zeus ve aşkları

right lane must exist right lane must exist
zeus (mitolojideki) oldukça verimli bir tanrı olduğunu çevresindeki ölümlü ölümsüz her bayana sarkarak, tuttuğunu öperek, öptüğünü doğurtarak göstermiştir.

akıllı ama kıskanç karısı hera tarafından bu aşklarına cezalar verilmiştir.

en korkuncu da, geyiğe çevirdiği ve durmasını engelleyerek sürekli koşturttuğu io'dur ki, öyle böyle değil.
azwepsa azwepsa
platonik aşklardır. zeus yoldan geçen bi kız görür. aşık oldum der. günlerce başı iki eli arasında düşünür, şiirler yazar. sonra bi tesadüf karşılaşırlar otobüste, kampüste... zeus bakar bakar hamle yapamaz. bu arada kızın erkek arkadaşı sahneye girer. bu noktadan sonra gördükleri zeus'un kalbine bir hançer gibi saplanır. o da kendini sarhoşluğa ve sarhoş sarhoş giri girmeye verir. işte budur onun hikayesi...*
troke troke
zeus'un ilk evliliği önce okeanos'un kızı metis(akıl) ile, sonra düzen ve adalet tanrıçası,horaların ve moiraların anası themis ile olur. ardından her üç kharit'i(romalılarda grazia= çekicilik ve güzellik simgesidirler) dünya'ya getirecek olan eurynome gelir.mnemosyne(anı) ile zeus dokuz müzlere (müz müzik sözcüğünün kökenidir) can verir. nihayet kız kardeşi hera ile düğünü olur ki bundan da hebe, ilithya, ares, hephaistos doğar.hera'nın kıskançlığına rağmen zeus'un daha çok kaçamağı olur. io'ya vurulur, karısının öfkesinden kızı esirgemek için onu düve şekline sokmak zorunda kalır. fenike kralının kızı europa, arkadaşlarıyla deniz kenarında takılırken hilal benzeri, altın sarısı boynuzları olan beyaz bir boğa görür ve boğaya biner. boğa tabiki zeus'tan başkası değildir. zeus dalgaların üstüne atılır ve genç kızı girit'e götürür. leda'ya yaklaşmak için zeus kuğu biçimine bürünür. leda'nın tek yumurtasından zeus'un çucukları polydeukes ve helena, ayrıca leda'nın kocası tyndareos'un çocukları kastor ve klytaimnestra doğacaktır. danae ise babası argos tarafından tunçtan bir kuleye kapatılmıştır, tabiki zeus danae'ye ulaşmak için bir yol bulacaktır,altın yağmur olur ve danae'nin zeus'tan doğan çocuğu perseus olacaktır. arada zeus'un daha çok birlikteliği olmuştur. antiope'ye satir kılığına girerek yanaşmış,troya kralının oğlu olan ganymedes'i kartal biçimine girerek kaçırmıştır(hata yoktur ganymedes erkektir)
zeus'un belkide en çok bilinen çocuğu herkül'dür. zeus, miken kralının kızı alkmene'ye aşık olmuş onu kandırmak içinde kocasının kılığına bürünmüştür. herkül'ün zeus'un çocuğu olduğunu öğrenen hera doğduğu andan itibaren herkül ile uğraşmış ve sonunda da onu öldürmüştür.
zeus zeus
mitolojide zeus'a ait bir sürü sevgili/eş ve bu aşklardan dünyaya gelmiş olan önemli tanrılar ve tanrıçalar vardır..

> ölümsüz sevgilileri ve onlardan olan çocukları;
· hera: ares, eileithyia, hephaistos, hebe
· ananke: moirae'ler (kader); atropos, clotho, lachesis
· demeter: persephone
· dione: aphrodite
· eos: ersa
· leto: apollo, artemis
· maia: hermes
· metis: athena
· mnemosyne: muse'ler (aoide, melete, mneme dokuzu sonra calliope clio erato euterpe melpomene polyhymnia terpsichore thalia uania`
· selene: nemean lion, pandia
· themis: astraea, nemesis, horae (1. jenerasyon; auxo, carpo, thallo - 2. jenerasyon; dike, eirene, eunomia - 3. jenerasyon; pherusa, euporie, `orthosie)


> ölümlü sevgilileri ve onlardan olan çocukları;
· aegina: aeacus
· alcmene: herakles
· antiope: amphion, zethus
· callisto: arcas
· carme: britomartis
· danae: perseus
· elara: tityas
· electra: dardanus, iasion
· europa: minos, rhadamanthys, sarpedon
· eurynome: aglaea, euphrosyne, thalia
· himalia: kronios, spartaios, kytos
· iodame: thebe
· io: epaphus
· laodamia: sarpedon
· leda: polydeuces,troy'lu helen
· maera: locrus
· niobe: argos, pelasgus
· olympias: alexander *
· plouto: tantalus
· podarge: balius, xanthus
· pyrrha: hellen
· semele: dionysos
· taygete: lacedaemon
· thalia: palici
· bilinmeyen annelerden: litae, tyche, ate (çok sarhoştum)
sadomasochistic sadomasochistic
tanrıların tanrısı olmasının kudretiyle hem doğal görünüşüyle hem de enkarnayon geçirerek yaptığı çapkınlıklar insanlığın doğuşu ve gelişimi açısından önemlidir. leto ile olan ilişkisi sonucundan meydana gelen artemis ve apollon en dikkat çekenidir. semele den olan dionysos nietzche gibi filozofların feyz aldığı tanrı birçok efsaneye ve dini inanışa da adını verir. leda dan yiğit delikanlı kastor ikizler burcunun temsilcisi olarak efaneleşmiştir. mnemosyneden 9 ilham perisi.. en önemlisi de demeter den persephone mevsimsel döngüyü sağlar ve baharın gelişini müjdeler. birçok tanrıça, yarı-tanrıça ya da insanla olan ilişkisinin insanlığa olan katkılarından dolayı zeus' a minnet borçluyuz..
english motherfucker do you speak it english motherfucker do you speak it
(yunan mitolojisindeki) zeus baş tanrılık kariyerinden önce ve sonra sayısız ilişki yaşamıştır. "sayısız" diyorum, o derece. öyle ki, otuz bin kadınla nasıl birlikte oldum diyebilecek yegane varlıklardan birisidir. belki rocco siffredi, belki de george best bu konuda kendisini zorlar, ama hiçbirinden zeus'un macereları kadar öykü çıkmaz. üstelik, yunan mitotojisinde ensest ve homoseksüel ilişkiler--özellikle tanrılar arasında--yaygın olduğu için zeus sadece otuz bin kadınla birlikte olmamış, araya erkekleri de serpiştirmiştir. ayrıca dünya ahiret bacımsın diyerek kandırdığı nice dişi akrabasına da ilginç anılar yaşatmıştır. **

peki bu kadar varlığı nasıl yatağa götürebilmiştir kendisi? işte işgüzar muhabirimiz thecrimson'ın zeus'la canlı yayında yaptığı, zeus'un olay açıklamalarına sahne olan röpörtajı:

________________

thecrimson: iyi akşamlar sayın seyirciler, ve iyi akşamlar haşmetli zeus. fazla vaktinizi almak istemiyorum, doğrudan konuya gireceğim. nedir yataktaki başarınızın sırrı?

zeus: şimdi... öncelikle, çok çalışıp yeterli sayıda kavga, dövüşe girip çıktıktan sonra baş tanrı oldum. kolay mı baş tanrıya, olimpos'un, gökyüzünün, fırtınaların efendisine "bu gece olmaz, başım ağrıyor." demek? tuttuğumu...

thecrimson: aman efendim, canlı yayındayız. 70 milyon bizi izliyor. rtük falan...

zeus: ehem, neyse. ayrıca bildiğiniz gibi biz olimpos tanrıları atalarımız titanların aksine istediğimiz gibi kılık değiştirebiliyoruz. bu kılık değiştirme yetisi başarımdaki en büyük ikinci etmendir. buna bağlı olarak üçüncü avantajım ise insanların saflığıdır. evet efendim; çok safsınız genel olarak. şu anlatacağım örneği dinleyin ve saf olmadığınız söyleyin bana?
bir keresinde olimpos'ta sıkıldım, bizim hatun hera da çok konuşuyordu evde. "şöyle bi' gezeyim dünyayı, ne var ne yok?" derken bir ölümlü kız gördüm ki, anlatamam... hemen yakışıklı, üçgen ficutlu, edeleli bir erkek kılığına girip gittim yanına. ormanlık alan, her şey müsait... önce adını öğrendim: callisto'ymuş. neyse, öyle böyle derken tam sevişme konusunda ikna ettim kendisini, bu tutturdu "olmaz" diye. "neden hayatım?" dedim. "ben artemis'e tapıyorum. bu güzide tanrıçamızın takipçileri bekaret yemini ederler; çünkü artemis de bakiredir. dolayısıyla kimselerle sevişemem ben. üzgünüm." demesin mi? tepem attı. hemen artemis'in kılığına girdim. saf kız inandı benim artemis olduğuma. kızı tuttuğum gibi...

thecrimson: canlı yay-

zeus: eeh! canlı yayın canlı yayın! s.kerim ulan! şansını zorlama! biraz daha konuşursan kuma olarak alırım seni, ona göre.

thecrimson: en son callisto diyordunuz efendim? *

zeus: ha işte, neyse, yatağa girdik. gerisi malum. amma velakin, bizim hera bu kızdan fena halde işkillendi. kendisi çok kıskançtır; aynı zamanda evlilik tanrıçası da olduğu için hiç sevmez böyle aldatılma hikayelerini. baktım olmayacak, arkamda iz bırakmayayım diye kızı kocaman bir ayıya dönüştürdüm.

thecrimson: ayı?

zeus: ayı. bildiğin. amma velakin hera anladı durumu. baktım hera yanına artemis'i de almış, ayının peşine düşmüş, "bir şeyler yapmak lazım." dedim. artemis av tanrıçasıdır; ayıyı görse affetmez, 3 kilometreden okuyla indirir ayıyı. ok kullanma konusunda artemis ikiz kardeşi apollo'yla beraber bir numaradır. ee, onlar da benim çocuklarım, tabii ki keskin nişancı olacaklar! şimdi yeni nesilden bir çocuk var, o da iyi ok atıyor gerçi. legolas mıydı, neydi adı? sarışın, parlak bir şey. bak iyi oldu bunu hatırladığım, bir ara onu da ziyaret edeyim... neyse, ne diyorduk?

thecrimson: ayı.

zeus: heee, ayı. baktım ayıyı kovalıyorlar, bunu alıp bir yıldız takımına dönüştürüp gökyüzüne astım. şimdilerde görenler buna büyük ayı diyorlarmış, oysa ki kimse ondan şüphelenmesin diye yıldızları bir cezve şeklinde asmıştım. herhalde ormanda pan falan gördü beni, oradan yayıldı dedikodular. neyse, geçti gitti.

thecrimson: peki. bu arada, legolas demişken, bi' ganymede vardı sahi, ona ne oldu? malum, kendisi parlak bir delikanlıydı? bu aralar erkeklerle de adınız sık sık geçiyor?

zeus: anlatayım efendim. şimdi bu ganymede için "çobanmış, oy hakkı olmamalıymış aslında." gibi söylentiler mevcut ama aslında kendisi benimle tanışmadan önce truvalı bir prensti. görsen ama, bir elleri var, yumuk yumuk... neyse, bu bir gün kırlarda dans ederek dolaşıyordu. bunu böyle görünce kendi kendime "ibne lan bu." dedim. e, güzel de bir delikanlı ya, hemen bizim kartallardan birini yolladım ve olimpos'a getirttim bunu. tam kartal bunu kaparken bir de en şiddetlisinden poyraz çıkmasın mı? kimse görmedi ganymede'yi kaçırdığımı, iyi oldu böyle. amma hera yine süphelendi durumdan. "aşkım bu delikanlı kim?" diye yanıma gelmesin mi? ne diyeceğimi bilemedim, birden ağzımdan "saki bu saki." sözleri çıktı. fakat böyle söylediğim iyi olmuş; hem çocuğa içki ve yemek taşıtmış olduk, hem de kendisi rahat rahat odama girip çıkmaya başladı. bir taşla iki kuş, anlıyor musun?

thecrimson: anlıyorum efendim. kuş demişken, bir kuğu şekline bürünüp leda'yı baştan çıkardığınız doğru mu peki?

zeus: ne sandın yarraaam?! * olm, bu çok komikti lan! dur anlatayım: bir gün haberlerde gördüm ki leda sparta kraliçesi olmuş. kendisi hep beyazlar içinde gezermiş, bir kuğu gibi olduğunu düşünürmüş. "nasıl yaklaşsam da leda'yla sevişsem?" diye düşünürken aklıma çok çılgın bir fikir geldi: "kuğuya dönüşeyim lan?" dedim ve dönüştüm de. gerek uçarak, gerek fıtı fıtı koşarak sparta'ya geldim. sarayın bir hizmetçisi buldu beni. "enee, ne güzel bir kuğu. hanımım bu hediyeye bayılacak." dedi ve boynuma pembe bir kurdele takıp beni leda'ya hediye etti. tamam, pembe kurdele kısmı benim için hiç komik değildi ama ne yaparsın, şartlar... leda beni çok sevdi, ama ben onu daha da çok sevdim... bir kuğu olarak hoş bir performans gösterdiğimi düşünüyorum şahsen. öyle ki ben gittikten sonra leda benden 4 çocuk doğurmuş, ama hani kuğuydum ya ben, leda da çocukları yumurta halinde doğurmuş ve kuluçkaya yatmış sonra. gerizekalı... neyse, gerisini olimpos bülteni isimli tırt bir gazetede okudum; yumurtaların birisinden iki yiğit delikanlı çıkmış, birisine kastor, öbürüne polydeuces* demişler. eh, babaları baş tanrı olunca çocuklar da pek kuvvetli iki kahraman olmuş. diğer yumurtadan--ki asıl olay burada--iki tane birbirinden güzel kız çocuğum olmuş. sen sormadan hemen söyleyeyim, kendi kızlarımla genelde sevişmiyorum. neyse, kızların birisi sonradan tüm yunanistan'ı savaşa sürükleyecek olan helen; diğeri de aynı savaş sırasında kocası agamemnon'u aldatan klytaimnestra. bu macera da böyle bitti, allahtan hera'ya hiçbir şey çaktırmadım.

thecrimson: peki efendim, 70 milyonun özellikle merak ettiği bir soruyu da sorduktan sonra programı bitireceğim. herkül'ün babası cidden siz misiniz? öyleyse nasıl oldu bu iş?

zeus: al işte, insanların ne kadar saf olduğuna bir örnek daha. şöyle ki, teleskop buldum bir tane, olimpos'un yamaçlarından aşağı bakıp kızları inceliyordum. derken alkmene isminde bir kızı gördüm. güzel desen güzel, zarif desen zarif... bekardı üstelik. tam "işte budur." diyerek kızın yanına inecektim ki, "bu kızda nazar var ayol." diyen kocakarılar o akşam apar topar amphitryon diye bir adamla evlendirdiler kızı. ölür müsün öldürür müsün?! çok sinirlendim, şimşekler çıktı gözümden. sonradan baktım ki amphitryon askerliğini yapmamış daha; kendi kendime "bu askere gider yakında. o zaman görüşürüz." dedim. hakikaten daha bir haftaları dolmadan askere gitti adam. "ehe ehe" diye güldüm, ve amphitryon'un kılığına girerek alkmene'nin kapısını çaldım. "aa, aşkım? askere gitmemiş miydin sen?" diyen alkmene'ye "çürüğe çıktım ben. torpil..." diye cevap verdim ve içeri girdim... gerisi malum. neyse, böyle bir gece geçirdikten sonra "ben bi' hava alayım hayatım." diyerek çıktım evden. amma velakin gerçek amphitryon da o akşam çürüğe çıkıp eve dönmüş, ve o gece de o alkmene'yle yatağa girmiş. 9 ay sonra olanlar başıma epey iş açmadı değil... iki tane çocuk doğurdu alkmene; birisi benim oğlum herkül** , öbürü kocasından olan iphikles. herkül doğar doğmaz "zeus'a inanmıyorum ama bir enerji var" diyen hera, herkül'deki tanrı enerjisini hissetti ve bu işin benim başımın altından çıktığını anladı. hasetinden çatlayan hera, herkül'ü öldürmek için iki kocaman yılan yolladı ama bizim oğlan, o küçücük boyuna rağmen, yılanları tuttuğu gibi öldürdü... sonra hera...

thecrimson: efendim, bize ayrılan sürenin sonuna geldik. bu güzel sohbetiniz için teşekkürler. başka bir yayında görüşmek üzere.

zeus: bizim hera, herkül'ün başına epey çorap örmüştü, ama onları da sonra anlatırım artık. ayrıca anlatmadığım bir sürü maceram var, onlar da başka zamana kalsın. yalnız gitmeden önce bir şey soracağım, sizin şu sunucu kızın adı ne? pek güzelmiş kendisi?

thecrimson: e... tanımıyorum efendim, kusura bakmayın.

zeus: olm öyle yapma lan, tanıyorsundur. en azından kızın msn'ini versene bana?

thecrimson: efendim hala yayındayız, sonra konuşalım. evet sayın seyirciler, zeus'un açıklamaları olay yaratacak cinsten. bakalım hera'dan bunlara karşılık bir açıklama gelecek mi? az sonra... thecrimson, olimpos.

zeus: kız msn i...