zindan adası

jeuxahs jeuxahs
her izleyişimde farklı şeyler uyandıran, her defasında farklı bi detay yakaladığım film. kesinlikle tek izlemeyle anlaşılabilecek bi film değil. çok yönlü ve yorumlara açık.
cyrano bergerac cyrano bergerac
i̇lk defa aynı filmi hemen tekrar izlediğim filmdir. sonu halen tartışmalıdır. ve gelelim yazma nedenime, eh orası da spoiler kısmında işte..

-- spoiler --

ben adamımızın hasta olmadığını, deney faresi olduğunu düşünen taraftayım. onun için filmi tekrar izledim ve aşağıdaki ayrıntıları saptadım.

1. i̇stihbarat örgütleri bir psikiyatra neden danışır ki? cümlesi...

2. adamımız adaya gelip de prof ile ilk görüşmesinde, tablolara bakıp akıl hastalıklarında geçmiş uygulamaları anlatırken bir es vererek " ... hatta boğulana kadar" deyip adamımıza manalı bir bakış atması. sonra da "başaramasak bile hayatlarında en azından bir nebze huzurlu olmalarını sağlıyoruz" demesi.

3. kaybolan kadını anlatırken "3 çocuğunu boğduğu" hikayesi anlatılıyor ama adamımız buna 2. dünya savaşı anılarındaki bir kareyi hatırlattığı için baş ağrısı tepkisi veriyor. akıl hastasının buna daha abartı bir tepki vermesi ya da en azından soğuk ter dökme gibi bir tepki vermesi beklenirdi.

4. bu sahnede prof'tan ilk ilacını alıyor. ha bir de gemide sözde ortağından sigara almıştı ve sigaranın "cebimde olduğundan emindim" diye eklemişti.

5. yaşlı prof ile atışırken aksanından onun alman olduğunu anlamıştı. aynı şekilde ortağının da aksanından portlan - seatlle çelişkisini çözmesi bu konuda gayet yetenekli olduğunu gösteriyor.

6. rüyasında karısını gördüğünde ateş var, küller yağıyor, karısı küle dönüşüyor, ama karnından kanlar da akıyor.

7. işığa duyarlılığı ve halüsinasyonları hem değişiyor, hem artıyor.

8. aslında baştaki halüsinasyonları karısı ile ilgili, ama sonradan yavaş yavaş savaş da işin içine giriyor ve artmaya başlıyor. halüsinasyonlara çocuklar dahil olmaya başlıyor.

9. prof'un deniz fenerinde manidar bir şekilde "neden sırılsıklamsın bebeğim" demesi artık gizlemeden atağa kalkacağının göstergesi.

10. göl sahnesinde çocuklardan yalnızca kızın yüzü gösteriliyor ve en çok da onunla ilgileniyor. zira insan hiç tanımadığı birinin yüzünü her seferinde hayalinde aynışekilde kurgulayamaz. bunun için de sadece kızın yüzünü hatırladığından onu hayalinde canlandırabiliyor. önceleri karısı ile başlayan halüsinasyonlara önce kız ve sonra da 2 çocuk daha dahil olup nihai hikaye tamamlanıyor.

-- spoiler --
freeit freeit
bu bir modern dünya eleştirisidir. farklı insan davranışlarını önce "anormal" sonra da "hastalık" olarak (ki senaryoda buna gönderme yapılmış) gören modern dünya ve onun bilgi disiplinleri bilgi (tıp-klinik) ve güç (devlet-cezaevi) ortaklığından hareketle dünyayı insan için bir adaya o adada yaşayanları da kliniğin fareleri haline getirir... insan formundaki fareler bu durum içinde kendilerini anlamlı hayatı da yaşanılır kılabilmek için tek kurtuluş yoluna başvururlar... normalliğin sınırlarını zorlamak. farelerin normalliğin sınırlarını zorladığı yerde gerçek ve gerçek dışılık arasında büyük bir paradoksi ortaya çıkıverir. modern insan bu durumu farkedenlere şizofreni teşkisi koyarak tekrar normalliğin dışına atar....oysa normalliğin sınırını zorlamaya çalışan herkes gerçeklikle bağını koparmış birer fare olarak, başkalarının yazdığı bir alın yazısını oynar. bundan başarılı çıkanklara sistem borkodlama yapar ve adına kariyer der. biz de mutlu oluveririz. neyse... (bkz: foucault)'cu bir yaklaşımla bu böyle...bence.
godotyubekleyen godotyubekleyen
i̇zlerken ortalarına doğru gelene kadar zevk alamadığım, sonrasında olayı çözdükten sonra anlamlandırabilmemle sevdiğim filmler kategorisine terfi eden, beyin yakan bir film oldu. şundan dolayı anlamlandırmam zor oldu. sürekli halüsinasyonlar, rüyalar, flashback vardı. bununla beraber envai çesit psikolojik rahatsızlık. aslında tüm bunlar filmi zengin yapan unsurlar.