zombi filmleri

1 /
radiance radiance
hayatımda izlediğim ilk porno film bu kategoride inceleniyor. ismi zombilerin dönüşü idi. cd denilen dalganın henüz icad edilmediği, vhs döneminden kalma bu güzide filmde zombilerden kaçan gençler mezarlıklarda sikişirdi. ("mezarlıklarda sikişirdi" kısmı ahmet kaya şarkısı gibi oldu ya neyse).

film incelemesine devam edersek eğer eskiden işte ısırdı, o da zombi oldu falan yoktu. o dönemin zombileri ısırmaz, sikerdi özetle.

filmin isminden yola çıkarsak eğer "zombilerin dönüşü" söz konusu. yani daha önce de bir posta gelmişler, şimdi ikinci postayı atıyorlar. tabii yıllar içinde zombiler de değişti. eski niteliklerini kaybettiler. sırf ısırmaktır, manyak davranışlar sergilemektir falan. eski zamanın zombileri tembeldi. şimdikiler sürüne sürüne yürümeyi bırakın utanmasa uçacak orospu çocukları.

bu kadar yazının özeti şu:

eskiden sinema daha güzeldi. şimdi hollywood falan çok boktan. entelektüel bir insanım.
arthur vandelay arthur vandelay
aralarındaki tek farkın, zombilerin koşma kabiliyeti olan filmler. bütün zombi filmlerini düşünürsek, 2ye ayrılıyorlar, koşamayan zombili filmler ve koşabilen zombili filmler. koşabilen zombili filmler, zombilerin fiziksel üstünlüğü sebebiyle daha aksiyonlu geçerken, koşamayan zombili filmlerde ise, film, ana karakterlerin duyguları ve insanlıkları üzerine yoğunlaşıyor. galiba koca zombi filmi sektörü bu şekilde özetlenebilir.
madammad madammad
şu hayatta hiç birşeyden korkmam ama zombiden inanılmaz tiksinip korkuyorum.
filmlerini izlerim izlemesine ama günlerce uyuyamam camdan dışarı bakamam, akşam sokağa çıkamam. çok saçma, evet, ama yapamıyorum işte.
velettimaminoldum velettimaminoldum
çok ilginçtir ancak benim de içinde bulunduğum ciddi bir hayran kitlesi olan filmlerdir.

bu hayran kitlesinden biri olarak diyebilirim ki zombi filmleri hala istediğim kadar çok değil piyasada ancak yine de son zamanlardaki artış neticesinde artık kategorilendirmek mümkün oluyor. ilk olarak çekim tekniğinden bahsedersek, cloverfield ile iyice ünlenen el kamerası çekim tekniğinin ardından gelen rec filmi ile bu sektör iyice tavan yaptı ve zombi filmleri de bundan nasibini aldı.

el kamerası ile çekilen filmlerde genellikle zombiler anlık görünür. toplu çekimlere pek rastlamayız, daha çok fırlama sahneleriyle karşılaşırız. ben kendi adıma her ne kadar bu tarz filmler korkutucu olsa da yine de genel kamera ile çekilmiş zombi filmlerini tercih ederim. nedense atmosfer daha iyi yansıtılmış gibi geliyor genel açıdan izleyince.

normal kamera ile çekilen filmlerde de daha önce de bahsedildiği gibi temel fark koşan zombiler ile hantal zombiler. ancak fark sadece bunlarla sınırlı kalmıyor, kendini geliştiren zombiler, aptal zombiler, ayrıca mutasyona uğramış yaratıklar sadece zombiler olmak üzere de farklı temaların olduğu filmler de mevcut.

kendi kolonisini sahiplenen, akıllı olan, bir süre sonra insan gibi davranan zombileri en basit örnek olarak i am legend filminde görebiliyoruz mesela ki nefis bir filmdir kendisi. diğer taraftan sadece salak salak dolaşan zombi temalı filmler daha ağırlıklı diyebiliriz sanırım.

ayrıca çoğu zombi filminde zombiler ve yaratıklar insanlarla sınırlı iken, mesela türün öncülerinden ve en babalarından olan resident evil serisinde sadece zombiler değil aynı zamanda mutasyona uğramış yaratıklar da mevcuttur ki bunlar çok daha güçlüdür. son resident evil afterlife filminde de müthiş bir sahne vardı zaten hatırlarsanız.

bunların ötesinde benim için asıl efsane zombi filmleri 28 days later ve 28 weeks later filmleridir. şehirlerin boş olma atmosferleri, zombilerin çok daha hırçın ve tehditkar olmaları, salgının bir yerde başladığında çok hızlı bir şekilde yayılması, insanların durumlarını anlatışı bakımından 28 days later ne kadar güzelse bana kalırsa aksiyon bolluğu, müzikleri, sahneleri, gerilimi ve atmosferiyle 28 weeks later da o kadar güzel. işte bu nedenlerle bu iki film benim için apayrı yerleri olan filmlerdir.

bir de zombi temasını ele alıp aynı zamanda biraz abartıyla beraber komediyi de bizlere sunan yapımlar da gayet güzel bana kalırsa. zombi filmleriyle dalga geçmek değil bu tarz filmlerin amacı. korku ile espriyi bir arada sunmak. buna da en iyi örnek zombieland ve shaun of the dead verilir herhalde.

işte tüm bunlar ile beraber açıkçası the walking dead bizlere ilaç gibi geldi. 6 bölümde biten ilk sezonundaki ağır ama sağlam tempo, kaliteli şehirler, makyajlar ve zombiler gerçekten tatmin etti.

sonuç olarak, başta da dediğim gibi bu türün ciddi manyakları var. hatta sanırım bu türün manyakları olarak ileride birgün böyle bir olayın yaşanacağından da eminiz. hatta kıyametin bile bu şekilde start vereceğini düşünen manyaklarımız ki ben de dahil az değil.
odaklayamayan kamera odaklayamayan kamera
izlemeyi seviyorum kim ne derse desin. 28 hafta sonra izlediklerim arasında güzeldi, ingiliz filmlerini zaten sevdiğimden biraz da bu sebeple kıyak geçmiş oldum aslında.
eğlenceli zombi filmi için de favorim zombieland'dır.
bihaber bihaber
seneler önce -ki bu dönem çocukluğuma denk gelir- izlediğim bir filmde ağaçlar bile zombi oluyordu, zombi olduktan sonra bir kadına tecavüz ediyorlardı. hiç ağaç kadına tecavüz eder mi lan? izlediğim son zombili film oldu zaten.
1 /