zerda

sycrone one sycrone one
ne karın ağrısı diziydi bu yalebbim.

klişe bir lafla başlayayım; normalde televizyon izlemem. valla bak. sözlükteki online istatistiklerime bakarak anlayabilirsiniz zaten bunu. öğlen iş-okul, akşam sözlük. asosyalim. of neyse, misal eskiden sadece cnbc e izler, cumhuriyet okur, chopin dinlerdim. türk kanallarına yüz vermez, arada zaga'ya falan bakardım işte.

ama ne kadar kaçmak istesem de türk televizyonlarındaki programlardan, ebeveynlerimin "gene kapandın in'ine, çıkmıyorsun dışarı hiç" baskılarına dayanamaz, onların da gönlünü hoş tutmak için birçok akşam 30 dakikalığına falan yanlarında oturur, gönüllerini alır, çekirdek çitlerdim. o akşamlardan kalma bir hastalığım var şimdi; ağır aksak dizileri izleyemiyorum.

evet, hastalık hastası etti bu dizi beni. muhtemelen türk televizyon tarihinin gördüğü en ağır dizilerden birisiydi. diyalogları bayıcı, oyunculukları boktan, oyuncu kadrosu bokum gibiydi. o akşam aile yanında geçirdiğim 30 dakika bana 30 sene gibi gelir, alnımdan aşağıya soğuk terler dökülür, o akşamın gecesinde uyumaya çalıştığımda titreme nöbetleri gelirdi.

aşk falan olurdu dizide ama o aşklar karın ağrısı gibiydi, böbrek taşı acısı gibi etkilerdi insanı. sıçarım böyle aşkın içine dedirtirdi. şimdi aynı şeyi asi denen dizi yapıyor gene bana.

bir de dizide oynamadan önce yavuz bingöl'ü çok severdim. kasedini falan alırdım adamın. bu rezalet dizide izleyince ve bana tattırdıkları acılara ortak olduğu ve bundan para kazandığını gördüğümde de dayanamayıp o'ndan da soğudum.

son kez söveyim bir daha; bu dizi ayrıca kıraç'ın dizi müziği piyasasına girdiği ilk dizidir. lanet olsun o günlere, lanet olsun onun bayık müziklerine. pöh!

(bkz: zerdali)