zelzele

zeus zeus
hesap makinesinde 1244244 rakamını 3 ile çarpıp, ters çevirip baktığınızda göreceğiniz yazı..fazla mantık aranmaması gereken ilkokulvari geyikler ve şakalar grubundan..
bimekan bimekan
sezen aksu'nun firuze albümünden güzel anlamlı bir şarkı.
söz-müzik: orhan gencebay

bu gece şehirde bir tevekkül
var var var var
can alışverişte
her taraf pazar
ayaklar altında hey hey
sabaha kadar
kubbeler hu çeker
kullar sallanır
huuu, huuu, huuu

bu nasıl ibadet
kimin çağrısı?
vay vay vay vay
bütün bakışlarda safran sarısı
evler secde etmiş gece yarısı
odalar hu çeker
holler sallanır
huu huuu huu

ne yardan haber var artık ne serden
vay vay vay vay
göz gözü görmüyor
kardan topraktan
telgraf telgraf hey hey
ayrılıklardan
direkler hu çeker
teller sallanır
huu huuu huuu

nedir topraktaki bu iniş kalkış
vay vay vay vay
bir tarafta ecel
bir tarafta kış
bütün bahçelerde hey hey
ayin başlamış
ağaçlar hu çeker
dallar sallanır
huuu huuuu huuu
kızıl tamu kızıl tamu
objelerin iniş kalkışının ibadet olarak betimlendiği tüyleri diken diken sezen aksu şarkısı.




bu gece şehirde bir tevekkül
var var var var!
can alışverişte,
her taraf pazar.
ayaklar altında hey hey
sabaha kadar!
kubbeler hu çeker,
kullar sallanır!
huuu huuu huuu!

bu nasıl ibadet?
kimin çağrısı?
vay vay vay vay
bütün bakışlarda safran sarısı.
evler secde etmiş hey hey
gece yarısı!
odalar hu çeker,
holler sallanır.
huuu huuu huuu!

ne yardan haber var artık ne serden.
vay vay vay vay!
göz gözü görmüyor,
kardan topraktan.
telgraf telgraf hey hey
ayrılıklardan.
direkler hu çeker,
teller sallanır.
huuu huuu huuu!

nedir topraktaki bu iniş kalkış?
vay vay vay vay!
bir tarafta ecel,
bir tarafta kış!
bütün bahçelerde hey hey
ayin başlamış!
ağaçlar hu çeker,
dallar sallanır!
huuu huuu huuu!
theokoles theokoles
tevfik fikret'in, oğlu haluk'un 1310 (10 temmuz 1894) depremi sırasında dünyaya gelişini anlattığı karamsar temalı şiiridir:

"bin üç yüz ondu... henüz dün bu köhne izbeye sen
misafir olmuştun,
ki hep sinirli ve hummalı hastalar gibi yer
birden
için için ve uzun
bir ihtilâc ile çırpındı, kırdı, yıktı.. keder
ve korku yüzleri soldurdu; evler, âileler
birer döküntü; kalanlar bütün ezik, kurâda
bir inkısâr-ı huşu’ en şerefli başlarda,
minareler bile ser-be-zemin.
beşer bu sadme-i meş’ûma böyle uğrar da
biraz tenebbüh eder.
biraz tenebbüh için bin bela.. ne ders-i haşin!

sen işte böyle günlerin misâfirisin,
hayatın elbette
kolay ve neş’e-feza bir seyâhat olmayacak;
lâkin
bu tîn-i mihnette
kolay ve neş’e fezâ bir siyahatin ancak
hayâli vardır; uzak bir serâb için koşmak
nihâyetinde yorulmak ve boş yorulmaktır;
hayt-ı dîv-i hakikatle çarpışan kazanır;
zafer biraz da hasar ister;
koşan cihd-ı maâliye şanlı, lâkin ağır,
mahûf adımlar atar,
önünde zelzeleler, arkasında zelzeleler. "