zeitgeist the movie

1 /
dream with the fishes dream with the fishes
komplo teorileri üzerine olan bir belgesel.11 eylül,jfk suikastı gibi tarihe gizemli ve şüphe uyandıran olaylar olarak geçen ve üzerlerine yüzlerce komplo teorileri yazılan tarihsel olaylar hakkında yeni teoriler üretip bunları kanıtlarla pekiştirmeye çalışıyorlar.tavsiye edilir.burdan izleyebilirsiniz:
the zeitgeist film series gateway | zeitgeist: the movie, zeitgeist: addendum, zeitgeist: moving forward official site for 'zeitgeist: the movie', 'zeitgeist: addendum', 'zeitgeist: moving forward' and zeitgeist: beyond the pale by peter joseph zeitgeistmovie
panavision panavision
ilgi çekici bilgiler içeren bir belgesel, tamamı bedava bu sitede izlenebilinir the zeitgeist film series gateway | zeitgeist: the movie, zeitgeist: addendum, zeitgeist: moving forward official site for 'zeitgeist: the movie', 'zeitgeist: addendum', 'zeitgeist: moving forward' and zeitgeist: beyond the pale by peter joseph zeitgeistmovie
özellikle 9/11 hakkındaki teoriler çok enteresan

not: martin 15'inde saat 13.00 boğaziçi üniversitesinde de gösterilecekmiş (sayfasinda öyle yaziyor)
düzen ve kargaşa düzen ve kargaşa
***
en tepeye edit:
(tek parça halinde, alt yazılı)
***

not: ilk bölümün başında tibetli bir erenin konuşması var. ancak bu konuşmanın alt yazısı hazırlanmamış. tek eksik olan bu bölüm için hayırsever bir arkadaş tercüme yapmış. buraya alıntılıyorum:

maneviyat özel bir terimdir ve sezgisel yaklaşım anlamına gelir. teist gelenekte, bir kelimeye bağlı kalma (bir kelimeye tutunma) eğilimi vardır. bazı eylemler tanrı prensibini kızdırır. bazı eylemler ise tanrı prensibi tarafından hoş olarak değerlendirilir. tanrı prensibi bulunmayan (ateist) gelenekte ise daha çok doğrudan doğruya hedefe odaklı iletişimden dolayı, olayların geçmişi (geçmiş hikayeler) pek önem ifade etmez. asıl önemli olan "burası" ve "şimdi"dir. şimdi ise, şüphesiz olan şimdiki andır. "şimdi"de mevcut durumları, yerinde ve zamanındakini deneyimlemeye, yaşamaya çalışırız. tam orada, o anda. geçmiştekine şu an sahip olabilirdim düşüncesinin bir anlamı yoktur (bir geçmiş var olduğu için, "şimdi"ye sahip olduğumuzu düşünmenin bir anlamı yoktur). bu "şimdi"dir. tam şu an. mistik (gizemli) bir yanı yok, sadece "şimdi", çok basit, dosdoğru. ve bu "şimdi sezgisi"nden bir şekilde bir aklın anlama yetisi doğar. şöyle ki; gerçeklikle sürekli etkileşimdesinizdir. ardı ardına, mekandan mekana, birbirini takiben. aslında bu her zaman deneyimlediğimiz muhteşem bir duyarlılıktır. fakat kendimizin, şimdi tarafından her an tehdit edildiğini sanıyoruz, dolayısı ile bu yüzden geçmişe veya geleceğe atlarız.

dikkatimizi, yaşamımızda var olan maddi çeşitliliğe, sürmekte olan o zengin yaşamımıza odakladığımızda devamlı süregelen bir seçim olanağı var olur. ama hiç birini kendi başlarına doğrudan doğruya iyi veya kötü olarak göremeyiz. her ne yaşıyorsak, ön yargısız bir tecrübenin ürünüdür. onlar üzerinde şöyle etiketlerle gelmezler: "bu kötü olarak değerlendirilmeli" veya "bu iyidir". biz onları yaşıyoruz, deneyimliyoruz ama aslında onlara gerekli olan dikkatimizi vermiyoruz. bir yere gittiğimizi gerçekten algılamıyoruz. bunu bir yük, bir mücadele gibi görüyoruz. ölümü bekliyoruz! ölümü bekliyoruz! (eko) işte sorun da bu. öyleyse bu, "şimdi" sezgisine yeterince güvenmemektir. alında "şimdi"de deneyimlediğimiz şey, içinde muhteşem ve kuvvetli şeyler içerir. o, o kadar güçlü ve haşmetlidir ki, onunla yüzleşmek istemeyiz. bu sebepten dolayı devamlı geçmişten borç alırız ve geleceği davet ederiz. her zaman. belki de dini aramamızın sebebi de budur. belki de bu yüzden sokaklarda uygun adım yürürüz. belki de bu yüzden toplumdan şikayetçiyiz. belki de bu yüzden başkanlara oy veririz. bu epeyce ironik, hatta çok tuhaf."

chogyam trungpa rinpoche - (1939-1987)

indirmeye gelince.

http://zeitgeistmovie.com/torrents.html adresinden indirilebilmekte. bu adreste, verilen torrent linkinden dosyayı çekebilmek için gerekli olan torrent programlarından birisinin de (`bittorrent) linki verilmiş. dileyen videoyu indirmek için `utorrent azureus` vs. gibi torrent indirme programlarını da kullanabilir. bilgisayarınızda, xvid türü videoları izleyebilmek için gerekli olan `codec`'ler de yine bu adreste mevcut.

indirdiğiniz videonun dili ingilizce. indirdikten sonra türkçe altyazıyla izlemek isterseniz, önce şu adresten altyazı dosyasını çekin: türkçe altyazı - dizi, film, sinema, altyazı sitesi türkçe altyazı, yeni film ve güncel dizi altyazıları, ayrıntılı bilgileri, afişleri, fragmanları, çevirmenleri ve vizyondaki filmleri turkcealtyazi

iyi seyirler.

(bkz: zeitgeist)
keyif pezevengi keyif pezevengi
adamda gidip başkalarına da bu filmi izlettireyim düşüncesini veren bir belgesel. uyutulan insanlığa bir tokat. gittim 5-6 kişiye tavsiye ettim, baktım güruh izlemiş hatta propagandasını bile yapmaya başlamışlar. titan saadet zinciri gibi bişi oldu efendim.
devil devil
hayatımız yalanmış dedirtecek bir belgesel. 3 bölüm halinde dünyanın gidişatını (aslında konu genelde abd'nin gidişatı ama kendileri süper güç olduğundan bütün dünyayı ilgilendiriyor) inceliyor:

---seyir zevkinin içine edecek şekilde spoiler---

-----------izleyin öyle gelin okuyun-----------

1. the greatest story ever told: anlatılmış en iyi hikaye (belgesele özgü kişisel çevirim: yutturulmuş en iyi hikaye)
konuya dini kurumların insanları maddi yönden sömürdüğünü, işlerine karışılmayan tek kurum olmasının kimseyi neden rahatsız etmediğini söyleyerek giriyor. güneşin bütün pagan dinlerinde nasıl ilahlaştırıldığına ve pagan dinleri arasındaki benzerliklere değiniyor. aslında dini şahısların tamamen astrolojinin ve çeşitli efsanelerin sembolize edilmesinden açığa çıktığı anlatılıyor. hristiyanlığın da bütün bu pagan dinlerin bir çeşit kolajı şeklinde hazırlandığına dikkat çekiyor. belgeselde dine bu denli zaman ayrılmasının sebebi dinin insanları uyutma, manipüle etme ve birbirine düşürme gibi amaçlara hizmet edebileceği ve insanlığın birbirine karşı en güçlü silahın din olması sebepleri yatıyor. yalnız din konusuna sadece hristiyanlık ve biraz yahudilik olarak eğilmiş, islamın temellerinin bu iki din olmasına karşın pagan dinlerindeki semboller ve olaylar müslümanlıkta yeterince bulunmuyor. islama da eleştiri getirebilmesini beklerdim bu belgeselden. ayrıca dan brown romanları kurgu olmasına rağmen hristiyan dünyasında bu kadar tartışılmışken, bu belgeselde açıklananlar hakkında neden tek kelime yorum yapan yok medyada onu da anlayabilmiş değilim.

2. all the world's a stage: bütün dünya bir sahne
hava korsanlarının nasıl el altından finanse edildiğini, finansmanı sağlayanlarla siyasilerin yakınlıklarını göstererek işe başlıyor. ayrıca intihar saldırısı yapan kişilerin tamamen düzmece olduğu ve bazılarının hala yaşadığı söyleniyor. sonra usame bin ladin'in abd ile olan yakın ilişkilerini ve 9/11 saldırılarını yapabilecek kapasitede olmadığını gösteriyor. daha sonra uçak enkazlarının gerçekte olmasından çok daha alakasız olduğunu ve gereken kanıtların (cesetler, uçak motorları) bulunamadığını gösteriyor. en dikkati çeken pentagon enkazı, sadece tuğlalar ve toz var, bütün uçağın patlama sonucu "buharlaştığı" rapor edilmiş. enteresan olan enkazdan cesetlerin çıkarılmış olması ki uçağın buharlaşmasına rağmen cesetlerin kalabilmesi tamamen saçmalık. sonrasında wtc kulelerinin uçak çarpmasıyla değil de başka planlanmış sebeplerden yıkıldığını sağlam argumanlarla bize sunuyor. ardından uçakların aynı yıl içerisinde 11 eylül haricinde %100 hatasız çalışan hava savunma sistemini nasıl aşabildiklerini gösteriyor. sonrasında memleketimdeki uçan kuşu dahi benden önce gören cia'in uçakların çarpacağı konusundaki istihbaratları göz ardı etmesinin saçmalığından dem vuruyor. ardından bu saçmalığın, olayı tamamen cia'in organize hatta finanse etmesinden olduğu anlaşılıyor. bu bölümdeki en etkileyici sahne bence binaya uçak çarptıktan sonra telefonla bağlanan birinin diyaloğu sırasında binanın çökmesi ve bir anda bağlantının kopması.

3. don't mind men behind the curtain: perdenin arkasındaki adamları önemsemeyin
bu bölümde amerikan tarihi ve finans sistemi özet geçiliyor. ünlü bankerlerin spekülasyonlar ile ülkenin finans kaynaklarını nasıl ele geçirdiğini, sanki çocuk oyunuymuşçasına anlatıyor. suni buhranlar yaratarak bankaları ve şirketleri ucuza kapatma yöntemiyle zenginler iyice zengin oluyor. bu da yetmezmiş gibi savaşları sürekli destekleyip finanse ediyorlar. 1. dünya savaşı, 2. dünya savaşı, vietnam savaşı ve şimdiki "küresel terör" savaşlarına abd'nin nasıl yapay nedenlerle girdiği açıklanıyor. toplumun din, çarpık eğitim sistemleri ve medyayla nasıl uyutulduğu gösteriliyor. en son olarak bütün bu sistemin ne yapmaya çalıştığı konusunda fikirler yürütülüyor (burda yazmıyorum). bence çok da akla uzak projeler değiller.

----spoiler sonu----

ortalama bir insanı çok ağır bir dil olmadan birçok konu hakkında bilgi sahibi yapan (pagan sembolleri, günümüz finans sistemi, abd tarihi vs. ) ve sunduğu savları güçlü argümanlarla destekleyen bir belgesel. tek kötü yanı olaylara abd toplumu açısından bakıyor.

izleyin izlettirin.


not: aslında bir baktım şöyle yazdıklarıma da insanları manipüle etmenin en iyi 3 yolu, din, milliyetçilik ve paraymış. tarihi sürce bakarsak insanlar hep bu 3 yolla kandırılmışlar, birbirine düşürülmüşler, dolandırılmışlar. bu belgesel sadece bu gerçekleri insanın yüzüne vuruyor.
devil devil
bazı insanların "hahayt bunları mı bilmiyosunuz, kıçımın kenarları" yaklaşımıyla ele aldığı belgesel. "her insan herşeyi bilmek zorunda değildir, ama öğrense güzel olur" felsefesini aşılamak isterim bu tip insanlara.
orochimaru orochimaru
---spoiler---

aaron russo: "what are you doing this for? what's the point of this thing? you have all the money in the world you'd ever want, you have all the power.you know, you're hurting people,it's not a good thing."

nicholas rockefeller: "what do you care about the people for?take care of yourself,and take care of your family."

aaron russo: "what are the ultimate goals here?"

nicholas rockefeller: "the ultimate goal is to get everybody in this world chipped with an rfid chip.and to have all the money to be on those chips, and everything on those chips. and if anybody wants to protest what we do or violate what we want, we just turn off their chip."


---spoiler---
cursedsw cursedsw
belgeselin başında söylenen: "tanrının ne olduğunu bilmiyorum ama ne olmadığını biliyorum" sözüyle 1. bölümde anlatılanların daha iyi anlaşılması açısından önemli cümlelerden biridir.keza 1. bölümü oluşturan dinsel konulara olan ağır eleştirilerin daha iyi anlaşılmasını sağlıyacağı düşüncesindeyim.
tarshalafi tarshalafi
spoiler

mısır'daki yaklaşık 3500 yıllık luxor tapınağı'nın duvarlarında bakire gebeliğini, horus'un doğumu ve kutsanmasını gösteren resimler vardır. resimler, thaw'un bakire ısis'e horus'a
hamile kalacağını söylemesiyle başlar, daha sonra kutsal ruh nef, bakireyi hamile bırakır, bakire doğum yapar ve bebek kutsanır.

pers'li mithra, 25 aralık'ta bir bakireden doğdu. 12 havarisi vardı ve onlara mucizeler gösterdi. ölümünden sonra 3 gün gömülü kaldı ve yeniden dirildi. "gerçek" ve "ışık" gibi birçok farklı isimle anıldı. ilginçtir ki, mithra'nın kutsal ibadet günü pazar'dı.

hindistan'ın krişna'sı bakire devaki'den, doğumunu müjdeleyen bir yıldızla birlikte dünyaya geldi. havarilerine mucizeler gösterdi, ölümünden sonra tekrar dirildi.

firigya'nın attis'i, 25 aralık'ta bakire nana'dan dünyaya geldi, çarmıha gerildi, gömüldü ve 3 gün sonra dirildi.


12 havarisiyle gezen, hastaları iyileştiren, meryem'in oğlu isa adında birinin yaşadığını kanıtlayan incil dışında herhangi bir delil var mıdır? isa'nın yaşadığı iddia edilen zaman aralığında ya da daha sonraları akdeniz çevresinde sayısız tarihçi yaşadı. bunların kaç tanesi bu insanı kaleme aldı?
hiç biri.

toplumsal kontrolü sağlamak için isa'yı tarihi bir karekter haline getirmek, politik bir gereksinimdi. m.s 325 yılında roma hükümdarı constantine, nicea konsey'ini topladı. bu görüşmeler sırasında, politik olarak şekillendirilen hristiyanlık öğretileri kabul edildi. ve bu tarihten itibaren hristiyanlık adına kan dökülmeye başlandı. bunu takip eden 1600 yıl boyunca vatikan, tüm avrupa üzerinde etkili politik bir kale haline geldi. "karanlık çağlar" olarak anılan
zaman dilimlerine liderlik ederek, engizisyon ve haçlı seferleri gibi olaylara neden oldu. hristiyanlık, benzeri bütün ilahi inanç sistemleri gibi döneminin hurafesidir.

ayrıca hristiyanlığın değerlerinden haç, paskalya, 3 gün ölüm sonra dirilmeyi dünyanın hareketlerine kanıtları ile bağlamaktadır.

spoiler
ne içersen iç su iç ne içersen iç su iç
-------------zeitgeist the movie'den alıntı------------

içinde yaşadığımız tüm bu sistem, bizim güçsüz olduğumuzu, zayıf olduğumuzu, toplumun kötü olduğunu, suç içinde yüzdüğünü dayatır durur.
hepsi büyük bir yalan!
biz güçlüyüz, güzeliz, harikuladeyiz. gerçekte kim olduğumuzu ve nereye gittiğimizi anlamamamız için hiçbir neden yok. sıradan bir birey güçlü olamaz diye birşey yok. düşünüyorum da, hayatımın 30 yılını geride bıraktım, bu 30 yıl boyunca hep birşeyler olmaya çalıştım. birşeyleri iyi yapmak istedim, teniste iyi olmak istedim ve okulda ve notlarımda. ve hayata hep şöyle bir perspektiften baktım: şu halimle yeterli değilim ama, eğer şu işte iyi olabilirsem...
şimdi farkettim ki bu oyunu yanlış anlamışım.
çünkü oyunun amacı, zaten olduğum şeyi bulmakmış.

bizlere kültürümüzde, bireysel farklılıkların karşısında durmayı öğrettiler hep. bir insana bakıyoruz ve ona hemen bir yafta yapıştırıyoruz.
neşeli, aptal, yaşlı, genç, zengin, fakir.. ve bu ayrımı yaptıktan sonra, onları kategorilere ayırıyoruz ve o şekilde davranıyoruz. ve sonra baktığımızda sadece, ayırdığımız şekilde duran bizden ayrı birçok insan görüyoruz.

gerçeği anlamanın en dramatik yönlerinden biri de başka bir insanla birşeyler paylaşmak ve ansızın ortak yönlerinizin olduğunu görmek, sizden farklı olmadığını anlamaktır. anlamamız gereken gerçek; senin içindeki cevher de, benim içimdeki cevher de aynı, tek. anlamamız gereken, bir başkası yok. aslında herkes tek.
ben richard albert olarak doğmadım,ben sadece bir insan olarak doğdum ve bütün bu, "ben kimim?", "iyi miyim kötü
müyüm?", "başarabilir miyim? başaramaz mıyım?"safhasını sonradan öğrendim.

---------------------------------------------------------------

zeitgeist the movie'nin en önemli ve değerli kısmının bitişteki bu cümlelerde olduğu kanısımdayım.
strateji strateji
anlatılan şeylerin çoğuna dair herhangi bir kaynak sunmuyor. ne bileyim, kullandıkları alıntılar için kitap adı, sayfa numarası ya da bahsettikleri north american union için herhangi bir gazete haberi göstermemişler. 11 eylül'le alakalı, olay sabahı george w bush'un usame bin ladin'in akrabalarından biri ile birlikte olduğu iddiasıyla ilgili de kaynak sunmuyorlar. söylüyorlar ve geçiyorlar. bu da inandırıcılığını sarsıyor. sonda bahsettikleri tek dünya devleti de çok inandırıcı değil. her şeyi sıralıyorlar ve sadece ama sadece bir alıntı ile -ki onun da doğruluğu şüpheli- konuyu oraya bağlıyorlar. şu anki politikaların nihai hedefinin tek dünya devleti olduğu iddiası için daha çok argüman ortaya konulmalı. kısacası, pek çok iddia ortaya atıyorlar. ancak bu iddiaların doğruluğu ile ilgili pek fazla kaynak sunmuyorlar. o yüzden söyledikleri her şeye "doğrudur" gözü ile bakılmamalı.

ha olumlu yönleri de var. din ile ilgili birinci bölüm, dindar bir hristiyanın inancını sarsacak kadar etkili bir şekilde kurgulanmış. fed ile ilgili, amerika'nın 1920'lerde yaşadığı ekonomik krizler ile ilgili bilgiler de, konuyla ilgili pek bilgisi olmayan bir insan için iyi bir başlangıç. 11 eylül'le ilgili bunun bir "insider job" olduğu ile ilgili pek çok teori zaten yıllardır pek çok kaynak tarafından dile getiriliyor. onlar buna pek yeni bir şey katmamışlar ama başarılı bir kurgu ile gayet güzel bir şekilde hepsini bir araya getirmişler, bu açıdan başarılı.

dinlerin ortaya koyduğu tanrı tasviri için de güzel bir şey söylemişler:

"
religion has actually convinced people that there's an invisible man living in the sky who watches everything you do, every minute of every day. and the invisible man has a special list of ten things he does not want you to do. and if you do any of these ten things, he has a special place, full of fire and smoke and burning and torture and anguish, where he will send you to live and suffer and burn and choke and scream and cry forever and ever 'til the end of time!

but he loves you.
"

ek: selenge uyardı,http://www.zeitgeistmovie.com/transcript.htm linkinde 1. bölümdeki alıntıların kaynaklarını listelemişler. bunlara 2. ve 3. bölümdeki alıntılar da eklenirse -ki ekleyeceklerini belirtmişler- söylenenlerin doğruluğunu araştırmak için daha uygun bir zemin oluşabilir. ayrıcahttp://www.zeitgeistmovie.com/sources.htm linkinde de kaynaklar var. oraya da bakılabilir.
xix xix
aslında islamı ayrı bir yere koymayan film. zaten dinlerin temelini, astronomi ile ilişkilerini genel olarak ele alıp örneklerle ortaya koyuyor. akabinde dinlerin "yazılış" amacını da açıklayıp dinlere bir güzel giydiriyor. islama da bir iki dokundursaydı denebilir tabii lakin genel bakış açısı bu eksikliğin önemini azaltır nitelikte kanımca. zaten filmin amacı zihinde bir kıvılcım çakmak olduğundan aynı bakış açısıyla kuran açılıp incelenebilir çok arzu edilirse. yoksa "bak islam'ın yeri ayrı aga" mesajı vermiyor alttan alttan. böyle bir kanı varsa meselenin özü tam idrak edilememiş demektir.
1 /