zolf

demesterizasyon demesterizasyon
mohsen namjoo parçasıdır. parçanın türkçe meali:

saçivi yele savurma benide yele savurursun
naz yapmaki nazinla benide evelden yapiyorsun
başkalarila mei(şarab) içmeki benim ciyerim kanamasin
isyan etmeki ben feleke isyan ederim
saçivi buruk yapmaki ben kenive balgtirsin

başkalarina yar olmaki ben kendimden geçerim
bu hayatin gamin çekmeki beni ozersin
yuzuve her zaman ferah tutki ben gulere bakmayim
her zaman ayakda olki çinarlara bakmayim
her mahfelin şemi olamaki beni yandirarsin
her kesi yad elemeki seni unuturum
şehirde şohre olmaki daglara baş alip giderim
şirrin gibi olmaki ben farhad olurum
aci bana ve sesimi duy
ki haykirişimin sesi asefin tuprakina yetişmesin
yalan olur agerki hafiz senin hicranindan bika
ben senin zindaninda oldugum gunden ozgurum
bilgehan çelebi bilgehan çelebi
mohsen'in sareban'dan sonra alıp götüren bambaşka bir eseri daha. ayetullah'ların elinde marjinalleşen iran'a üzülüyorum böyle eserlerle karşılaşınca; dil, sanat, sinema yazık oluyor bu kadim topluma/medeniyete/irfana ...

edit: 20.yy da beni en çok heycanlandıran şey 1979 devrimi' dir; lakin molla diktası çürüdü artık. kasıt budur.
die for morrison die for morrison
siz hiç ilik oldunuz mu? ben oldum. bir gün bu şarkıyı dinliyordum omurlarımdan çekildi iliklerim, dikildi tüylerim ve ben kirpi oldum.

siz hiç öpmeye kıyamamak gibi bir bebeği, dinlemeye korktunuz mu bir şarkıyı? ben korktum. korku oldum. ama dinledim. sakalları vardı bebeğin gözüme battı. kör oldum.

ah insanlar bir bilseniz kaç acem tayı çatlattım uçsuz bucaksız çöllerde, kaç öykü eskittim, kaç ton çöl kumu yuttum. kaç tel saç ağarttım.

buna vardım. az soluklanayım. ciğerlerim, dalağım ağrıya ağrıya oturayım. damağıma yapışmış dilimin varlığından kuşku duyarak ölmeyi bekleyeyim. "başkalarına yar olma ki" diyeyim, olmasın umayım.

sonra içinde binbir tanımı ve tadı saklayan bu şarkıya, "sen olmasaydın, sen olmasaydın alemleri yaratmazdı" diyeyim. bu kadar da ileri gideyim. "çünkü sen" diyeyim, "sen güneşten önceki son bulutlar gibi bir şarkısın." eksilmesin, eksilme. hepsi artsın.
premium vivere premium vivere
çok uzun zamandır, o kadar çok uzun zamandır ki; neredeyse ömrümün yarısı kadar uzun zamandır şarkıların kliplerini izlemiyorum. kafamdaki algının dağılmasını yönetmenin beni başka duygulara yöneltmesini istemiyorum.

geçen gün keyifsiz bir ortamda youtube üzerinden bu parçayı açtım. bakacak yer bulamayıp klibi izlemeye başladım ve bir aşk müziği olduğunu farkettim. oysa benim için bu parçadaki isyan savaşlara, katliamlara ağıt gibi geliyordu. bu parçayı dinlerken yönetmen olmak ve hiç klip izlemesem de klip çekmek istiyordum.

zigana tünelinden karadeniz e aşmışız. masmavi bir gökyüzü bardaktan boşalırcasına yağarken griye dönüyor. mohsen ağabeyimiz ağzına dolmakta olan yağmurla bağıra bağıra söylüyor söyleyeceğini. arkadan iran ırak savaşı, nazi almanyası, hiroşima görüntüleri geçiyor. insanlık ağlıyor.

iyi ki yönetmen olmamışım. çünkü o gün bakmadığım karelerde müziğin ruhundan anlayan bir kadın ağlıyordu. benimle savaştığı için...
one more cup of coffee one more cup of coffee
hayatımı süsleyen en kalite şarkılardan biri... ne yazık ki 29 yıllık hayatımın son 2 haftasında tanıştım. insanı acem diyarlarına sırtında çantası ile basıp gitmeyi istetiyor.

dey diley....
engebe engebe
mohsen namjoonun yorumladığı muhteşem eser
şarkıyı dinledikten sonra gaza gelip hoşlandığım kıza yürüdüm aktım gittim haykırdım

sonuç: 1 paket marlboro bitmek üzere
armagnac armagnac
bir hafız-i şirazi gazeli.

mohsen namjoo
(bkz:
)

saçlarını rüzgarda savurma, beni berbad etme
naz edip de varlığımı kökünden sökme

şehre şöhret olma, beni divane edip dağlara düşürme
şirin işvelerini gösterip beni ferhat'a çevirme

ellerle mey içme, ciğerim delip meyden kızıl kanatma
yüzün benden çevirme, feryadımı göklere yükseltme

zülfün döküp beni mahvetme, lülelerine mahkum etme
çehreni o kadar güzelleştirip de beni berbad etme

güller açsın yanağında, vazgeçeyim gülden
boyunu göster de geçeyim servinin seyrinden

dostken el olup beni kendimden geçirme
ağyarın gamıyla gamlanıp beni kederlendirme

zülfün döküp beni mahvetme, lülelerine mahkum etme
çehreni o kadar güzelleştirip de beni berbad etme

saçlarını rüzgarda savurma, beni berbad etme
naz edip de varlığımı kökünden sökme.
yanlış bir öyküdeyim beni yeniden yaz yanlış bir öyküdeyim beni yeniden yaz



şu halini dinlemek, canım sıkkınken bütün notalar içime sızıp, bütün duygularımı sönümlendiriyormuş gibi hissettiriyor. her notayı içimde , göğsümde hissediyorum.

geçen gün bir fragmanda duydum. üzüldüm açıkçası ortalığa saçıldığı için.