağlamam asla...


demiş ve gitmiştin demiş ve gitmiştin
zavallı !

zavallı ! dedi birden bire kendisine,uzun süredir kabul etmedigi bu sözü kabul etmişti en nihayetinde.
zavallıydı yapması gerekenleri yapmadıgı için, yorgun oldugu için.
zavallıydı yıprandıgı için.hiç bakmışmıydı acaba ne anlama geliyordu lugat'da zavallı kelimesi.bakmamıştı.baksa bile birşey degişmeyecekti.
onun için zavallı,zavallıydı. başka bişey degildi,ötesi yoktu. kendisini hep şu cümleyle ifade etmiye çalışırdı son zamanlarda 'biz bir tiyatronun son sahnesini oynayan oyuncularız' zavallıca. işde böyle devam ediyor benim hayat hikayem zavallıca.
arctic fur ve elementium plated exhaust pipe arctic fur ve elementium plated exhaust pipe
dünyası, beş arkadaşı ve okuduğu sınırlardan ibaret olan oksijen ısraflarına verilen genel isim. bilmen gereken bir şeyler daha söyleyeyim, çocuk. hiç kimse, bir diğerini, düşünceleri yüzünden sevmez. bunu birisinden duyduysan, o insanı öldür. çünkü seni kullanmaya çalışacaktır ve muhtemelen diğer bana benziyordur. hani, şu, senin kanını isteyen benden birisi. bir parçası. - hepsi ikiyüzlüdür ve bunu değiştirebilecek hiçbir halt yoktur. lakin ufak bir açık mevcuttur ki, o da bu pisliğin farkında olan ve bile bile yapmaya devam edenleri bulabilmektir. zira hayatının ufak bir döneminde dahi bir insan için kendinden vazgeçecek ve yalan söyleyeceksin. arkadaş dediklerinin hepsi de bir avuç fahişeden ibaret olacak çünkü arkadaş dediğin dalga başka bir boka yaramamakta. ne yazık ki, arkadaş edinmek için yanlış bir yüzyıl seçtin ve artık geri dönmen imkansız. o sebeple söylemeye çalıştıklarımı dikkatle dinle ve anlamaya çalış.

insanlar, düşüncelerinden nefret edecektir ama düşüncelerin hariç her şeyin için bir anda değişebilenlerin yüzdesi çok yüksektir. bu sebeple düşüncelerin yüzünden senden nefret edenlere sarıl. onlar samimi. onlar güzel insanlar. sınırları var.

zavallı olanlar mı? onları ancak ve ancak ufuklarından ayırt edebilirsin. ufukları, arkadaşlarından duyduklarından ibaret olacaktır.

sonra varacağın çok da güzel bir sonuç var - aslında bütün farklı düşündüğünü iddia edenler aynı halttır. hiç ama hiçbir farkları yoktur, dünyaya sözde bakış açıları dışında. ve baktıkları pencere o kadar dar, o kadar aşağılıktır ki; bu sefer sen nefret etmeye başlarsın ve o samimiler kadrosuna katılırsın. çünkü nefret ettiğin kabuğun dışı değildir; içidir.

insanlardan, her zaman, nefret et. daha az nefret ettiklerini arkadaş olarak yanında tut ve beraber nefret edin diğerlerinden.

zamanı geldiğinde hepsini öldüreceksin nasıl olsa. kendi çocuklarını dahi kesecekler, hayatta kalmak için.
carlos the dwarf carlos the dwarf
kendimce tanımını yaptığım kelime.
zavallı kime denir biliyor musunuz, sevgilisiyle aynı müzik zevkine sahip olmayan bir kızın sevgilisinin sevdiği grupları dinlemeye kasması. hadi bir yere kadar kabuldür tamam, merak eder dinler hatta beğenir bile. ama bir insan tutup da saatlerce aynı müzisyenin diskografisini dinlemez. tabii ki başkalarına aşık atmaya çalışıyor, çünkü zavallı. önceden bon jovi ve savatage dinleyen bir insanın son aylarda trip hop'a sarması ve ısrarla lastfm sayılarını arttırmaya çalışmasının gerçekten çok zavallıca olduğunu düşünüyorum. üstelik önceden binlerce kez dinlediği grupları siliyorsa. hahahaha.

(bkz: sevgili ile uyuşmayan müzik zevki)
bilinçli nötr bilinçli nötr
yönetmeni, senaristi ve baş rol oyuncusu i̇lyas salman’ın olduğu, müziklerini de cahit berkay’ın yapmış olduğu ve engelli bir insanın hayatını anlatan 1990 yılı yapımı türk filmidir.
bu sefer kesin bu sefer kesin
i̇nsandır.

uygulamada, suç teşkil etmeyen dava konusu ile ilgili ve genelde başka delil kalmadığı durumlarda tercih edilen bir delil yolu vardır; yemin. yemin metni dava konusuna göre uyarlanabilir ama inandığı kutsal değerler mutlaka yer alır bu yemin metninde.

müslüman olduklarını söyleyen bir çift davalı oldukları davada kendilerine yemin teklif edilince kabul ettiler ve yemin ederken davacıdan borç para almadıklarını bir kez daha, bu sefer yemin ederek söylediler. mahkeme sona erdikten sonra konuşurken, "biz parayı borç para diye almadık ki.. heheh" diyerek ettikleri yeminlerinin bu yüzden günah olmayacağını iddia ettiler.

şimdi bu çift, namazlarını kaçırmaz, oruçlarını tutar, hacca gider, kurban keser ve cennete gitmeyi bekler ya.. hiç mi korkmaz ya. ben korkardım mesela, yukarıda anlattığım olayı benim mini çakallığım sayesinde günah haneme yazmayan tanrıdan. bu kadar gerizekalı bir tanrının yarattığı cennetten şüphe ederdim ben.

ya da çüküne sahip çıkamayan müslümanlar. sen çoluk çocuk demeden taciz-tecavüz et ama sonra bir gusül abdesti al, oh mis, öyle mi?
lan sen senin tecavüzlerini cezalandırmayacak bir tanrının varlığından nasıl korkmazsın?! nasıl ya.. aklım almıyor.
vliegende nederlander vliegende nederlander
zail kelimesinden gelmiştir.

zail; "yok olan, ortadan kalkan" anlamına gelir.
zeval; "zail" kelimesinden gelmekte olup, "yok olma, yok edilme, suç, kabahat, sorumluluk" anlamına gelir.
zavallı; "zevalli" demek aslında. "suçlu, kabahatli, aciz" anlamına gelmektedir.