zıkkımın kökü

3 /
x sentos x sentos
güzel ülkemde bol bol yetiştirip,yetmiyorsa ithal edip,toplumumuzun büyük bir bölümüne her sabah,öğle ve akşam aç karnına zorla yedirilmesi gereken şey. ha bu da işe yarar mı,yeter mi ayrı mezuu.
faruk faruk
bir yerinde baloncu muzo'yu fena kandırıyordu. elinden kaçan uçan balonları ağacın dallarına dolanan adam muzo'dan yardım istiyor, muzo da hiç karşı çıkmadan ağaca tırmanıp tüm balonları topluyor adama. birisi hariç. o balonda ağacın en tepesindeki dala takılmış. yani çocuk yaştaki birinin alması imkansız bir yerde. neyse balonları adama teslim eden muzo en azından beleş bir iki balon alacağını zannediyor ama baloncu uyanık. ağacın tepesini göstererek senin payın orada diyor. çocuk aklı işte. yine de balonum oldu diye seviniyor muzocan. ağacın yanından ayrılmıyor epeyce ve gelen gidene bak bu benim balonum diyerekten caka satıyor.
isteoyledegil isteoyledegil
muzaffer izgü'nün hayatının anlatıldığı türk sinemasının bana kalırsa şeffaflığı gibidir film.
muzo'nun darı var darısından, mektuplara. artık sana karpuz almayacağımdan, lastik pabuçlarıyla suda yürümesi. küçük mutluluklar.
aşklaryalandöngelbebeğim aşklaryalandöngelbebeğim
zıkkım kuranda geçen zakkum ağacının dünyada kelime meteforuna uğramış hali.
zakkum kafirlerin cehennemde besleneceği irine ek olarak bir ağaç.

israiliyat olarak çok fazla şey var hakkında mesela kara kuru bir ağaç olduğu işte cehennemliklerin güya altında dinleneceği bla bla bir sürü şey.
dalları biçimselleştirilerek anlatılıyor falan.

annelerin zıkkımın dibini ye demeden düşünmesi gerek artık söylerken farkına varmadığımız o kadar değişik şeyler var ki kökenlerini bilsek der miyiz acaba?
3 /