zeitgeist

2 /
skygazer skygazer
"abi ne olucak bu ülkenin hali" muhabbetine daha global bakan, aydınlatıcı bir belgesel filmi. din ve ekonomi konusunda dünyanın sazını eline alanların oynadığı gizli oyunları konu alır.
midlifekrysis midlifekrysis
ilginç insan.mesela bir bilmeceyle geldi bakara suresi uzunluğundaydı.bilemedim ama olsun.bir çok konuda tecrübe sahibi olduğunu az çok düşünüyorum.paylaşacak, ben de öğrenicem falan.şimdilik böyle.soran oldu mu?olmadı ama olsun.içimden geldi gençler.
korialstrasz korialstrasz
uçan adam. evet bildiğin bu adam uçuyor. o esra ceyhan'nın programına çıkan adam gibi de değil bildiğin uçuyor havada 10 saniye 20 saniye de kalmıyor yerine göre 2 saat yerine göre 5 saat aralıksız uçuyor hayır sadece kendi değil yaydığı enerji sayesinde etrafındakileri hatta bir kediyi bile uçurabiliyor. süper bi' adam harbiden superman mk..
enterro de estudante enterro de estudante
ateistlerin göğüs kabartarak izleyeceği ama en zekilerinin bile tanrının varlığıyla kapitalizmi özdeşleştiremeyeceğine inandığım kaliteli bir belgesel. olaylar ve kanıtları, kronolojik sıralamayı yapamayanlar için bir hayırsever tarafından derlenmiştir. güzel olmuş!
asmodeus asmodeus
aslında insanları sömürmeyi tanrı fikri ile değil kalıplaşmış ve yozlaşmış ilahi dinlere bağlayarak bilhassa hristiyanlık ve yahudiliği mısır mitolojisinden alınan kaylnaklarla açıklayan ve gayette başarılı bir çalışma ortaya koyan belgeselin aynı zamanda hareketin adıdır.
(bkz: zeitgeist movement)
erderomi erderomi
"dünyanın gerçek teröristleri gece yarısında karanlıklarda buluşmazlar veya bazı vahşi eylemlerden önce "allahu ekber!" diye bağırmazlar. dünyanın gerçek teröristleri 5000 dolarlık takım elbise giyerler ve finans dünyası, hükümet ve iş hayatının en yüksek pozisyonunda çalışırlar"
lasciatemi cantare lasciatemi cantare
aynı günde mi doğduk lan? beni kandırmıyorsa doğum günümüzün bugün olduğu sevgili yazar arkadaşım. annesigil para vermiş ona bugün. mutlu olmuş. benimkiler beni ayakkabıcıya götürdü, beğendiğim çizmeyi onlar beğenmedi, bi bok almadan geri döndük. keşke para isteseydim zeit. aklıma sıçıyorum şimdi.
the last smoke bender the last smoke bender
ağır animeci. öyle böyle değil. kalbinin üzerinde şu şekilde bir dövme varmış (tam tasvir edebilir miyim bilemiyorum ancak en yakınını buraya aktarmaya çalışacağım) ; "^^". dövme hemen hemen buna benziyor. biraz daha japonca ve animelisi bunun.

muhtemelen inkar edecektir bu durumu. ancak isteyene caps atabilirim.
independants independants
almaca'da zamanın ruhu anlamına gelir ve izlenmesi gereken bir belgeseldir.

hepsini okumaya takatiniz varsa zeitgeist aşağıdakileri anlatır.

bazıları seyredip hayatının değiştiğini bazıları da komplo teorisinden başka bir şey olmadığını söylüyor. film için 'postmodern isyan hareketi' tanımında bulunanlar var. bahsi geçen zeitgeist. her ay iki milyon kişinin izlediği belgesel filmler bizi derin uykudan mı uyandırıyor yoksa narkoz etkisi mi yapıyor?

hiçbir tanıtım yapmadan, internet üzerinden yayılarak 100 milyondan fazla kişinin izlediği belgesel oldu. bu sayıya 2 milyon kişinin her ay eklendiğini hatırlatalım. filme ilgi o kadar büyüktü ki bir süre sonra kendiliğinden bir 'harekete' dönüştü zaten. fanları 15 mart zeitgeist günü olarak kutlamaya başladı bile. bahsi geçen film serisi zeitgeist! almanca'da 'zamanın ruhu' anlamına geliyor. ilk filmi zeitgeist movie'nin yapım yılı 2007. yönetmeni peter joseph. internet üzerinden ücretsiz dağıtılan belgeselin estirdiği rüzgardan sonra ikincisi geldi. zeitgeist addendum da en az birincisi kadar insanları ekran başına çiviledi. şimdi herkes serinin üçüncü filmi zeitgeist 3 - tabula rasa'yı (boş levha) bekliyor. 2010'un başlarında internete düşmesi beklenen filmde venüs projesi anlatılıyor.

filmlerde verilen genel mesaj şu: kandırılıyorsunuz! dünyanın manipülasyonlar zincirine maruz kaldığı anlatılıyor. filmlerin ilk bölümünde hıristiyanlık ve yahudilik masaya yatırılıyor. ikinci bölüm 11 eylül saldırılarının perde arkasını veriyor. üçüncü bölümde 11 eylül benzeri olayları yaşayan ülkelerde neler olup bittiği anlatılıyor. sadece amerikan filmlerinde görmeye alıştığımız dünyayı yönetmek isteyen kötü güçler'e geliyor. filmde şöyle bir mesaj veriliyor: tek dünya devleti kurmaya çalışanlar var, uyanık olun! izlerken kendinizi 'büyük plan'ın içinde önemsiz bir ayrıntı gibi hissediyorsunuz. çünkü bu belgesellerde savaşları, saldırıları, dünyanın en büyük aile şirketlerini, bankaları, para sistemini sorgulamaya başlıyorsunuz.


zeitgeist'ın komplo teorileriyle donatılmış olduğunu düşünenler de var tutarlı diyen de. eleştirenler arasında emrah alpat, tunca arslan, erol bilbilik, haluk hepkon ve karin liebhart geliyor. hatta hepsinin imzasının bulunduğu bir kitap bile çıktı: zeitgeist ne anlatıyor? ne olursa olsun bütün bunlar onu son yılların en çarpıcı, 'dikkat çekici', seyretmeye değer sözlerinden mahrum bırakmıyor. işte iki cephenin düşünceleri...

onlar neo-nazilerle ilişkideler


zeitgeist filmlerindeki iddiaların hiçbirisinin yeni olmadığını söyleyen haluk hepkon yeni olanın bu iddialara dünya çapında gösterilen ilgi olduğunu belirtiyor. ona göre bunun nedenlerinden biri bütün dünyada abd saldırganlığına karşı yükselen öfke. ikincisiyse içindeki ideolojik iklim. new age (yeni çağ) akımların, komplo teorilerinin giderek hakim olduğunu savunan hepkon şunları söylüyor: zeitgeist bütün bunların bir araya gelmesiyle belli bir etkiye kavuşabiliyor. zeitgeist, 'sistem eleştirisi' adı altında abd'li ve avrupalı neo-nazi grupların komplo teorilerini tekrarlıyor. buna göre dünyayı perde arkasından yönetenler vardır, bunlar tek dünya devleti kurmak istemektedir, hepimize çip takmayı hedeflemektedirler. aslında zeitgeist'ın bu noktaya varması tesadüf değildir. geçmişte ve günümüzde batı'daki ezoterik akımlar hep aşırı sağcı akımlarla ilişki içinde olmuştur. zeitgeist'ın sistem eleştirisi diye önümüze koyduğu, batı'daki aşırı sağcı grupların new age hurafelere bulanmış zırvalarından ibarettir. türkiye'de antiemperyalizmin ne kadar önemli olduğunu unutmamak gerekiyor. son derece ciddi bir iştir ve meczupların eline bırakılması mümkün değildir. bu yüzden zeitgeist türü saçmalıkların eleştirisi son derece önemlidir.

çamur atmak için can atıyorlar


zeitgeist'ın uzun araştırmalarla sağlam argümanlar üzerine inşa edildiğini ileri sürüyor özdemir. 'zeitgeist kimseyi bir şeye zorlamıyor. tabiri caizse kimsenin kanına girmiyor' diyen özdemir eleştirilere şöyle yanıt veriyor:bu yazarlar zeitgeist' ın bilgi kirliliğine sebep olduğunu iddia etmekte fakat farkında olmadan asıl bilgi kirliliğine kendileri yol açıyorlar. belgeselleri hazırlayan bir grup diye bir şey yok! birinci belgeseli peter joseph tamamen kendi hazırladı. ikincisinde ise yine aynı şey sözkonusu, sadece son 5 küsür dakikalık bölümdeki animatör ve besteciler trevor murphy, eric clinton ve tim mccauley' den oluşuyor. neonazi grubuyla ilişkide olan, new age diye tabir edilen ve haluk hepkon'un eleştirisinde belirttiği gizli cemiyetlerle ilişkide olan bir hareket, nasıl olur da tek bir adama belgesel hazırlatır? bu akla mantığa sığıyor mu? geniş bir sermayeye sahip olan new age temsilcileri, nasıl olur da jeacque fresco'ya destek çıkmaz ve fresco parası olmadığı için kendi tasarladığı evleri satılığa çıkarır? bu ülkede millet birbirine ya da bir şeylere çamur atmak için can atıyor.

dünyaya eskisi gibi bakamıyorum


zeitgeist'ı ilk seyrettiğinde hayatının seyrinin bir anda değiştiğini söylüyor mustafa sandal. 'konuları ele alış şekli ve ardı ardına sıraladığı argümanlar beni gerçekten çok şaşırtmıştı. ben zeitgeist'ı izledikten sonra dünyadaki ekonomik sisteme eskisi gibi bakamıyorum. yıllarca kurgulanmış büyük bir plan var ve bu kurgunun ne olduğunu o belgeseli izleyince anlayabiliyorsunuz. teknolojinin hayatımızı kurtarıp kurtaramayacağını bilemiyorum ama tüm yaşamımızı yönlendirmeye başladığı kesin. çok yakında dokunmayı bile unutacağız, her şey sanallaşmaya başladı. böyle bir teknoloji mi hayatımızı kurtaracak? bilemiyorum. bekleyip görmek lazım.

ok yaydan çıktı bir kere...


zeitgeist küreselleşme ve standartlaşmanın sanayi sonrası, neredeyse modern köleler haline gelen insanların içine biriken yorgunluk, mutsuzluk, endişe, isyan, soru ve haykırışlara tercüman olduğu için milyonlarca insan tarafından izlendi, diyor tarhan. filmlerin aşırı dozda üretim ve tüketim komasına giren kitlelerin durumuna teşhis koyduğundan bahsediyor. bir kalıba, tek tipliğe sıkıştırılmaya çalışılan insanları kendine getirdi. bence başarılı bir derleme, iyi bir ayna olmuş zeitgeist. çok önemli bir farkındalık penceresi açtı. gelecek, hayat, başarı, iş, para vb. gibi önemli konularda şablonlarımızı bozmalı, aklımızı serbest uçuşa bırakmalıyız!. aklımızı, bilgi ve teknoloji ile uyumlu, yararlı kullanmayı becermeliyiz. dünya tarım, sanayi ve bilgi toplumu olma dönemlerini tamamlayıp sibernasyon çağına geçti.


bu döneme akıl çağı da deniyor. zeitgeist'ta seyrettiğimiz gibi aptallıkları yapma toleransımız yok artık. yaparsak hiç kuşkusuz kendimizi ve evreni yok edeceğiz. bu milenyum insanları, insanlık tarihinin en buluşçu jenerasyonu.



nano ve genetiğin dönüştürücü olacağı bu çağda, buluşçu insanlığın büyük de sorumluluğu var. evreni ya yok edecek ya da daha iyiye yol almasını sağlayacaklar. arası yok! aklımızı başımıza devşirmemiz lazım. zeitgeist bunu söylüyor aslında. ben eleştirenlere katılmıyorum. ütopik değil gerçekçi ve aydınlatıcı bir belgesel bu. zeitgeist'ta anlatılan sistemlerle güç odağı oluşturmuş düzeneklerin böyle reaksiyonlar vermeleri çok normal.

her büyük değişim, dönüşüm döneminde olur böyle şeyler.

birileri direnir, birileri daha öteleri işaret eder, oraya doğru yola çıkar.



zeitgest yaydan çıkan oktur!geriye dönüş de yoktur.
dadundan yinmazz dadundan yinmazz
yemin ediyorum bu belgeseldeki adamlara tasavvuf kitaplarını yollayalım müslüman olmazlarsa neyim. adamlar bilimsel yolla bu dünyanın yalan olduğunu güzelce anlatıyorlar üçüncü filmde. "şimdi siz evlere sahipsiniz ya da arabalara. lakin siz bu dünyada zaten kalıcı değilsiniz ve gerçekte hiçbir şeye sahip değilsiniz" bu dünyanın gelip geçici olduğunu daha nasıl anlatsın adamlar.

dinin yalan olduğunu söylüyorlar ama bunu sadece bozulmuş hristiyanlık üstünden yapıyorlar, islamiyeti hiç incelemedikleri için onun bahsi bile geçmiyor.

son zamanlarında ise "-izm" lerin ne kadar yalan olduğunu anlatıyorlar. "biz bu sistemleri anlatınca bize siz marksistsiniz diyorlar. yok öyle bir şey" diyorlar daha ne desinler. "her izm kendi zamanında kendi ihtiyaçları doğrultusunda şekillenmiştir."
2 /